Kıbrıs’ta İngiliz Sömürge Yönetimin  devam ettiği yıllarda  1948’de Kition (Larnaka) Piskoposu olan ve 15 Ocak 1950’de Rum Ortodoks Kilisesi’nin Plebisit çalışmalarında önemli bir görev alan Makarios III; 28 Haziran 1950’de ölen Makarios II’nin yerine,  18 Ekim 1950 tarihinde Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskopos’u oluyordu.
Makarios III, bu göreve gelirken hedefi Rum-Yunan ikilisinin tarihin derinliklerinden gelen Megali İdea hayalleri çerçevesinde Enosis’i gerçekleştirmekti. Nitekim, göreve geldiği günde  Enosis andı içen Makarios III; 2’nci Dünya Savaşı sonrası  Yunanistan’la birleşmeyi amaçlayan   Enosis hareketinin   önderleri arasında yer alırken Enosis’i gerçekleştirmek için  dava arkadaşı E.General Georgios Grivas 1 Nisan 1955’te bombalarını patlatarak faaliyete geçen EOKA’nın   kuruluşunda ve tedhiş teşkilatı olarak faaliyete geçirilmesinde    önder olacaktı..
11 Şubat 1959’da Zürih  Antlaşmalarını Türkiye cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof’un imzalamalarının ardından 19 Şubat 1959 Zürih ve Londra Antlaşmalarını, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes, Yunanistan başbakanı Konstantin Karamanlis, İngiltere Başbakanı Harold Macmillan, Kıbrıs Türk halkı adına Liderimiz Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Rum halkı adına Makarios III imzalamışlardı.
19 Şubat 1959’da Zürih ve Londra Antlaşmalarını imzalamasının ardından Londra’dan 6 Mart 1959’da Kıbrıs’a dönüşünde bu antlaşmaları imzaladığı için kendini tenkit edenlere Makarios: “Bu Antlaşmalar Enosis’e Sıçrama Tahtası Olacak” derken benzer şekilde Yunan Meclisinde kendini tenkit edenlere Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof: “Beyler düşününüz bir kere Enosis’e İngiliz Sömürge Yönetiminden mi yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti’nden daha kolay gidilir”  diyecekti.
Ayni günlerde TBMM’de konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı rahmetli Fatin Rüştü Zorlu: “Umarım  Kıbrıs’ta Türklerle Rumlar gelecekte Atatürk ve Venizelos’un yarattığı dostluk ruhu içinde hareket edecekler, adanın mutluluğu ve refahı için tam bir işbirliği ve anlayışı içinde olacaklardır.” Diyordu.
Rum-Yunan ikilisinin ve Anavatanımız Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda hedefleri düşündürücü idi!. Kıbrıs Türk Halkı ve anavatanımız Türkiye 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yaşatmayı hedeflerken Rum-Yunan ikilisi o günde dahi verdikleri beyanatlarında Enosis hedeflerinden vazgeçmedikleri yönünde beyanatlar veriyorlardı..
Nitekim, 1 Nisan 1960’ta diğer bir değişle EOKA tedhiş örgütünün 1 Nisan 1955’te  faaliyete geçişinin 5’nci yıl dönümünde Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası üzerinde çalışmalar yapıldığı günlerde, EOKA’nın verdiği kurtuluş mücadelesinin, ulusal  özgürlüğün  temel taşını oluşturduğunu belirten Makarios:
 “Bu özgürlüğü tamamlamak  ve korumak bizim kutsal görevimizdir. Ulusal mücadeleler asla sona ermez; ayni esası ve içeriğini koruyarak sadece şekil değiştirirler, Zürih ve Londra Antlaşmalarıyla umutlarımız ve emellerimiz  tamamlanamamıştır. EOKA’nın bize sağladığı bu burçlardan ve köprü başlarından zaferimizi  tamamlayıncaya kadar mücadeleye  devam  edeceğiz. O halde inançla ülkemizin geleceği için uğraş  vermeliyiz ki, 5 yıl  önce başlattığımız bu görev yakında tamamlanacak ve meyvelerini verecektir” diyordu..
Bu sözleriyle Makarios: 5 yıl önce Enosis amacıyla harekete geçen EOKA tedhiş örgütünün Enosis’i gerçekleştirme mücadelesi yakında tamamlanacağını belirtiyordu. Yani, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının siyasi eşitliği ve kurucu ortaklığına  dayalı bir Cumhuriyet kurulurken Cumhurbaşkanlığına getirilen   Başpiskopos Makarios: “Bağımsız devleti yıkıp  Enosis’i gerçekleştireceklerini ve de değişmez  hedeflerinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhakı olduğunu daha 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden  yolda açık  dile getiriyordu.
 28 Temmuz 1960’da diğer bir değişle   16 Ağustos  1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  ilanından sadece 18 gün önce verdiği demecinde  Makarios: “Antlaşmalar hedefi oluşturmuyor ve yarına ait değil, bugüne aittir” diyordu..
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 16 Ağustos 1960’ta da  Makarios: “Bağımsızlık, EOKA’nın amacı ve hedefi değildir.. Yabancı faktörler, ulusal hedefin gerçekleşmesini önledi. Fakat bu, üzüntü nedeni olmamalıdır. Zira yeni burçlar fethedilmiştir ve  Kıbrıslı Rumlar bu burçlardan hareketle nihai zaferi tamamlayacaktır” diyordu.
19  Şubat 1959 Zürih ve Londra Antlaşmalarının en önemli belgesini; bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti, diğer yandan  Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında imzalanan Garanti Antlaşması oluşturmaktadır.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof, tüm müzakere sürecinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun, kurulacak ortaklık Cumhuriyeti Federal bir devlet sistemine dayanması ve Türkiye’ye adada  askeri üs verilmesi üzerinde ısrar ettiğini, Yunanistan tarafının   ise bu iki  öneriyi  kesin   şekilde reddettiğini ileri sürerek Türklerin bu isteğini tatmin  için Garanti  ve İttifak  Antlaşmalarını önerdiklerini anılarında anlatmaktadır.
İki toplumlu ortaklık devleti olan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni başta Makarios olmak üzere Kıbrıs Rum liderliği içlerine sindirememiştir.  Bu nedenle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda imzaladığı 19 Şubat 1959 Zürih ve Londra Antlaşmalarıyla kurulması öngörülen iki toplumlu ortaklık devleti olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk fırsatta ve en erken bir zamanda yıkılması, Adanın tümünü  Rum’un egemenliği altına sokulmasını, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir Rum devletine dönüştürülmesini ve Kıbrıs Türklerini de bu Rum devleti içinde ‘azınlık’ bir toplum statüsüne indirgenmesini, hatta Girit misali toptan imha edilmesini öngören planlar yapmaya başlamışlardı.
O günde Makarios’un tüm bu beyanatları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş antlaşmalarının halkın iradesi dışında bir oldu bitti  ile zorla kabul ettirildi, Türklere aşırı derecede ve iç düzeni bozacak haklar verildiğini ve bu nedenle ayrıca dıştan garantör ülkelere müdahale hakkı tanındığı, Garanti Antlaşmalarının kaldırılması gerektiği ve de anayasada hedefledikleri  değişiklikler vardı.
Makarios’un tüm bu beyanatları  1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kısa ömürlü olacağının belirgin sinyalleriydi.   Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur kurulmaz  Rum liderliği Enosis’i gerçekleştirmek için hazırlıklara başlıyordu. Bu çerçevede 1-Kıbrıs Türklerine tanınan  hakları ve gerekirse Türk toplumunu ortadan kaldırmak 2- Anayasanın   ve anlaşmaların   uygulanmasına  engel olunacaktır.
Makarios, I. hedefine  ulaşmak için  öncelikle kurmaylarına plan hazırlamaları için görev verdi. Akritas takma adıyla planlar yapmak üzere EOKA’nın  ileri gelenlerinden Polikarpos Yorgacis İçişleri Bakanlığı’na  getirilirken, yardımcılığına da Glafkos Klerides  ve Tasos Papadopulos getiriliyordu.
 Akritas Planının hedeflerinde: “Esas Hedef ve Nihai Hedef Enosis’tir” deniliyordu ve bu amaçla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması ile çözümün gerçekleşmediğini   dünyaya duyurmak ve çaba göstermek; Kıbrıs Türklerinin olumsuz ve işbirliğini engelleyici bir tutum içinde olduklarını yaymak vardı.
Akritas Planının hedefi, Kıbrıs Türk halkının 19 Şubat 1959 Zürih ve Londra antlaşmaları ile sahip oldukları haklarının gasp edilerek eşit kurucu ortak oldukları haklarının gasp edilerek eşit kurucu ortak oldukları 16 Ağustos 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetiminden uzaklaştırılması , azınlık durumuna düşürülmesi yapılan bir plandır ve de hedefi Enosis’in gerçekleşmesini diğer bir değişle  Adanın Yunanistan’a bağlanmasını sağlamaktı.
Akritas  Planı Kıbrıs Türk halkına karşı şiddeti ve silahlı saldırılar düzenlenmesini öngörmektedir. Annan Planında Kıbrıs Türk halkının direnişi karşısında şiddet kullanılması ve Türk direnişinin en kısa sürede bastırılması planlanmıştı. Türklerle  silahlı çatışmaların yayılıp büyümesi halinde ise derhal Enosis ilan edilecekti.
Rum liderliğinin bu sinsi planı Kıbrıs Cumhuriyetini nelerin beklediğinin açık kanıtıydı.  Nitekim Makarios başta olmak üzere Rum liderliği Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası  ve anlaşmalarıyla belirlenen Türk haklarını uygulamamak için daha ilk günden itibaren her yolu denediler ve sonunda Akritas Planını uygulamaya koydular.
Akritas Planı Türklere karşı ani baskınlar ve saldırılar düzenlenmesini öngörmektedir. Planda Türklerin direnişi karşısında şiddet  kullanılması ve Türk  direnişinin en kısa sürede bastırılması planlanmıştı. Türklerle çatışmaların yayılıp büyümesi halinde ise derhal Enosis ilan edilecekti.
Bu sinsi planı; 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni nelerin beklediğinin açık kanıtıydı. Nitekim, başta Makarios III olmak üzere Rum liderliği Kıbrıs Anayasası ve anlaşmalarıyla belirlenen Türk haklarını uygulamamak için daha ilk günden itibaren her yolu deneyecekler ve de Akritas Planını uygulamaya koyacaklardı.  YARIN DEVAM EDECEK..