Yarım asrı aşan bir süredir Kıbrıs konusunun bazı dönemlerde silahlı saldırıların yaşandığı ülke olarak kayıtlara geçirildiği biliniyor. Bu nedenle de iki ulusun uzantıları olan Türklerle Rumların sömürgeciler tarafından halklar kışkırtılarak 1955 – 1959 yılları arasında Türkler özellikle kışkırtılmış Rumların saldırılarına uğramışlardır. Yapılan çatışma ve saldırılar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolu da açıyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında kayıt altına alınan kuralların nerede ise Türklerin eşitliğine ilişkin kısımlarının hiçbirisi uygulanmadığı gibi anayasa değiştirilerek işlevsiz noktaya kılınmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Garantörü olarak kayıtlara geçirilen yapı her iki toplumun siyasi eşitliğini gevşek federasyon modeli olarak 19 Şubat 1959 tarihinde kuruluyordu. İmzalanan kuruluş antlaşmaları toplumların tartışmasına sunulmadan emri vaki olarak kuruluyordu. Kendilerini adanın tek egemeni oldukları savı ile Türklerle ortaklığa karşı çıktıkları için ada Kıbrıs Türklerini 103 yerleşim yerlerinden kovarak Türkleri açık hava hapishanesinde yaşamaya mahkum ediyorlardı.

Tarihe Kanlı Noel olarak kayıtlara geçirilen saldırılardan sonra Garantör Türkiye Cumhuriyeti’nin müdahalesi ile içinden geçmekte olduğumuz yapının oluşması Türklerle egemenliği paylaşmak istemeyenlerle ortak bir yapının kurulması için yeniden düğmeye basılıyor. Emperyal ülkeler istiyor diye tek çözüm olarak iki toplumun birlikte ortaklık kurması isteniyor. Ancak böyle bir yapının ömrünün kaç yıllık olacağının tartışılması gerekiyor. Süre konusu karara bağlanmadan uzlaşmanın olası etkisi avara kasnağın çalışması gibi anlamsızlaşır.

BM Genel Sekreterinin kişisel Özel Temsilcisi olarak görev yapmakta olan Maria Angela Holguin geçmişte yaşananlara takılıp kalınmaması gerektiğini önerirken yanlış yapmakta olduğunun da bilinmesi gerekiyor. Kırık plak gibi her fırsatta Türklere saldırıyorlar. Terör örgütü EOKA’yı da ders olarak okuttukları biliniyor. Türk düşmanlığının bayraktarlığını şu andaki Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesinin başındaki kişinin yürüttükleri biliniyor.

Eteklerinde topladıkları taşları bir köşeye koyup arındıktan sonra müzakere maratonuna başlanabilir. Buna koşut artık işlevsiz konuma düşen 04 Mart 1964 tarihinde alınmış olan BMGK’in 186 sayılı kararının yürürlükten kaldırılması gerekiyor mu ne…

Bu karar masada tutulduğu sürece adada çözümün olması olanaklı olmamaktadır… Biline…

Sevgi ile güzel kalınız…