NATO Zirve toplantısının Ankara toplantısı, gerçekten hafızalardan silinmeyecek bir olaydır bence. Katılımın yüksek ve çok geniş olması, adeta dünyaya şu soruyu sordurtuyor.

“Madem bu kadar güzel ilşkileriniz vardır, neden savaşıyorsunuz?”

Gerçek o değil mi?

Şu anda bütün dünya ülkeleri arasında şu veya bu şekilde zıtlıklar ve çatışmalar vardır. Bazılarının bu zıtlıklar sıcak savaşa dönüşüyor, bazılarında ise soğuk savaş halinde seyrediyor. Fakat yine de NATO Zirvesi, bütün katılımcıların samimi ve muhabbet dolu temasları insana umut veriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu zirveye katılması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la muhabbet dolu sıcak saatler geçirmesi mükemmeldi. Bu arada geçmişte Trump’ın vermiş olduğu sözler de gündeme gelmiş durumda. Yani nerdeyse o sözler kapıya dayandı.

Zirve sonrası bütün katılımcıların Türkiye hakkında sarfettikleri güzel ve sevgi dolu sözler de nerdeyse dünya medyasına bir bomba gibi düştü. En büyük siyasi bomba, bu zirveden Türkiye ve ABD’nin karlı çıkmaları.

Konukların misafir edildikleri mekanlar ve külliyenin salonları, bütün gazetecilere sağlanan olanaklar, gastronomi açısından konuklara sunulan Türk yemekleri muhteşemdi. Trump da Türk misafirperverliğini ve yemeklerini övmekle mutluluğunu gösterdi. Hemen hemen gerek gazeteciler, gerekse devlet adamları ve tüm konuklar Türk yemeklerini övmekle bitiremiyorlar.

En ilginci de Fransa Devlet Başkanı Macron’un sabah sabah ekibi ile bir saatlik koşularıydı. Etrafı görerek ve halka selam sallayarak koşan bir Macron’u öyle görmek, Türk insanını da mutlu etmiştir. Ayrıca Macron ve korumalarının özgürce Türk sokaklarında koşmaları, “İşte Türkiye öylesine özgür ve misafirperver bir ülkedir” sözünü söyletiyor.

Farkındaysanız bazı konuk devlet başkanları ve siyasileri tek başlarına külliyenin bahçesinde dolanarak zamanı iyi değerlendirmişler ve mutlu olmuşlardır.

Külliyenin azameti bana Recep Tayyip Erdoğan’nın geçmişte beşinci Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’a söylemiş olduğu sözleri aklıma getirdi.

“Artık bu gecekondu gibi binada diplomat ağırlama zamanınız geçti. Size görkemli bir Başkanlık sarayı, adalet ve yargı binası ile meclis binası yapmak gerek. Bir devletin büyüklüğü ve etkileyiciliği binalarından bellidir.”

Tam olarak anımsamıyorum. Lakin bu mealde bir söz etmiş ve kendisine bu maksat için yer gösterilmesini istemişti.

Lefkoşa’da en bakir yer, Kermiya bölgesindeki askeri alan gösterilmişti. Gerçekten de Erdoğan sözünü tutmuş ve şimdiki o görkemli Başkanlık ve meclis binaları ile Adliye sarayını yaptırmıştır. Oradan geçen Rumlar tüm binalarımızı gördüklerinde çatlıyorlar ve “Türk askeri adadan çıksın, Türkiye’nin garantörlüğü kalksın” diyorlar. Hadi canım sen de. Üstelik o binaların yanına şahane dör minareli cami de yaptırmış.

Bir kere Osmanlı’nın torunları tırnaklarını bir toprağa geçirmeye görsün, artık o topraklar, devletin coğrafyasına dahil olur.

Bir yerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün söyledikleri doğru. Bir devletin büyüklüğü ve azameti yaşadığı ortamdan belli.

Bazen tarihi ve belgesel filmleri izlerken bu tür muhteşem görüntülere tanık oluruz. Mesela Muhteşem Süleyman dizisinde Topkapı Sarayı’nda çekilmiş sahneler gerçekten Osmanlı kültürünün ne kadar büyük ve etkileyici olduğunu gösterdi.

Bu binalara “külliye” derler. Birkaç yıl önce Erdoğan’ın yaptırdığı külliye binası, herhalde NATO zirvesi için Ankara’ya gelen bütün devlet erkanını hayli etkilemiştir. Bütün dünya basını o külliyedeki salonlarda görev yapmışlardır. Bu binalar ve ortam etki yaratıyor.

Bundan yaklaşık on yıl kadar önce Kıbrıs Türk Basın Konseyi olarak İstanbul Valisine nezaket ziyaretinde bulunmuştuk. Valilik binası da, külliyenin yavrusu gibi, müthiş etkileyici bir dekora sahipti.

Gördüğümüz kadarı ile bu zirvede Türkiye’nin misafirperverliği öne çıkmıştır. Bir de Türk mutfağı.

Ben ona inanıyorum ki ABD Başkanı Trump, gerek Erdoğan için, gerekse Türkiye’nin misafirperverliği ile Türk yemeklerini görüp tadınca bir başka bakmıştır Türkiye gerçeğine. Ambargoların kalkması ve F135’lin verilmesi an meselesi. Yunanistan ve İsrail bundan rahatsızlık duyuyor.

Bu zirve, birçok ülkenin sorunlarını da beraberinde getirdi. Bu bağlamda zirve, savaş halinde olan Ukrayna ve onun gibi ülkeleri koruma kararı almışlardır.

NATO anlaşmasının bir maddesi bunu anlatıyor.

“Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.”

NATO’nun kuruluş amacı da budur. Zirvede vurgulandı. Türkiye bugün, dünyada 8’nci büyük güçtür.

Kısacası bu zirvede bariz bir şekilde görünmüştür ki, en karlı ve prestijlisi, Türkiye ile Trump’ın şahsında ABD’dir.