26.05.2026 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde gerçekleştirilen genel seçimlerinin ardından ortaya çıkan tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan KKTC Başbakanı Ünal Üstel, seçim sonuçlarının Rum tarafında giderek güç kazanan aşırı milliyetçi siyasetin, Kıbrıs konusunda gerçekçi, yaşayabilir, ve adil bir uzlaşı anlayışından uzaklaşıldığını bir kez daha açık şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

Açıklamasında KKTC Başbakanı Ünal Üstel : “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde gerçekleştirilen seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Rum tarafının Kıbrıs konusunda iki halkın egemen eşitliğine, eşit uluslararası statüsüne ve mevcut gerçeklere dayalı adil bir uzlaşı anlayışına hazır olmadığını ve hazır olmayacağını bir kez daha göstermiştir..

..Seçim sonuçlarıyla birlikte özellikle aşırı milliyetçi siyasetin daha da güç kazanması, Kıbrıs Türk halkını eşit kurucu ortak olarak değil, azınlık olarak gören anlayışların etkisini arttırması dikkat çekicidir..

..Rum tarafında federasyon merkezli çözüm anlayışının toplumsal karşılığının net şekilde zayıfladığı, Türk tarafının ‘Egemen Eşitlik’ temelindeki haklı tezlerine karşı çok daha sert ve daha dışlayıcı bir siyasi atmosferin oluştuğu açık şekilde görülmektedir. Ortaya çıkan bu tablo, Kıbrıs konusunda yıllardır savunduğumuz iki devletli çözüm vizyonunun ne kadar doğru ve gerçekçi bir siyaset olduğunu bir kez daha teyit etmiştir..

..Bu noktada Kıbrıs konusunda ortaya koyduğumuz iki devletli irade ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oy birliğiyle kabul ettiği Kıbrıs tezkeresi ve Türkiye Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılıkla sürdürdüğü, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve tanıtılması siyaseti, önümüzdeki dönemin en doğru ve en güçlü yol haritasıdır..

..Ulusal Birlik Partisi olarak bizler; kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlenmesi, halkımızın refahının yükselmesi, uygulanan haksız izolasyonların sona ermesi ve devletimizin uluslararası toplum içerisinde hak ettiği yeri alması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Gelinen noktada Rum liderliği dün olduğu gibi bugün de; olası bir siyasi çözümde; “Garanti Anlaşmaları iptal edilmeli, Türk asker adadan gitmeli, Kıbrıs Türkleri ‘azınlık’ haklarına razı olmalı” diyor.

ELAM, Kıbrıs Türk düşmanıdır ve de Federal siyasi çözüme karşıtıdır. ELAM’a göre; Kıbrıs “İslamlaşma” tehlikesi ile karşı karşıyadır. 24 Mayıs’ta yapılan GKRY Millet Vekili seçimlerinde aşırı sağcı ve Türk düşmanı ELAM partisinin 3. Parti konumuna yükselmesi, Kıbrıs’ta barışı hedefleyen çevreleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Gerçek şu ki; daha şimdiden bu partinin başkanı Hristodulidis’e isteklerini sıralamaya başlamıştır.

Durum bu merkezde iken Başpiskopos Yeorgios da sık, sık tekrarladığı olumsuz demeçlerine yenilerini ekleyerek; iki bölgeli, iki toplumlu Federasyon veya iki devletli siyasi çözüm kabul edilemez demiştir.

Başpiskopos Yeorgios’a göre Kıbrıs Türkleri ‘azınlık’ haklarına razı olmalıdır. Diğer bir değişle Rum liderliği Kıbrıs Türk halkını, Yunanistan’da yaşayan Türkler gibi Rum halkı içinde yaşamalıdır. Böylesi bir düşünce Kıbrıs Türk halkını Batı Trakya’daki Türklerin durumuna getirmeyi hedefliyor. Şu bir gerçek ki; ELAM partisi de bu düşünce içindedir.

Gerçek şu ki Kıbrıs Türk halkı bugünlere kolay gelmemiştir. Gerilere dönüp bakacak olursak; Kıbrıs davasının anavatanımız Türkiye’ye mal edilmesi, Türkiye kamuoyunun bu davaya sahip çıkması çok ama çok önemli bir gelişme olmuştur. O günlerde Anadolu’nun her yanında Kıbrıs mitingleri düzenlenmesi çok ama çok önemlidir.

O günde Edirne’den Kars’a ; Samsun’dan Mersin’e kadar gerçekleşen mitinglerde büyük Türk Milleti “Kıbrıs Bizim Canımız, Feda Olsun Kanımız, Ya Taksim Ya Ölüm, Kıbrıs Yunan Olamaz” sloganları yankılanmaktaydı.

O günlerde anavatanımız Türkiye; Liderimiz Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş, Osman Örek, Faiz Kaymak ve diğer yetkililerle görüşmeler yapmalarının ardından Kıbrıs’a bol tarafından Türk Bayrakları gönderilmişti. Ama ne yazık ki bu bayrakların kullanılmasını çoğu zaman İngiliz yönetimi engel olmaya çalışmıştır.

O günlerde Hürriyet gazetesinin kurucusu ve sahibi Sedat Simavi Kıbrıs’ta mitinglerin fitilini ateşleyenlerdendi. Keza, büyüklerimizin İngiliz Yönetimi döneminde evlerinde gizledikleri Türk bayrakları da meydanlara çıkıyordu. Rumların Enosis mitinglerine karşı Kıbrıs Türk halkı da Ada’nın Yunanistan’a ilhakına karşı hele bir dur!, diyerek “Kıbrıs’ta Biz De Varız ve Var Olmaya Devam Edeceğiz” diyordu.

Sonuç olarak ; Kıbrıs Türk halkı bugünlere hiç de kolay gelmedi. Verilen büyük mücadelelerin ardından 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir..

.. Kıbrıs Türk halkına düşen görev birlik ve beraberlik içinde hareket ederek temellerinde kahraman Mehmetçiklerimizin, Mücahit halkımızın, Türk Mukavemet Teşkilat (TMT) mensuplarının canı ve kanı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..