banner875
banner885
banner878

Kıbrıs Türk Şiirinin Dev Şairi Kâmil Özay’ı saygıyla anıyoruz

banner476

banner825
Kıbrıs Türk Şiirinin Dev Şairi Kâmil Özay’ı saygıyla anıyoruz

 
Dostlarımız; büyük yazarlarımız, günden güne bu topraklardan sonsuzluğa doğru göç ediyor. 2021 yılı içerisinde; Mehmet Ertuğ (21 Mayıs 2021) ve Oğuz Yorgancıoğlu’nu (14 Eylül 2021) sonsuzluğa uğurladık. 20 Ekim’i 21 Ekim’e bağlayan gece 01.30 gibi, eşi Ayten Özay hanımefendiden aldığımız bir mesaj ile hocamız Kâmil Özay’ın da 2021 yılı içerisinde aramızdan ayrılanların arasına katıldığını öğrendik. Büyük bir dostumuz; hocamız aramızdan ayrılmıştı. Bazen insan, yaşanan böylesi üzüntüler sonrası söyleyecek söz bulamaz, dili tutulur. Kâmil hocayla, Haziran 2021’de düzenlediğimiz “Ali Nesim Edebiyat Ödülleri” töreninde buluşmuştuk. Hocaya “Ali Nesim Edebiyat Ödülleri” çerçevesinde verilen “Onur Ödülü”nü ben takdim etmiştim. Çok mutlu olmuştu. O gece yaşanan gururun ve mutluluğun resmini çizemeyiz, böyle bir şey ancak yaşanınca anlaşılabilir.
Hoca, o gece için Ali Nesim’e şu şiiri yazmıştı. “Ali Nesim, Güneşler, yağmurlar, rüzgârlar, kuşlar ve ne varsa Selamlarımı götürsün eğer duyulursa sesim. Toprağın bol, yattığın yer nur, mekânın cennet olsun sevgili Ali Nesim.” Evet, Kâmil Özay, kadim dostu Ali Nesim’le buluştu. Onlar aramızda değiller ancak, bu iki değerli insanı hiçbir zaman unutmayacak; unutturmayacağız. Bu bağlamda Kâmil Hoca’nın 1. ölüm yıldönümü anısına “Bütün Eserlerini” kapsayan bir kitap hazırladık. Çok değerli eşleri Ayten Özay hanımefendinin maddi ve manevi desteği, bizleri bir o kadar daha motive etti. Hocamızın zaman içerisinde ‘baskısı biten çok değerli eserlerini, genç kuşaklara tekrardan hatırlatmak ve tanıtmak, onun edebi kişiliğini derinlemesine incelemek isteyen araştırmacılara toplu bir kaynak hazırlamak’ amacımızı elinizde tuttuğunuz kitapla yerine getirmiş oluyoruz. Kıbrıs Türk edebiyatına yarım yüzyıldan fazla emek vermiş bir öğretmen, yazar ve şair için ne yazsak ne söylesek azdır. O, öğrencilerine ‘el’ vererek; onlara öncülük ederek, Kıbrıs Türk edebiyatı içinde yer almaları için uğraş vermiştir. Kaç kişi egosuna yenilmeden, genç kuşağı kendisine rakip görmeden bu kadar paylaşımcı oldu diye sorarsak, cevap; bir elin parmağını geçmez, olur. Hoca’yı büyük yapan budur.



Kâmil Özay’ı ilkokul çağında Dikmen’den Marmara Bölgesi’ne taşındığımız zaman tanımıştım. O yıllarda eşiyle birlikte bir dükkânları vardı, oradaki kitaplar benim hep ilgimi çekmişti. ‘Milliyet Çocuk’ dergisi almak için koşa koşa oraya gider, yeni çıkan kitaplara da göz atardım. Yıllar geçtikçe Hoca’yla yakınlığımız ve dostluğumuz arttı. Meslektaşlığımız bu dostluk bağlarını güçlendirdi. Hoca, kapattığı dükkânındaki bir sürü değerli kitabı bana hediye etti. Bu eserler o yıllarda zor bulunan Kıbrıs Türk edebiyatının önemli kaynak kitaplarıydı. Hoca, Kardeş Ocağı yanmadan önce, oradaki bir deponun, içerisini su basmış bir odasındaki değerli kitapları üniversiteye vermek istediklerini bana bildirmiş ve günlerce o mantar küflü kitapları tek tek ayırarak iyi olanları kütüphaneye kazandırmıştık. O kadar verici ve dost bir insan olan Hoca, o yıllarda televizyonda programlar, Birlik gazetesinde de sayfalar yaparak, gençleri kültür sanata teşvik ederdi.
2000’li yıllarda Birlik’te yazdığı yazılardan, bir seçme yaparak kitap hazırlamak istediğini söylemişti. İsteğini yerine getirdik ve “Bir Çiçek Vardı” adlı eserini yayınladık. O kitap, Kıbrıs’ta ve Türkiye’de ilgi görerek, Hoca’nın şiirlerinin Türkiye’deki Ortaokul Türkçe ders kitaplarına girmesine vesile oldu. Onun duru Türkçesi, özlü ve yalın dizeleri, insana ve doğaya olan aşkı Kıbrıs Türk şiirinde ayrı bir yerde olmasına neden oldu. Elinizde tuttuğunuz kitabın yanında, Hoca’nın anısına bu yıldan itibaren, eşi Ayten hanımefendinin himayelerinde, Yakın Doğu Üniversitesi koordinatörlüğünde, “Kâmil Özay Üniversiteler Arası Şiir Yarışması” düzenleme kararı almış bulunmaktayız. İlk yarışmamızın süreci başlamış, ödüllerin kasım ayında, adına yapılacak bir panel ve törenle kazananlara takdim edilmesi planlanmaktadır. Vefanın 1. Yıldönümünde yanı 22 Ekim Cumartesi günü Lefkoşa’daki mezarı başında 11.’de anılacaktır. İlerdeki hatalarda ise hocanın Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği tarafından hazırlanan “Bütün Eserleri” kitabının tanıtımı yapılacaktır. Hoca’yı her zaman çok özlüyoruz.
 
 
KÂMİL ÖZAY
D. 30 Nisan 1941 - Lefkoşa/Kıbrıs-Ö. 21 Ekim 2021 - Lefkoşa/Kıbrıs İlk, orta ve lise öğrenimini Lefkoşa’da tamamladı. 1961 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirerek öğretmen oldu. 30 yıl çeşitli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra emekli oldu. Öğretmenlik yıllarında birçok gence fırsat vererek Kıbrıs Türk şiirine kazandırmaya çalıştı. Yıllarca, Birlik gazetesinde sanat köşesini yönetti. Türkiye’deki orta öğrenim müfredatında şiirlerine yer verildi. Özay’ın yüreği insan sevgisiyle doludur ve ‘sevgi’ şairi olarak bilinir. O’nun için en yüce değer, sevgidir. İnsan sevdikçe insandır. Kâmil Özay, şiir yanında öykü ve mektup türünde de ürünler verdi. Eserleri: -Bir Çift Göz Ağlıyor Gecede, 1965 -Aşk Damlacıkları, 1965 -Bir Kişi, 1966 -Rüya Kızı, 1982 -Beş Sesli Saz, 1983 -Çiğ Damlaları, 1984 -Sevda İle Bulut, 1985 -Yaralı Bahar, 1990 -Bir Çiçek Vardı, 2003
 
Gözlerine dolarsa yaşlar
Bende yağmurlar başlar
Sakın sallama saçlarını
Beni rüzgarlar kapar

 Kamil Özay
 
En büyük kusurum
Bilmem ben giyinmesini,
Boyamam ayakkabılarımı.
Kravatı pek takmam.
Elbiselerim ütüsüzdür genellikle.
Ama ben severim insanları.
Saçımı ne tararım,
Ne de keserim gününe göre.
Sakalıma hiç aldırmam.
Yakalarım kirli dolaşırım.
Ama ben kırmam gönülleri.
Bazen koparırım ayakkabımın bağını,
Bağlarım koptuğu yerden.
Zaman zaman yakarım pantolonumu.
Yere atarım sigara küllerini.
Ama ben bir tabut geçerse ağlarım.
Kusurlarımı bitiremem saymakla.
Hiç hoşuma gitmez,
Kırılmak, incinmek...
Ama yine de en büyük kusurum,
Seni sevmek.


 
Bir çiçek vardı,
Güzel,
kokulu,
büyülü,
yaşıyordu topraktan aldığı gıdayla
uzuyordu damarlarına giden kanla.
boyu aşınca bulutları,
komşu olunca yıldızlarla
kendini güneşe akraba sandı,
baktı aşağılara,
beslendiği topraktan utandı.
çekti köklerini,
kirden, tozdan, çamurdan kurtardı.
bıraktı kendini rüzgarlara.
yağmurlarda ıslandı,
sonra üşüdü birden,
yaprakları dağıldı.
ısınmak istedi,
yaklaştığı güneşten yandı.
bilemedi,
topraksız rüzgarın sert olduğunu.
anlayamadı,
yıldızların yıldızlarla konuştuğunu.
günlerce savruldu boşluklarda,
kayalardan başka bir şey yoktu dağlarda.
sonra kesiliverdi birden rüzgarlar,
duruverdi yağmurlar,
düşerken aşağılara,
güzel,
kokulu,
büyülü çiçekten kalanlar ağladılar.
toprağa düşüyoruz derken yapraklar;
gittiler,
güneşe mutlulukla gülümseyen,
bir dikene takıldılar.
 
 Kamil Özay
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.