banner913
banner932
banner1032
banner1038

Cerit "Farkındalık ve düzenli kontrollerle çocuklarınızı kalp hastalıklarından koruyun"

banner1020

banner974
Cerit "Farkındalık ve düzenli kontrollerle çocuklarınızı kalp hastalıklarından koruyun"

banner971
 Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Cerit, çocuklarda görülen kalp hastalıkları hakkında açıklama yaparak, çocuklarda kalp hastalığının sebepleri, belirtileri ve ortaya çıkma zamanları hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.
Cerit, “Sağlıklı çocuklar yetiştirmek, onları koruyabilmek için çocuk hekimlerine güvenmek, düzenli kontrollerini yaptırmak ve ilk altı ay içinde kardiyak değerlendirmelerini yaptırmak önemlidir” dedi.
Cerit, çocuklarda kalp hastalığının sebepleri, belirtileri ile ortaya çıkma zamanlarının erişkin kalp hastalıklarından farklı olduğuna işaret ederek, çocuk yaş grubunda kalp hastalıklarının temel olarak “doğumsal ya da konjenital" ve “kazanılmış ya da doğumsal olmayan” şeklinde iki büyük grupta değerlendirilebileceğini belirtti.
Altta yatan sebeple ilişkili olarak hastalığın ortaya çıkma ve teşhis edilme zamanının değiştiğini ifade eden Zeynep Cerit, doğumsal yapısal kalp hastalıklarının çoğunun fizik muayene ve gelişmiş tanı araçları sayesinde yeni doğan dönemi, süt çocukluğu dönemi gibi yaşamın erken dönemlerinde teşhis edilebilirken bir kısmının ise sessiz kalmakta ve yaşamın daha ileri dönemlerinde farklı bulgularla ortaya çıkabildiğini kaydetti.
-Çocukluklarda görülen kalp hastalıklarının büyük bölümü doğumsal kalp hastalıkları
Erişkinlerin aksine çocukluk çağında görülen kalp hastalıklarının büyük bölümünün “doğumsal kalp hastalıkları” oluşturduğunu belirten Cerit, şunları kaydetti:
“Erişkinlerde sık rastlanan koroner arterlerin daralması ve tıkanması ile ortaya çıkan tablolar çocukluk çağında ailesel hiperkolesterolemi olmadığı sürece oldukça nadir rastlanmaktadır. Çocukluk çağında kalp hastalıklarının belirtileri yaşla ilişkili olarak değişmektedir.  Enfeksiyonlar sonrasında ortaya çıkabilen romatizmal kalp hastalıkları ise sıklıkla 5 ile 15 yaş arası çocukluklarda ortaya çıkmaktadır. Kalp ritim bozuklukları doğumsal veya edinsel nedenlerle olabilmekte çocukluk çağının farklı dönemlerinde görülebilmektedir.”
Zeynep Cerit, bazı şikayetlerin çocuklarda kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğine işaret ederek şu bilgileri paylaştı:
“Yeni doğan dönemi ve süt çocukluğunda, morarma,  beslenmede zorluk,  kilo alamama ve büyüme yetersizliği ile bebeğin beslenme gibi efor harcadığı durumlarda terleme ön planda görülür.  Nefes alıp vermede zorluk ve sık nefes alıp verme yine bu dönemde kalp hastalığının belirtisi olabilmektedir.  İlerleyen yaşlarda; sık solunum yolu enfeksiyonları ve çabuk yorulma başta gelen belirtilerdir.  Okul çocuğu ve adölasan dönemde; bayılma, göğüs ağrısı, çarpıntı,  eklemlerde ağrı ve şişlik, spor yaparken veya günlük aktiviteleri yaparken efor sırasında ortaya çıkan çabuk yorulma ve nefes açlığı görülebilmektedir. Bu tür şikayetler sonrası yapılan fizik muayene sonrasında tanısal gelişmiş testlerle kalp hastalığı tanısı doğrulanabilir.”
- Yaygın olarak kullanılan tanısal testler
Cerit, yaygın olarak kullanılan tanısal testlerin başında EKG ile ritim değerlendirmesi Ekokardiyografi ile kalbin yapısal ve fonksiyonel değerlendirmelerinin yapıldığını belirterek, ileri inceleme gereken bazı durumlarda kalp anjiografisinin tanı ve tedavi amaçlı uygulanabildiğini kaydetti.
- Çocuklarda kalp hastalığının erken tanı ve tedavisinin önemi
Cerit, sağlıklı çocukların peryodik izleminde çocuk hekiminin muayenesi ile tespit edilen bazı spesifik bulgular ile hastaların ileri kardiyak değerlendirmesinin yapılabildiğine işaret ederek, sağlıklı çocuk takipleri yapılan hastaların yaşamın ilk altı ayı içerisinde kardiyak kontrollerinin yapılmasının önlenebilir kardiyak hastalıklar tanısı için önemli olduğuna işaret etti.
Zeynep Cerit, “İnfeksiyon etkenlerinin uygun tedavisi ile kalp kapaklarının romatizmal hastalığı ve kalp yetersizliği tablolarına da artık daha az rastlanmaktadır. Bu nedenle çocuklarda kalp hastalığının erken tanı ve tedavisinin önemi ortaya çıkmaktadır. Eğer bu hastalar erken teşhis ile uygun tedavi edilirlerse hayati öneme sahip birçok komplikasyon engellenebilmektedir.” dedi.
-Kalıtsal kalp hastalığı olması durumunda çocukların da kalp hastası olma riski daha fazla
Anne ve babada doğumsal kalp hastalığı olduğunda veya ailede kalıtsal hastalık öyküsü olması durumunda çocukların da kalp hastası olma riskinin “normal sıklıktan daha fazla” olduğunun bilindiğine işaret eden Cerit devamla şunları kaydetti:
“Ancak doğumsal kalp hastalıklarının sebepleri çok faktörlü olup genetik yatkınlık olmadan da kalp hastalıkları sıklıkla görülebilmektedir. Her anne adayı için konjenital kalp hastalığı olan bir çocuk doğurma olasılığı 1000 doğumda 8’dir. Eğer anne-babanın konjenital kalp hastalığı olan bir çocuğu varsa sonraki çocuklarda risk normalin yaklaşık iki katı kadar artmaktadır ‘Fetal Ekokardiografi’ yöntemi ile riskli gebeliklerde, gebeliğin 16. ile 20. haftaları arasında bebeğin kalbinin incelenmesi ve major kalp anomalilerinin belirlenmesi mümkün olmaktadır. Özellikle ailede genetik hastalıkların varlığında veya riskli gebeliklerde erken gebelik döneminden itibaren fetal ekokardiyografi yapılarak doğum öncesi risk belirlenmekte ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek onları koruyabilmek için çocuk hekimlerine güvenmek düzenli kontrollerini doğumda bebek için uygun hazırlıklar yapılabilmektedir. Fetal dönemden başlayan ve bir ömür boyu süren bu süreçte sağlıklı çocuklar yetiştirmek, onları koruyabilmek için çocuk hekimlerine güvenmek, düzenli kontrollerini yaptırmak, ilk altı ay içinde kardiyak değerlendirmelerini yaptırmak önemlidir.”
 
banner979
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.