banner583
banner661
banner570

Ölüm Yıl Dönümlerinde Urkiye Mine Balman Ve Servet Sami Dedeçay’ı Sevgi Ve Saygıyla Anıyoruz

banner476

İki büyük kalem, iki büyük aydın Urkiye Mine Balman ve Servet Sami Dedeçay, 29 Nisan günü vefat etmişlerdi. Servet Sami Dedeçay’ı ölümünün 6. Yılında Urkiye Mine Balman’ı vefatının 3.yılında sevgi,saygı ve özlemle anıyoruz. Yaktıkları bilgi meşalesi hiç sönmeyecek.

Ölüm Yıl Dönümlerinde Urkiye Mine Balman Ve Servet Sami Dedeçay’ı Sevgi Ve Saygıyla Anıyoruz

 
 
Çok değerli hocamızı üç yıl önce 29 Nisan sabahı sonsuzluğa uğurlamıştık.. 91 yıllık sanat ve öğretmenlik yaşamında bizlere çok şeyler bıraktı, öğretti.  Ölene kadar hep öğretmen oldu, hanım efendiliği, sürekli okuması, kendini yenilemesi, yazmış olduğu sadece içten şiirleri. Onun sonsuz öğreticiliği anlatılamaz, içten konuşması, sakinliği, disiplini, hem geride durarak mütevazi yaşamı bizlere çok şeyler öğretti. Öğretmenim seni çok özleyeceğiz, sevgi ve saygıyla hem seni anımsarken, yazıklarınız bu topluma çok şeyler kattı. Sonsuz ışıklarda kalsın.
 
Urkiye Mine Balman ülkemizin ilk kadın şairlerinden birisidir. İlk şiir kitabını elli yıl önce 1952 yılında çıkarmıştı. O yıllarda sanatla iç içe olan hocamız öğretmenlik mesleği ile şairliğini iç içe sürdürmüş, daha sonra öğretmenlik mesleğine daha sıkı bir biçimde sarılmış ve sanat ortamında pek görülmemişti, ama onun bu ortada görülmemesi onun şiirden koptuğu anlamına gelmez. O her zaman şiir yazmış fakat bu şiirleri pek ortaya çıkarmamıştı, çünkü Urkiye Mine Balman görüp tanılan insanlar içerisinde belki de en mütevazisi, kendisini hiçbir zaman ön plana çıkarmayan dünya iyisi bir hocamız ve şairimiz.
Gerçek anlamda ilk çağdaş şiir akımı olarak kabul edilen Hececi Romantik akımını 1940–1950 yılları arasında bizler görebilmekteyiz. Bu dönemin en etkili şairlerinden birisi olan Urkiye Mine Balman ilk olarak okuyucunun karşısına 1940 yıllarında çıkar. Özellikle ilk antoloji ve seçki diye kabul edebileceğimiz “Çığ seçkisi'nde” (1943) bizler şairin şiirlerini görebilmekteyiz.
Dönemin gazetelerinde ve dergilerinde şairin şiirlerini okumaktayız. Bunlar: Söz, Hürsöz Gazetesi, Gençlik ve Dünya Dergileridir.  Urkiye Mine Balman'ın şiirlerini değerlendirirken veya okurken onun bu şiirleri yazdığı dönemi de çok iyi bilmek lazım çünkü her şair kendi döneminin ortamına göre yazar veya yazmaya çalışır. Şairimizin yaşadığı dönemde ada İngilizlerin Egemenliği altında idi ve insanlar bir baskı dönemi içerisinde yaşıyorlardı. O dönem kuşağı hemen hemen hepsi Kemalist, folklorik ve romantik şiirler yazarak duygularını dile getiriyorlardı.
Urkiye Mine Balman'ın ilk şiirleri okunduğunda Türkiye'ye duyulan özlem teması dışında tüm şiirlerinde insanı, doğayı, çevreyi seven, bu temaları şiirin içine yerleştiren, insanlarımızın duygularına inebilen bir şair olduğunu belirtmeliyim.
Urkiye Mine Balman'ın sözlerinden de kesit vermek isterim: Vatandan ayrı düşmek bahtsızlığına uğrayarak birçok haklarımız elimizden alınmış olmakla beraber, Türk yaratılmanın heyecanı içinde çırpınan kalbimiz her gün bir parça daha Vatan için çarpıyor. O vatan ki bizim için her şeyden aziz ve kıymetli; Türk milleti de en büyük en mukaddes varlıktır. Bundan kuvvet alarak milli gururumuzla, benliğimizi parçalamak isteyenlere karşı azim ve imanla korunmağa çalışmak en büyük ödevimizdir. Diyen Urkiye Mine Balman’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz.
 
KIBRIS TÜRK İNSANININ AYDINLIK SESİ SERVET SAMİ DEDEÇAY
 
Servet Sami Dedeçay, gibi büyük bir yazarın ve araştırmacının arkasından böyle bir önsöz yazmak hem manevi anlamda duygu yüklü hem de gurur verici. Onun akademik duruş, sağlam bilgisi, donanımı bu toplumda çok az insanda bulunan bir bileşimdir. Onun bu aydınlık kafası toplumda çok az insan tarafından anlaşılmış ve takdir görmüştür. Hikmet Afif Mapolar’ın 2016 yılından ölümünden sonra rahmetli Ahmet Necati Özkan'ın yayımladığı "Aslar- Bir Devre Adını Yazanlar" kitabında Mapolar, şöyle demektedir: "Hamurumuz mu bozuk? Yoksa memleketin çamuru mu bozuk? İyiyi dışlarız ama kötüyü bağrımıza basarız. Kendi kendimize değer verdiğimiz de yoktur. Kimseyi beğenmeyiz, bazen de kendi kendimize bile karşı çıkarız." s.154. "Dün, bir kültürsüzlük, bilgisizlik ve daha da açığı bir cahillik egemendi toplum insanının üstünde. Peki, bugün ne oluyordu bu insanlara? pahalı satılmak hırsınız kavgası içinde olan Türk insanı, kendi çıkarı için her şeyi feda edebiliyordu. Nedeni ise ortadaydı. İdealsiz yetiştirilmişti bu toplum ve kendi çıkarından başka bir şey düşünmüyor, bir şeyi göremiyordu. Ne kadar acıdır ki bu körlük, hala daha gelmeyen aydınlığın karanlığı gibi sürüp gitmektedir".s. 40-41.
Mapolar’ın bu durum tespitinin bir benzerini yıllar önce, Dr.Hafız Cemal’ın (1878-1967) , diğer adıyla Lokman Hekim’in. 1960 yılı yazında Kıbrıs 'a geldiğinde Lefkoşa 'daki Çetinkaya Kulübünde yaptığı bir konuşmada şunları söylemişti:
 
1. Kahve köşelerinde tembel tembel vakit geçiren, işsiz, idealsiz, öncüsüz gençlik.
2.Sanat ve ticareti hor görmemiz. Hükümet işlerine düşkünlük.
3.Kıskançlık. Ali muhallebicilikten para yapıyorsa, on kişi de aynı işe atılıp hayır yüzü görmemesi.
4.Halka öncülük yapmak için fedakarane çalışanlara çamur atma, onları lekeleme, bıktırıp usandırma.
5.Türkün Türkü koruması prensibinin hatıra bile gelmemesi.
6.Nemelazımcılık.
7.Zevk için israf.
8.Şahsi ve milli iktisadın ne demek olduğunu bilmemek.
9.Toprağı fenni bir şekilde işlemenin faydaları ile ilgilenmemek.
10.       Kıbrıs 'ta Türklüğün bekasının ciddi bir dava olduğunu benimseyip, işimize ciddiyetle sarılmamak; laubalilik; çekememezlik, menfaatperestlik. "(Nacak, 1 Temmuz 1960)
Bu değerli iki büyük aydının söylemlerinin benzerlerini her zaman için Servet Sami Dedeçay’da söylemiş ve maalesef 2021 yılında durum yine aynıdır. İyi bir eğitimden ve büyük tecrübelerden sonra ülkesine dönen ve bir bayan olarak kendi ülkesinde hiç üniversite olmadığını gören ve kurmak isteyen Dedecay’a hep acayip gözle bakılmış ve bu isteği reddedilmiştir. Buna rağmen tüm yayımladığı kitap ve dergi yayımlarında; “Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi” adını ısrarla kullanmış ve bir ordu gibi yıllarca çok değerli kitaplar yayımlamıştır. Her eseri büyük bir ansiklopedi niteliğindedir. Büyük bir derinlik, önemli kaynakçalara ulaşması, güzel bir Türkçe ve tabii ki bildiği dillerin büyük avantajıyla kaynaklardan doğru çeviriler, kitaplarının her birini çok değerli ve önemli yapmıştır. Eserleri hala daha önemli kaynak niteliği taşımaktadır.


 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.