banner913
banner932
banner1012

“Kürşat’ın tutuklanması teknik bir hata”

banner1020

Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer “Akan Kürşat’ın tutuklanması 2005 yılındaki developmenta dönük Rum tarafının europol tarafından çıkarmış olduğu tutuklamanın devamıdır. Teknik bir hatadan dolayı, ekranda kalmış olmasından dolayı bu olay oldu” dedi

banner974
“Kürşat’ın tutuklanması teknik bir hata”

banner971
Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Kıbrıs Postası TV’de konuk olarak gündemi değerlendirdi. 
Cafer Gürcafer, Avukat Akan Kürşat’ın tutuklanmasının özel bir organizasyon ile değil teknik bir hatadan dolayı olduğunu söyledi. 
Gürcafer, “Akan Kürşat’ın tutuklanması olayının 2005 yılındaki developmenta dönük Rum tarafının europol tarafından çıkarmış olduğu tutuklamanın devamı olduğunu hepimiz biliyoruz. Özel bir organizasyon ile tutuklandığı değil de teknik bir hatadan dolayı, ekranda kalmış olmasından dolayı bu olay oldu. ‘Kuzeydeki inşaat hareketliliğini durduralım, engelleyelim” diye Rum tarafı zaten bir arayış içerisindeydi. Bu tesadüfün de üzerine atladı” diye konuştu.
Cafer Gürcafer, Akan Kürşat’ın duruşmalara katılacağı ve yargılanmak isteyeceği hususunda hiç şüphesinin olmadığını ancak iade edilmesini ve kuzeye geçeceği de bilinmesine rağmen, seyahat belgelerine dahi el konulmadan bir teminatla serbest bırakılmasını ilginç olarak yorumladı.
KTİMB Başkanı Gürcafer, “Ben bunu uzaktan okuduğum zaman Kıbrıs sorununa dönük dünyanın barış, çözüm arayışları neticesinde başlayan o olumlu rüzgarın neticesi olarak görüyorum, ben bu işi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a ziyaretine kadar götürüyorum. Onunla başlayan bu iyimser sürecin provoke edilmesine dünyanın müsaade etmemiş olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. 
Cafer Gürcafer, sürecin ilk günden beri takipçisi olduklarını belirterek şunları söyledi: “Akan arkadaşımız neredeyse 3’üncü gün serbest bırakılıyordu. Çünkü bunun teknik bir hatadan olduğu, serbest bırakılması gerektiği, bunun için güneyden bir yazı gerektiği güney tarafından da söylendi. Ama uyandılar ve ‘biz bunu bir siyasete nasıl dönüştürebiliriz? Bundan nasıl bir siyasi rant elde edebiliriz?’ dediler. Tabi Rum kamuoyu da ayaklandı ve Rum kamuoyunun beklentileri doğrultusunda açıklamalar yapmaya başladılar ama gelinen nokta gördüğünüz gibi. Dağ fare doğurmuş gibi bir durum var. Sanki bir ömür hapisten çıkmayacak gibi bir algı oluşturuldu. Sansasyon yaratıldı.”
Gürcafer, Rum tarafının yapmış olduğu girişimler neticesinde alımların durmayacağını ancak alıcı portföyünün değişebileceğini söyledi.
Gürcafer, “Dünyada 8 milyar insan vardır. Kıbrıs’ın aradığı alıcı sayısı, 30 -40 bindir. Türkiye’de yaşayan 80 milyon insan var. Belki de yalnızca Türkiye’den gelebilecek olan 200-300 bin alıcı var.  Daha Rusya, Ukrayna, Bela Rus, Kazakistan yani Avrupa Birliği’nin dışında olan ülkeler var. Dolayısıyla Rum tarafının yapmış olduğu bu girişimler neticesinde yalnızca Kuzey Kıbrıs’ta alıcı portföyü değişir, alımlar durmaz” diye konuştu. 
Cafer Gürcafer, artık takası, iadeyi ve tazminatı ciddi ciddi gündeme getirmek gerektiğini kaydetti.
“Mülkiyetteki anlaşmazlığın Kıbrıs sorunu üzerindeki yükünü azaltmamız lazımdır” diyen Gürcafer, “O yük azalırsa Kıbrıs sorununun çözümü daha da kolaylaşır” şeklinde konuştu.
Cafer Gürcafer’in konuya ilişkin açıklamasının devamı şöyle: “Ben de göçmenim. Çocuk olmama rağmen benim de güneyde bıraktığım mallarım vardı ama ben karşılığında mal aldım. Ne olacak şimdi hem güneydeki hem kuzeydeki benim mi? Kıbrıs Türkü’nün güneyde bıraktığı mallar 400 dönüm. Binlerce de ev vardır. Karşılığında ev de aldık, arazi de aldık. Almayanlar ya da malına karşılık yeterli miktarda mal almadığını iddia eden varsa onu da bir kenarda tekrar değerlendir ama malına karşılık mal alan insanların artık takas kapsamına girmesi lazımdır. Bu devletin hem bu taraftaki malları dağıtacak hem o taraftaki malları bir kenarda tutacak hem tazminat edecek lüksü yoktur. Bu işin altından kalkması mümkün değil.” 
KTİMB Başkanı Cafer Gürcafer, tazminatları ödeyebilmek için bir kaynak sağlanması gerektiğine işaret ederek bunun nasıl olacağını da anlattı.
Gürcafer, “Kaynak belli. Bizim memleketimizde, mülkiyetle, malla bir gecede zengin olan çok insan var. 1980’li yılların sonunda Torak Reformu’nun başladığı dönemlerde bir eşdeğerciye dağıtılan mallar vardı bir de hiç malı mülkü olmayan inşalara, kamuda çalışmayanlara 80’er dönüm arazi dağıtıldı. Bu araziler, ‘ekin, biçin, geçiminizi sürdürün’ düşüncesiyle verildi. 1993’te İTEM Yasası geçtiğinde 20 TL’den tapuların alınması imkânı tanındı. Bu insanlar da tapularını aldı. Şimdi o, 80 dönüm arazinin dönümünü 150 bin Sterlin’e satarsan da 12 milyon Sterlin alırsın, bir sorumluluğun olması lazımdır. Bu tazminatları ödeyebilmemiz için havadan biri bize kaynak sağlamayacak. Biz o düzenlemeyi yapmalıyız. Doğru bir vergilendirme sistemi ile ciddi bir kaynak ayırmak lazımdır. Biz eğer Mal Tazmin Komisyonu’na yılda 300-400 milyon kaynak ayırabilirsek bu sorun olmaz. 8 bine yakın da başvuru var.” açıklamasında bulundu.
 
banner979
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.