banner913
banner932
banner1012

Fatoş'la Kitap Dünyası

banner1020

“İyi kitaplar okumayan adamın okumuş olmasıyla cahil kalması arasında hiçbir fark yoktur.” Mark Twain

banner974
Fatoş'la Kitap Dünyası

banner971


Haftanın En Çok Okunan Kıbrıs Kitapları:
  • Güçük Prens - Kıbrıs Türkçesi - Antoine de Saint-Exupery
  • Öksüz Atlar Ülkesinde - Başaran Düzgün
  • Kıbrıs 1974 - 1977 İstila ve Büyük Güçler - Makarios Druşotis
  • Ada Kıbrıs - Turist Rehberi Gözüyle Ada Kıbrıs ve Yaşanmışlık Tarih Kültür ve Doğa Yazıları - Hasan Karlıtaş
  • Kıbrıs - Bitmeyen Yaz 1878-2015 Modernleşme Nüfus Kimlik Göç ve Mülkiyet - Mete Hatay
    
Haftanın En Çok Okunan Dünya Kitapları:
  • Maça Kızı 8 - 1. Kitap - Dilara Pamuk
  • Temel Parçacıklar- Michel Houellebecq
  • Kayıp Ağaçlar Adası - Elif Şafak
  • Çizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne
  • Ama Gitme Lavinia 1-2 Kutulu Set (Ciltli) - Elif Öner
GÜÇÜK PRENS – ANTOINE DE SAINT-EXUPERY

 
"Elveda," dedi tilki. "Aha sırrım. Çok da basit. İnsan yannızca galbiynan görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez."
"Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez" diye tegrar eddi Güçük Prens unutmasın diye.
"Gülünü bu gadar deyerli yapan şey, senin gülün için ayırdığın zamandır."
"Gülüm için ayırdığım zamandır..." diye tegrar eddi Güçük Prens unutmasın diye.
"İnsannar bu gerçeyi unuddular," dedi tilki. "Ama lâzım sen  unudmayasın.
Evcilleşdirdiğin şeyden sonsuza gadar sen sorumlu olun. Gülünden sen sorumlusun..."
"Gülümden ben sorumluyum...
MAÇA KIZI 8 – DİLARA PAMUK


‘’Eşittik ve birbirimizi dengeliyorduk.’’
‘’İki kapalı kart… Maça kızı ve sinek ikili… Maça kızını çekmek isteyen iki kişi… Eşittik. Peki, hangimizin daha çok ihtiyacı vardı bu karta? İşte burada eşitlik bozuluyordu. Şüphesiz ki benim ondan daha çok ihtiyacım vardı; deniz gözlü çocuğu kurtarmam gerekiyordu.
Yüzde elli ihtimale kalmıştı tüm umutlarım. Bora Karabey kartlardan birini rastgele seçti. İşletmeci, bana kalan kartı açtı. Karşımda sinek ikili duruyordu. Ardından, Bora Karabey elindeki maça kızını masanın üzerine koydu.
Kaybetmiştim. Yüzde elli ihtimalle bana gelebilecek maça kızı, Bora Karabey’e gitmeyi tercih etmişti. Bora Karabey, maça kızıyla beraber bir servet kazanmıştı. Sevinmemişti bile, yüzünde mimi oynamıyordu. İfadesiz kara gözleri, yıkılan hayallerime bakıyordu; ben ise bana ihanet eden maça kızına…
Maça kızı, yalnızca Anıl’ın hayatını mahvetmemişti; o parayı toplamaya çalışan, hastane odası önünde dualar edip ağlayan herkesi öldürmüştü aslında.
Bizden deniz gözlü çocuğu alacaktı maça kızı.’’
 
 
HAFTANIN KİTABI

BENİ NEDEN SEVMEDİN ANNE – ESRA EZMECİ

  • İnsanın varlığının anlam ve amacının , annesiyle kurduğu ilişkinin anlamını değiştirdiği ölçüde , yeniden şekillenebildiğini hiç düşünmüş müydün ?
 
  • Sanki içindeki kapanmak bilmeyen yara bir an olsun kanamayı bırakmıştı. Bir an olsun hiç kolu yanmamış , ötelenmemiş , tecavüze uğramamış , kürtaja mecbur bırakılmamış , kendi kızından 11 yıl ayrı kalmamış gibi yarasız , yarımsız, boşluksuz , tam , hem de tastamam hissetti .
 
  • Ne garip , insan sevgisini verirken ne kadar cimri oysa korku vermede cömertti. Ruhsal fakirliğe düşen insan için korkutmak çok daha ekonomikti...
 
  • Sevgi zayıflık değil, bilakis insanı her kötülükten koruyan bir zırhtır.
 
  • "Bazen öfke, sevgi istemenin bir diğer yoludur."
 
  • Çalışma masasının çekmecesinden elişi dersleri için aldığı kırmızı falçatayı çıkardı ve minik çizikler atmaya başladı koluna. Ruhu o kadar acıyordu ki canını daha fazla yakarak bastırmak istiyordu o acıyı. İşe de yarıyordu. Açtığı kesikler her defasında biraz daha derinleşiyor, kolu açıdıkça kalbinin acısını birkaç dakika da olsa unutabiliyordu..
 
  • "mizah denen şey iyi ki var" diye düşündü ezgi. Yoksa insan anlaşılmaya duyduğu muhtaçlığı kendi değerini yenip de nasıl dile getirirdi?
 
 
  • Sevilmeyen her kız çocuğu sevgiyi olmadık yerlerde arar... Çoğu kez de ona zarar veren kollarda bulur kendini... Çocuklukta değer görmemiş her kadın aslında geçmişini telafi etmek adına yapar bunu hem de defalarca yaralanma pahasına. Alınamayan ilk onay, duyulmayan ilk sevgi sözcükleri, sonu olmayan bir telafi etme çabasına sürükler insanı...
 
  • "Değersizlige dair ilk adımlar çocuklukta atılıyordu. Duyulan ilk sözler, bakışlardaki ifadeler her şey ama her şey kaydediliyordu. Bunlar zamanla etine kemiğine siniyordu insanın. İnsan kendisinden ne kadar kaçabiliyorsa bu duygudan da o kadar kaçabiliyor."
 
  • Neticede hayatın yakıtı sevgiydi ve deposunu yeterince sevgiyle dolduramamış her çocuk, bu yolda tökezleyerek ilerlerdi.
 
HAFTANIN YAZARI: CEMAL SÜREYYA

 
 1931 yılında Erzincan'da doğan Cemalettin Seber; ki bu şairin gerçek adıdır, genç yaşta henüz 59 yaşında İstanbul'da 09.01.1990 tarihinde dünyaya veda etmiştir. Bu büyük şairin mezarı İstanbul'da Kulaksız Mezarlığındadır.
 Cemal Süreya'nın annesi Zaza ve babası Kürt'tür. Dersim olayları sonrası bölgeden sürgün edilerek Bilecik'e gönderilmişlerdir. Annesi yaptığı bir düşük sebebiyle aşırı kanama sebebiyle ölmüştür. Henüz 23 yaşında vefat eden anne geride 3 küçük çocuk bırakmıştır. Daha sonra 2 evlilik yapan baba makinist olarak karayollarında çalışmaya başlayınca evden ve çocuklarında zorunlu olarak uzak kalmıştır. Babanın ve annenin boşluğunu babaanne ile amcası Memo doldurmaya çalışmışlardır. Fakat üvey annenin eziyetleri Cemal Süreya'yı bıktırmıştır. Gizlice parasız yatılı sınavlarına girmiştir. Şair, babasını 1957 yılında bir trafik kazasında kaybetmiştir.
 Cemal Süreya lise yıllarında da şiirler yazmışsa da esas şiirlerini Üniversite'de okurken yayınlamaya başlamıştır. 1950 tarihinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Maliye ve İktisat Bölümünde okumaya başlamıştır. 1954 yılında mezun olmuş, askerliğini yaparken de fark derslerini vererek Hukuk Fakültesi diplomasını da almıştır.
 1955 yılında sınavı kazanarak Maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul'da göreve başlamıştır. 1961 yılında görevli olarak Paris'e gönderilmiştir. Göçebe isimli şiirini burada tamamlamıştır. Şair kendini tamamen edebiyat çalışmalarına vermek ve dergi çıkarmak için istifa etmiştir. Fakat memuriyete şartlar gereği dönmüş ve 1982 yılında devlet memuriyetinden emekli olmuştur.
 Dört kez evlenen Cemal Süreyya son yıllarını sağlık sorunları ile moralsiz bir şekilde geçirmiş ve son eşi olan Birsen hanım ile birlikte yaşarlarken hayatını kaybetmiştir. Cemal Süreya işinde titiz, muhalif duruşu ile tanınan ve hayatı boyunca şiirle hep uğraşmış bir insan olarak bu dünyaya gözlerini yummuş ve amcası Memo'nun da yattığı Kulaksız mezarlığına defnedilmiştir.


HAFTANIN SÖZÜ
“İyi kitaplar okumayan adamın okumuş olmasıyla cahil kalması arasında hiçbir fark yoktur.” Mark Twain
banner979
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.