banner583
banner590
banner529
banner570

“Bu sefer farklı olmalı”

banner476

BM Genel Sekreteri Guterres, adada iki tarafı ve garantör ülkeleri en yakın zamanda gayriresmi bir 5+1 toplantısına davet etme niyetinde olduğunu belirterek “Bu sefer farklı olmalı" dedi

“Bu sefer farklı olmalı”

banner601
Özlem Şahin ŞAKAR-New York
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, adada iki tarafı ve Garantör ülkeleri 2021 yılı içerisinde elverişli olabilecek en yakın zamanda gayriresmi bir 5+1 toplantısına davet etme niyetinde olduğunu belirterek “Daha önce de söylediğim gibi bu sefer farklı olmalı, bu gayrıresmi 5+1 toplantısı, ortak vizyonun gerçek derecesinin netleştirilmesine ve ileri adımların planlanmasında gerekli adımların belirlenmesine yardımcı olacaktır” dedi.
Kıbrıs’taki BM İyi Niyet Misyonuna ilişkin hazırladığı son raporunda, Guterres  geçen zamanın aleyhte çalıştığına da işaret ederek “Açık söylemeliyim ki,  geçen zaman, Kıbrıs’ta ortaklaşa kabul edilebilecek siyasi bir anlaşma aleyhine çalışmaktadır. On yıllardır devam eden mevcut durum (statüko) sabit değildir. İki toplum, aralarındaki anlaşmazlıkları barışçıl, aktif şekilde ve kararlılıkla çözmek için yeniden irade göstermezlerse, sahada dönüşü olmayan değişiklikler olabilir” dedi.
BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine “ön rapor” başlığıyla gönderilen ve adada 19 Haziran 2020-18 Aralık 2020  tarihleri arasında yaşanılan önemli gelişmeler ile BM’nin adadaki İyi Niyet Misyonu faaliyetlerine yer verilen raporda,  BM yetkilisi Jane Holl Lute’un Genel Sekreter adına  taraflarla son dönemde yaptığı istişarelerden de sözedildi.  Genel Sekreter ayrıca Kıbrıs’taki geçici BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) faaliyetlerini ele aldığı ikinci bir raporu da Konsey üyelerine sunarak gücün görev süresinin 31 Temmuz 2021’e kadar 6 aylığına uzatılmasını tavsiye etti.
BM Güvenlik Konseyi’nin bu ay sona ermeden, büyük ihtimalle 28 Ocak’ta, hem Genel Sekreterin İyi Niyet Raporunu, hem de Kıbrıs’ta görev yapan geçici BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) faaliyetlerini ele alan raporunu ele alıp değerlendirerek bir karar alması ve bu ay sonunda görev süresi dolacak UNFICYP’in görev süresini altı aylığına uzatması bekleniyor.
İKİ TOPLUM DA GİDEREK İÇE KAPANIYOR
Raporun başlangıç bölümünde, Genel Sekreter en son yazdığı Kıbrıs İyi Niyet Misyonundan bu yana Kıbrıs’ta çözüm bulunması olasılığına dair adadaki kamuoyundaki güvenin daha da azaldığını, medyanın sürekli hem adada hem de Doğu Akdeniz bölgesinde devam eden gerilimlere odaklandığını belirtti. Raporda bu dönemde hem pandemi hem de  iki toplumun kendi içlerinde de devam eden anlaşmazlıklar ve kutuplaşmalar sonucunda daha da içe dönük bir hale geldikleri belirtildi. BM raporunda, 2017’de sonuç alınmadan sona eren BM Kıbrıs Konferansının ardından müzakere yapılmamasının da adadaki siyasi gerilimi daha da arttırdığı yorumunda bulunuldu.
TATAR’IN “EŞİT EGEMENLİK TEMELİNDEKİ YENİ FİKİRLER VE YAKLAŞIMLAR” ÖNERİSİ KAYDEDİLDİ
Kıbrıs Türk tarafında Nisan 2020’de yapılması öngörülen liderlik seçiminin pandemi nedeniyle ertelenerek Ekim ayında yapıldığı ve yeni lider Ersin Tatar’ın ikinci turun sonunda 18 Ekim’de Kıbrıslı Türkler’in yeni lideri olarak seçildiği hatırlatıldı. Tatar ve Rum líder Nikos Anastasiadis’in 3 Kasım 2020’de Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı Elizabeth Spehar’ın liderliğinde ilk gayriresmi görüşmelerini yaptıkları belirtilen raporda, bu ilk görüşmenin gayriresmi iştişarelere başlangıç olması nedeniyle bir fırsat yarattığı ve tarafların gayriresmi bir 5+1 toplantısı yapılması yönünde irade bildirdikleri anımsatıldı. Ancak raporda bu ilk görüşmenin ardından Anastasiadis’in medyaya yaptığı açıklamada, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temelinde 5+1 görüşmesine katılmak isterken, Tatar’ın basın açıklamasında ise  Kıbrıs sorununun çözümünde artık “yeni yaklaşımlar” sergileme zamanının geldiğini belirterek 5+1 toplantısının, Türk tarafının “eşit egemenlik” kavramından istifade ederek “yeni fikirler” ileri sürmesi yönünde önemli bir fırsat teşkil ettiğini belirttiği kaydedildi.
MARAŞ
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs’taki BM İyi Niyet Misyonuna ilişkin hazırladığı son raporunda, Maraş’a ilişkin son dönemde yaşanan gelişmelerden de sözetti. 6 Ekim 2020’de Maraş’ın sahil kısmının açılmasına yönelik Ankara’da yapılan açıklamanın ardından kendisinin de  açıklama yaparak gerginlik yaratacak tek taraflı adımlardan kaçınılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Guterres, 8 Ekim’de Maraş’ın sahilinin bir kısmının açılmasının Rum tarafında  protestolara yol açtığını ve Rum liderliğinin konuyu BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK)  gündemine getirdiğini anımsattı. BMGK’nin 9 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamada, “Bu hareketten geri dönülmesi çağrısında bulunulmaktadır” denildiği ve “Maraş’ın statüsüne ilişkin olarak BM Güvenlik Konseyi kararlarına (1984’te alınan 550 sayılı ve 1992’de alınan 789 sayılı kararlar) uygun olmayan hiçbir harekette bulunulamayacağının” vurgulandığı hatırlatıldı. Raporda 15 Kasım’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ersin Tatar ile birlikte Maraş’ı ziyaret ettiği ve bunun yine protestolara yol açtığı da hatırlatıldı.
Raporda, Genel Sekreter, BM’nin Maraş konusundaki tutumunda bir değişiklik olmadığını ve bu tutumun  da ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda olduğunu belirtti. Raporda  “Genel Sekreter, adada gerilimi kışkırtacak ve diyaloğa dönüşü ya da gelecekteki  müzakerelerin başarısını zayıflatacak  tek taraflı hareketlerden kaçınılması gerekliliğini vurgulamakta ve tarafları diyaloğa davet etmektedir  denildi.
 
Kıbrıs ve çevresinde hidrokarbonlara ilişkin yaşanan gerilimlerin bu dönemde daha da arttığını belirten Guterres, gelişmeleri de “yakından ve derin endişeyle” izlediğini belirterek bu gerilimlerin ilgili taraflar arasındaki ilişkileri daha da bozduğunu ve hem bölgede hem de bölgenin ötesinde kötü sonuçlara neden olabileceğini vurguladı.
30 Ekim’deki (İzmir) depreminin ardından bölgede ilgili taraflar arasında  (Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum ve Türk tarafları) görünen dayanışma ifadelerinin iyi bir jest olduğu, ama kalıcı olmadığı belirtilen raporda, bölgede giderek artan olumsuz bir havanın olduğu ve bu havanın etkilerinin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’in ötesinde de hissedildiği vurgulandı. Bu kapsamda Genel Sekreter tüm taraflardan gerilimi yatıştırmada ciddi çaba sarfetmelerini istediğini belirterek ilgili taraflara geriliminin tırmanmasından kaçınmaları ve bölgesel diyalog ve işbirliğine girmeleri çağrısında bulundu. Genel Sekreter bu raporda da yine, “Kıbrıs ve çevresinde bulunan doğal kaynaklardan iki toplum da yararlanmalı ve hidrokarbon konusu Kıbrıs’a artık daha fazla gecikmeksizin kalıcı bir çözüm bulunması için güçlü bir teşvik unsuru olmalıdır” dedi.
-İstişarelerin Durumu-
Raporun BM üst düzey yetkilisi Jane Holl Lute’ün Genel Sekreter adına taraflarla sürdürdüğü istişarelerin durumu bölümünde, Lute’ün 30 Kasım-2 Aralık 2020 tarihlerinde adaya sekizinci ziyaretini yaptığını, 1 Aralık’ta iki liderle ayrı ayrı görüşmelerde bulunduğunu, aynı zamanda garantör ülkelerin ve gözlemci olan AB’nin temsilcileriyle de temaslarda bulunduğu not edildi.
Genel Sekreter Antonio Guterres’in de bu dönemde, Kıbrıs’ta gayriresmi 5+1 toplantısının yapılabilirliğine ve Maraş’taki gelişmelere  ilişkin olarak  ilgili taraflarla temaslarda bulunduğu belirtilen raporda,  bu görüşmelerin içeriğine dair detaylı bilgi verilmedi.
PANDEMİ
Pandeminin Kıbrıs İyi Niyet Misyonunun adadaki yüzyüze yaptığı faaliyetleri engellediğini, bunun da iki toplumun birbirinden giderek uzaklaşmasına neden olduğu da vurgulanan raporda,  iki toplum arasında teknik komitelerin  faaliyetlerinin artırılması yönündeki çabaların da yazın görülen ikinci COVID-19 dalgasıyla yavaşladığı,  ancak yine de  sanal ortamda görüşmelerin bir devam ettiği bildirildi. Durumun diğer komitelerde de aynı olduğu kaydedilen raporda, bu yüzden “iki toplum arasındaki güven artırıcı önlemlerin uygulanmasında son derece kısıtlı bir ilerleme sağlanıldığı” vurgulandı. Bu kapsamda COVID-19’la mücadele kapsamında iki toplum arasında yeterli ve etkili bir koordinasyon sağlanamadığı bildirilen raporda, Genel Sekreter, bu dönemde tüm dünyaya yaptığı “küresel ateşkes” çağrısı kapsamında, iki toplumdan, “COVID-19 tehdidine karşı beraber  hareket etmeleri, barışçıl şekilde aralarındaki sorunları çözmek için diyaloğa girmeleri, Adada  ve bölgede gerilimi kışkırtacak, müzakerelere dönüşü zorlaştıracak tek taraflı adımlardan kaçınmalarını” bir kez daha istediğini belirtti. Aynı kapsamda geçiş kapılarında insanların hareketini engelleyen kısıtlamaların devam etmesinin, iki taraf arasında yakınlaşma ve güvenin artmasına karşı olumsuz etkisinin olduğu belirtilerek iki taraftan bu konuda koordineli çalışmalarının beklenildiği bildirildi.
Kıbrıs Türk tarafındaki seçimlerin ertelenmesinin ve kampanya sürecinin uzamasının siyasi bir belirsizlik dönemine neden olduğu, ayrıca Kıbrıs Türk tarafında siyasiler arasında barış sürecinin geleceğine yönelik katı bir bölünme olduğunu gösterdiğini  de ileri süren rapor, bölgedeki gerilimler, Maraş’ta atılan adımlar  ve giderek  artan belirsizlikle beraber tüm adada siyasetin görünümün çalkantılı olduğu yorumunda bulunuldu.
“TARAFLARI 2021 YILI  İÇİNDE GAYRIRESMİ 5+1 TOPLANTISINA DAVET ETME NİYETİNDEYİM”
Genel Sekreter raporunda, “Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün, iki toplum arasında çekişme yaratan konuların çözümünde en iyi şans” olduğunu belirterek çözümün hem Kıbrıs’ta hem de bölgede herkese yarar getiren  sonuçlar yaratacağını, barışa yönelik atılacak somut adımların, garantör ülkeler olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimi hafifleterek iki ülke ilişkilerini de iyileştireceğini belirtti.
Raporda, “İki taraf ve Garantör ülkeler, Kıbrıs barış sürecini yeniden rayına oturtmak için aciliyetle ve net bir zaman dilimiyle yeniden diyaloğa girmelidir ve bölgesel diyaloğa da yeniden yön vermelidirler” denildi.
Lute’ün taraflarla son aylardaki iştişarelerinin ardından iki tarafın ve Garantör Ülkelerin, Genel Sekreterin himayesinde düzenlenecek gayriresmi bir  5+1 toplantısına katılma yönünde istek beyan ettiklerini de kaydeden Genel Sekreter raporunda, “Bu toplantının amacı, taraflar arasında öngörülebilir bir gelecekte, Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunmasını sağlayacak müzakereler için ortak temel bulunup bulunmadığını belirlemek olacaktır” denildi.
Genel Sekreter “Bu amaçla iki tarafı ve Garantör Ülkeleri 2021 yılı içerisinde elverişli olabilecek en yakın zamanda bu gayrıresmi toplantıya davet etme niyetindeyim. Daha önce de söylediğim gibi bu sefer farklı olmalı, bu gayrıresmi 5+1 toplantısı, ortak vizyonun gerçek derecesinin netleştirilmesine ve ileri adımların planlanmasında gerekli adımların belirlenmesine yardımcı olacaktır” dedi.
Raporda güven artırıcı önlemlerin de önemine dikkati çeken Genel Sekreter, bu konuda ilerleme sağlanabilmesi için yeni fikirler ve teklifler öne sürülmesi için tarafları cesaretlendirdiğini de söyledi.
Genel Sekreter Guterres, AB liderliğinin, BM himayesinde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması yönünde  destek ifade etmesinden de memnuniyetini dile getirerek AB’nin, Kıbrıs müzakerelerine başlanılması halinde, BM’nin Kıbrıs İyi Niyet Misyonuna bir temsilci ataması da dahil olmak üzere süreçte aktif rol oynamaya yönelik 1 Ekim 2020 tarihli Konsey kararının da not edildiğini bildirdi.
-Zaman aleyhte çalışıyor-
Genel Sekreter raporun sonunda şu ifadelere yer verdi: “Açık söylemeliyim ki,  geçen zaman, Kıbrıs’ta ortaklaşa kabul edilebilecek siyasi bir anlaşma aleyhine çalışmaktadır. On yıllardır devam eden mevcut durum (statüko) sabit değildir. İki toplum, aralarındaki anlaşmazlıkları barışçıl, aktif şekilde ve kararlılıkla çözmek için yeniden irade göstermezlerse, sahada dönüşü olmayan değişiklikler olabilir. Sürecin geleceğindeki ana sorumluluk iki tarafa, özellikle de iki lidere düşmektedir ve ben de onları ileriye dönük planlarında desteklemeye devam etmekteyim.”
Raporun sonunda Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının BM’nin İyi Niyet Misyonuna ilişkin Genel Sekretere sundukları yazılı notlara da yer verildi.
 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.