banner913
banner885
banner915

Cezalandırıcı ebeveynlerin çocuklarında zorbalık tehlikesi

banner476

Yetersiz ilgi ve şiddet, ihmal gibi olumsuz durumlar çocuğun diğer insanlarla kurduğu ilişkilerde saldırgan, acımasız ve zorba olmasına yol açabiliyor

banner825
Cezalandırıcı ebeveynlerin çocuklarında zorbalık tehlikesi

 
 
Çocuk yetiştirirken yaşa uygun açık, net öngörülebilir kurallar ve sınırlar koymak çok önemli;  bunları cezaya dönüştürmemek gerekir.
Çocuğun bakımını üstlenen kişilerin sevgi ve aktif ilgi göstermesi, izin verilen ve verilmeyen davranışlara yönelik açık, net ve kesin sınırların ifade edilmesi ve cezanın dışında yöntemlerin kullanılması çocuğun uyumlu, kendine güvenen, empati becerisi gelişmiş, öz farkındalığı güçlü bir kişilik geliştirmesini destekliyor.
Çocuğun yaşamın ilk yıllarında yetersiz ilgi ve duygusal-fiziksel şiddet, ihmal gibi olumsuz durumlar ileriki yıllarda çocuğun diğer insanlarla kurduğu ilişkilerde saldırgan, acımasız ve zorba olmasına yol açabilir.
Uzman Klinik Psikolog İpek Akbirgün, Türka Ajansı Kıbrıs (TAK) Muhabirinin zorbalık ve siber zorbalıkla ilgili sorularına yanıt verdi.
Şiddet davranışının olumlu geri bildirim verildiğinde, sınır konulmadığında ve desteklendiğinde bir başa çıkma mekanizması olarak kişinin üzerine problem çözme yaklaşımı olarak yerleşebildiğini anlatan Akbirgün, “Aile içi şiddete maruz kalan çocuklar kendilerini ve çıkarlarını korumak için ya agresif bir şekilde tepki vermeyi ya da boyun eğmeyi öğrenir, hatta saldırganlığın normal kabul edilebilir olduğuna bile inanabilir. Aşırı katı, otoriter ve cezalandırıcı ebeveynlerin çocuklarının da zorba olma olasılığı yüksektir” dedi. 
Akran zorbalığının bireysel nedenler, içinde bulunduğu ailenin özelliklerine bağlı nedenler ve okula ait nedenlerle ortaya çıkmış olabileceğini belirten Akbirgün, zorbalık gösteren çocuk ve ergenlerde benlik saygısının zayıf, duygusal izolasyon, empati kurma yeteneğinin yetersiz olduğunu kaydetti. Akbirgün, bu kişilerin sosyal becerilerde ve ilişki kurma biçimlerinde yetersiz olduklarını, öfke kontrol sorunları yaşadıklarını, saldırgan ve dürtüsel mizaca sahip olduklarını ifade etti.


“ZORBALIĞA UĞRAYAN ÇOCUKLAR DAHA HASSAS VE KIRILGAN MİZACA SAHİP OLANLAR”
Zorbalığa uğrayan çocukların ise içinde bulundukları ortam ve yaş düzeyine göre daha hassas ve kırılgan mizaca sahip olduklarını, sessiz, sözel olarak kendini ifade becerilerinde (duygu, istek ve ihtiyaç) zorlanma yaşadıklarını, sosyal çevrelerinde gruba göre daha çekingen, içe kapanık özellikler gösterdiklerini anlatan Akbirgün, “Akranları tarafından tekrarlayıcı bir şekilde zorbalığa uğramak, kaygı ve güvensizliklerini arttırmakta ve kendisiyle ilgili düşüncelerinin olumsuz yönde gelişmesine neden olmaktadır” dedi.


 “KAOTİK EV ORTAMI, AİLE İÇİNDE ŞİDDETE MARUZ KALAN VEYA DUYARSIZ EBEVEYNLERİ BULUNAN ÇOCUKLAR…”
Akbirgün’e göre, “Aşırı korumacı ebeveynlere sahip olmak, kaotik ev ortamı, aile içinde şiddete maruz kalan veya duyarsız ebeveynleri bulunan çocuklar kendilerini yeterli koruma becerisini kazanamaz,  güçsüz olduklarına inanabilirler. Bu çocuklar boyun eğici bir duruş sergileyip, kolay yönlendirilebilir ve çeşitli zorbalık davranışının kurbanı olabilir”.


 “AKRAN ZORBALIĞI NORMAL AKRAN ÇATIŞMASINDAN FARKLIDIR”
Bir bireyin veya grubun, bir bireye yönelik uyguladığı tekrarlayıcı ve sürekliliği olan, gücün kötüye kullanıldığı, zarar verici ve incitici saldırgan davranış olarak tanımlanan akran zorbalığı,  normal akran çatışmasından farklı olarak değerlendiriliyor.
“Fiziksel, sözel, ilişkisel, cinsel ve eşyalara zarar verme temelli olabilen akran zorbalığında güçte dengesizlik vardır, arkadaşlık ilişkisi yoktur, ciddidir, fiziksel, ruhsal zarara yol açar, pişmanlık ve sorumluluk alma yoktur, problemi çözmek için çaba sarf edilmez ve tekrarlayıcı olumsuz hareketleri içerir” diyen Akbirgün, akran çatışmasındaysa arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu ve çatışmanın ciddi olmadığını ifade etti.
Akgirgün, “En önemlisi de pişmanlık olur ve problemi çözmek için çaba sarf edilir ve eşit duygusal tepki yaşadıkları gözlemlenir” dedi.



 “ZORBALIK SÖZEL YA DA FİZİKSEL OLABİLİR”
Akbirgün, doğrudan veya dolaylı, sözel ya da fiziksel olarak görülen akran zorbalığının  sözel, psikolojik, duygusal ve siber zorbalık olarak dört farklı şekilde olduğunu kaydetti.
 Bir zorbalık çeşidi olan siber zorbalığın bir grup veya birey tarafından, e-posta gönderme, sosyal medya hesapları, çevrimiçi oyunlar gibi dijital teknolojiler aracılığıyla bir kişiye ya da kişilere kasıtlı ve tekrarlayan şekilde kötü muamelede bulunmak olarak tanımlandığını söyleyen Akbirgün, daha geniş bir kitleye isimsiz olarak ulaşabildiği ve herhangi bir zamanda ortaya çıktığı için siber zorbalığın, akran zorbalığından daha kötü sonuçlara neden olabildiğini vurguladı.
Akbirgün, “Siber zorbalıkta özellikle sosyal medyada paylaşılan saldırı materyalinin sayısız kişi tarafından erişilebilir olması ve geri alınamamasından dolayı akran zorbalığına göre çok daha büyük olumsuz psikolojik etki yaratmaktadır” dedi.
Akbirgün sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siber zorbalık, çevrimiçi kavga veya kışkırtma, taciz, iftira, yalan yanlış bilgiler paylaşma, itibarsızlaştırma, kimliğe bürünme, hedef alınan kişiymiş gibi davranma, kişinin hesabını çalarak o paylaşıyormuş gibi uygunsuz ve kişisel bilgiler paylaşma, çevrimiçi arkadaş grubundan çıkarma, aşağılama ve korkutma, cinsel içerikli mesajlaşma şeklinde saldırı olabilir”.
Genellikle çocuk ve ergenlerin zorbalığa uğradıklarını anlatmaktan kaçındıklarını,  bu nedenle belirtilerin okul, aile ve sağlık çalışanları tarafından bilinmesinde fayda olduğunu kaydeden Akbirgün, siber zorbalığa maruz kalan çocuk ve ergenlerin bir takım psikolojik sorunlar yaşadığını, arkadaşlar ve aileden uzaklaşma görülebildiğini anlattı. Akbirgün siber zorbalığa maruz kalan çocuk ve ergenlerde dikkat sorunları, akademik performansta ve genel başarısında düşme, korku, üzüntü, yoğun kaygı, yalnızlık duygusu, uyku bozuklukları, depresyon, özkıyım eğilimlerinin yüksek olduğunu da anlattı.
Akbirgün, “Siber kurbanların belirtileri arasında aniden bilgisayar veya akıllı telefon kullanımını bırakma, e-posta, sosyal medya hesaplarından bildirim veya mesaj geldiğinde kaygılanma, okula gitmekten, dışarı çıkmaktan kaygılanma veya rahatsız hissetme, bilgisayarda yaptıkları ile ilgili konuşmaktan kaçınma, arkadaşlar ve aileden uzaklaşma görülebiliyor” dedi.
Geleneksel zorbalık ve siber zorbalığın sıklıkla birlikte karşılaşıldığını ve ikisinin de psikolojik şiddet olduğunu söyleyen Akbirgün, “Fiziksel şiddet doğrudan vurma, yumruklama, itme, tokat atma, ısırma, yakma, silahla yaralama, kesme şeklinde olabilir ve fiziksel şiddet de psikolojik şiddet içerir” şeklinde konuştu. 
Akbirgün, özellikle okul içerisinde hem akran zorbalığına uğrayan hem de bu zorbalığı uygulayan çocuk ve ergen, hatta içinde bulundukları akran grubunun psikolojik destek alması gerektiği açıklamasında bulundu.


SİBER ZORBALIKTAN KORUNMAK İÇİN…
Çocuk ve ergenlerde zorbalığı önlemek için daha çok okul tabanlı ve ruh sağlığı uzmanlarının katıldığı müdahalelere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Akbirgün,  siber zorbalıktan korunmak için ise dijital teknoloji okuryazarlığı ve siber bilişim teknolojisi güvenlik bilgisi ve farkındalığın önemine işaret etti.
Okullarda çocuk ve ergenlerin siber zorbalıkla nasıl baş edebilecekleri konusunda bilgilendirilip desteklenmesi gerektiğini kaydeden Akbirgün, şu bilgiler verdi:


“KALABALIK SINIF ORTAMLARI BÜYÜK RİSK OLUŞTURUR”
“Günümüzde siber zorbalık, ergenler arasında sık görülen, ruh sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri olabilen bir sorundur ve çok yönlü bir müdahale gerektirir.  Bu müdahalede, okul ortamından çocukla ilişkisi bulunan öğretmenler, ebeveynler, öğrenciler ve siber zorbalık söz konusu olduğunda her ne kadar ülkemizde gerekli yasal düzenlemelerin boşluğu olsa da polisin işin içinde olması gerekir. Akran zorbalığı ve siber zorbalıkla ilgili bilgilendirici, çocuk ve ergenleri güçlendirici okul içi eğitim programların bulunması çok önemlidir. Okul temelli programlar önleme, belirleme ve müdahale açısından büyük öneme sahiptir. Sınıf içi öğrenci sayılarının kabul edilebilir düzeyde olması çok önemlidir. Kalabalık sınıf ortamları da büyük risk oluşturmaktadır. Okul ve öğretmenlerin her öğrenciyi yakından tanıyor olması çok önemlidir. Eğitim öğretim yılı başında bir akran istismarı önleme protokolü metni hazırlamak her sınıfta bilgilendirici toplantılar ve okul içinde etkinlikler yapmak çok önemlidir”.


 “CEZA OLUMLU BİR YAKLAŞIM DEĞİL, SINIRLAR KOYMAK EN ÖNEMLİ YAKLAŞIM”
Cezanın olumlu bir yaklaşım olmadığını da dile getiren Akbirgün, aile içi ilişkide ve ev ortamında adil, duruma uygun, öngörülebilir kural ve sınırların olmasının çocuk ruh sağlığı için en değerli yaklaşım olacağını kaydetti.
Akbirgün, aynı şekilde okul ortamında adil disiplin yaklaşımlarının zorbalık davranışlarını büyük oranda azalttığına dair çalışmalar bulunduğunu da söyledi; “Aile içinde empatik, sağlıklı ebeveyn çocuk iletişimi ve okul ortamında empatik, sağlıklı ilişkilere önem verilmelidir” diye konuştu.


  “KKTC’DE YASAL BOŞLUK VAR”
Özellikle siber zorbalığın önlenebilmesinde yasal düzenlemenin çok önemli olduğuna ancak KKTC’de bu konuda yasal boşluk bulunduğuna dikkat çeken Akbirgün, zorbalığa maruz kalan çocuğa nasıl yaklaşmak gerektiği konusundaysa şunları söyledi:
 “Zorbalığa maruz kalan çocuk ve ergenle konuşurken her şeyden önce sakin olmak gerekmektedir. Durumu tam anlamıyla anlamak ve yardımcı olmak için anlatmasını cesaretlendirici bir yaklaşımla dikkatle dinlemekte fayda vardır. Çok hızla gelişen dijital teknolojilerle birlikte artan siber zorbalıkla ilgili dijital teknoloji okuryazarlığın ve güvenlik kurallarının çocuk ve ergenlerle belirli aralıklarla konuşulması, üzerine düşünülmesi önemlidir. Özellikle çocuklar rahatsızlık duydukları durumları anne babaları veya okulda öğretmenleri ile mümkün olan en kısa sürede anlatmaları ve yardım istemeleri için cesaretlendirilmelidir. Böyle bir durumu çocuğun anlatması üzerine anne ve babaların dehşete kapılmadan sakin bir şekilde ele alması çocuğun suçluluk duygusu yaşamaması için önemlidir”
Çocuk ve ergenin yaşadığı zorbalık sonrasında neler hissettiği konusunda çalışılmasının önemine işaret eden Akbirgün, zaman kaybetmeden çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına danışılması gerektiğini belirtti.
Akbirgün, “Anne babalar çocuklarının yaşına uygun ise akıllı telefon vermeli ve daha da önemlisi erişebilecekleri dijital platformların, oyunların ve sosyal medya hesaplarının mutlaka yaşlarına uygun olmasına dikkat etmelidirler. Günümüzde bir anne babanın en önemli sorumluklarından biri çocuk ve ergenin dijital yaşamdaki güvenliğini sağlamaktır. Bu noktada dijital yaşamın kuralları, sınırları da çocukla yakından çalışılmalıdır. Siber zorbalarla başa çıkabilmeleri için yakın ilgi ve şefkatle yol gösterici olmak gerekir” diye konuştu.
Siber zorbalık hedefi olma durumlarında çocuk ve ergenlerin, hiç bir çevrimiçi gönderiye veya mesaja yanıt vermemeleri gerektiğini, zorbanın temel amacının dikkat çekmek olduğunu kaydeden Akbirgün, siber zorbaların mağdur yanıt verdiğinde tatmin olduklarını ve daha kötü davrandıklarını kaydetti.
Mağdur durumunda olan çocuk ve ergenlerin genellikle zorbayı bildirmekten yoğun endişe duyduklarını anlatan Akbirgün, öncelikle yapılması gerekenleri şöyle anlattı:
 “Siber zorbalıkla başa çıkmak için öncelikle tüm ekran görüntülerini ve taciz edici mesajları kaydetmesini ve en güvenilir yetişkine bildirmesi için cesaretlendirmelisiniz. Böylece gerekli engellenmeler veya polise bildirimlerle bu durumun üstesinden gelinebilir. Ancak ilk adım olarak özellikle çocukların bir süreliğine dijital teknoloji araçlarını kullanmasına ara vermek ve yaşına, eğitim düzeyine uygun sağlıklı akran grubu ile ilişkilerine dönmesini sağlamak gelişmesi olası ruhsal zorluğa karşı destekleyici bir yaklaşımdır”.
Çocuk ve ergenlerin çoğunlukla zorbalığa uğradıklarından dolayı suçluluk hissettiklerini söyleyen Akbirgün, suçlu olmadıklarını ve yaşadıkları durumun üstesinden geleceklerini sevgi dolu bir yaklaşımla söylemek ve güven verici olmak gerektiğini ifade etti.
Siber zorbalığa maruz kalan kişilerde en sık görülen belirtilerinin depresif belirtiler, kaygı, sosyal izolasyon, motivasyon ve dikkat sorunları, akademik başarı düzeyinde bozulma ve psikosomatik belirtiler olduğunu dile getiren Uçkan, özkıyım düşüncelerini içeren depresyon tanısı veya ağır kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik durumun varlığı belirlendiğinde çocuk ve ergen psikiyatri uzmanıyla iş birliğine gidilmesi gerektiğini belirtti.
 
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.