banner913
banner932
banner1032
banner1038

Sağlıkta büyük skandal

banner1020

Arabahmet İlkokulu eski Müdürü “Orak hücreli anemi” hastası Ayla Dalgalan, 56 yaşında büyük bir ihmal yüzünden hayatını kaybetti. Devlet hastanesinin Talasemi Merkezi’nde “hatalı kan” verildiği raporlarca tespit edilen Dalgalan’ın kızı hukuk mücadelesi başlatıyor

banner974
Sağlıkta büyük skandal

banner971
Arabahmet İlkokulu eski Müdürü öğretmeni olan, “orak hücreli anemi” hastası 56 yaşındaki Ayla Dalgalan, büyük bir ihmal yüzünden hayatını kaybetti.
Dalgalan, Lefkoşa Devlet Hastanesi bünyesindeki Thalassemia Merkezi’nde yanlış kan verildikten sonra ağırlaşarak kaldırıldığı YDÜ Hastanesinde hayatını kaybetti.
Devlet hastanesi Talasemi Merkezi’nde “hatalı kan” verildiği raporlarca tespit edilen Dalgalan’ın kızı, hukuk mücadelesi başlatıyor.
Acılı evlat Gülsen Mındıkoğlu, “Orak hücreli anemi” hastalığına sahip olan ve 6 sene öncesine kadar sadece doğumlarında ve 1-2 sene arayla kan alma ihtiyacı yaşayan annesinin, 6 sene önce yine devlet hastanesinde uygulanan “demir yüklemesi” tedavisi sonrası her ay kan alma ihtiyacı olan bir hastaya dönüştüğünü anlattı.
Özgür Gazete’ye konuşan Mındıkoğlu, “O dönemde de anneme kan verilmek yerine demir yüklemesi yapıldı. Sonrasında organlarda demir birikimi oldu. O demiri atmak için de annem uzun tedaviler gördü. Karnına batırılan ve 8 saat kalan bir iğneyle ilaç verilip fazla demir alınıyordu” dedi.
Yapılan bu yanlış tedavi sonrası annesinin kan alma sıklığının değiştiğini, artık her ay kan alma ihtiyacı olan bir hastaya dönüştüğünü kaydeden Mındıkoğlu, bu kan alımlarının da günlük hayatın bir parçası olarak yaşandığını belirtti.
“Annem kan almaya gider, kanını alır, oradan da aracını kendisi sürerek günlük hayatına devam ederdi. Ama o gün öyle olmadı…” diyen Mındıkoğlu, 29 Nisan’da annesine 2 ünite kan verildiğini söyledi.
Mındıkoğlu, “Annemin tüm tedavilerinde ve kan alımlarında ben yanında olurdum. O gün gidemedim diye telefonda konuştuk. İlk ünite kanı aldığında iyiydi. İkinci üniteye geçtiğinde yine telefonda konuşuyorduk” dedi.
“Hemşire ‘üşümüşsün’ dedi, kan vermeye devam etti”
Annesinin telefonda kendisine üşümeye başladığını, buna titremenin ve hızlı kalp atışının eşlik ettiğini söylediğini anlattı.
Mındıkoğlu, “Annemden hemşireye söylemesini istedim. Annem de hemşire İ.’yi çağırdı ve hemşire kendisine “Herhalde üşüdün” diyerek kan alımını durdurmadı. Tüm kan alındıktan sonra annem arabasına bindi ve 5 dakika mesafedeki evimize geldi ancak kapıda yığıldı” dedi.
“KAN TORBALARINI YOK ETTİLER”
Annesini o halde gördüklerinde hemen hastaneye geri döndüklerini ve acile gittiklerini anlatan Mındıkoğlu, annesine yanlış kan verilmiş olabileceğini düşündüğünü, bunu acildeki doktor ve hemşirelere ilettiğini ancak kendisini dinletemediğini anlattı.
Mındıkoğlu, “Hemen kan değişimi yapılması gerektiğini söyledim. Kimse beni dinlemedi. 5-6 saat orada oyalandık, zaman kaybettik. Bu sırada annemin ağrıları başladı, dişleri kanıyordu, ağzı kan doldu. Sadece ağrı kesici yaptılar. Bir yakınımı Talasemi Merkezi’ne gönderdim ve kan torbalarını istettim. Daha yarım saat önce kan vermelerine rağmen ‘çöpe attık’ dediler ve kan torbalarını yok ettiler. Oradan örnek alıp hangi kanın verilip verilmediğini anlayabilirdik” dedi.
Annesinin daha sonra dahiliyeye kaldırıldığını ve tedavisine burada devam edildiğini belirten Mındıkoğlu, burada da ısrarla yanlış kan verildiğini ve kan değişimi yapılması gerektiğini söylediğini, görevlilerle tartıştığını ancak yine de bunun yapılmadığını belirtti.
Mındıkoğlu, “O geceyi dahiliyede geçirdik. Annemin çok ağrıları vardı. Sabah olduğunda nefes almakta zorlanmaya başladı. Dahiliye doktoru D.Y’ye kan değişimi konusunda ısrar ettim yine. Ama dinletemedim” dedi.
“HATA HANGİSİ? MAJÖR MÜ SUB MU?”
Bunun üzerine yurt dışındaki 3 ayrı hematoloji doktorunu aradığını, yaşananları anlatıp görüş istediğini belirten Mındıkoğlu, aldığı tüm cevapların “Hemen kan değişimi yapılmalı” şeklinde olduğunu kaydetti.
“Ben tüm tedavilerinde yanında olduğum için birçok şey öğrendim hastalık konusunda. Yanlış kan veriminde “majör” ve “minör” ayrımı var. Yani siz A RH+ kan grubuna sahipseniz ve size başka bir kan grubuna ait kan veriliyorsa bu majör bir hata olur ancak bir de her kan grubunun ‘alt kan grubu’ var. Buna da SUB deniyor. Annemin SUB’u ‘CCDdee’ şeklindedir. Her kan verildiğinde bunu da kontrol ederim” diyen Mındıkoğlu, alt grupla ilgili bir yanlış kan verimi olsa dahi hemen kan değişimi yapılması gerektiğini söylediğini anlattı.
Doktorlardan aldığı bilgilerde, majör kan hatasında hemen tepki verildiğini ancak minör kan hatasında bir haftaya kadar uzayan bir tepki verme süreci olduğu bilgisini aldığını söyleyen Mındıkoğlu, devlet hastanesi dahiliye bölümünde bir buçuk gün kaybettiklerini ve Yakın Doğu Hastanesi’ne sevk istediğini belirtti.
Mındıkoğlu, “Dahiliye doktoru D.Y karşı çıktı ve sevk vermedi, ben de annemin epikriz raporunu istedim ve YDÜ’den ambulans çağırıp annemi salı gecesi götürdüm, orada direkt kroner yoğun bakıma aldılar çünkü artık kalp yetmezliği başlamıştı” dedi.
“KAN DEĞİŞİMİ YAPILDI, 7 GÜN YOĞUN BAKIMDA KALDI”
Burada annesinin kan örneklerinin alındığını ve başka bir kan olduğu tespitinin yapıldığını ve kanında yüksek derecede enfeksiyon tespit edildiğini anlatan Mındıkoğlu, hemen kan değişimi yapıldığını, annesinin burada tam 7 gün yoğun bakımda kaldığını söyledi.
Mındıkoğlu, “Annem normal odaya alındı ama SUB grubu uyuşmazlığının geç nüksedebileceği söylenerek bir müddet daha kalması gerekir denildi. Nitekim annem yoğun bakımdan çıktıktan iki gün sonra yeniden fenalaştı. Karnı şişmeye başladı. Tekrar yoğun bakıma alındı” dedi.
“ACIMI YAŞAYAMADAN POLİSE GİTTİM”
Çekilen tomografi sonrası annesinin karaciğer yetmezliğine girdiğinin belirlendiğini, tüm organlarının iflas etmeye başladığını anlatan Mındıkoğlu, bu aşamada Ayla öğretmenin entübe edildiğini söyledi.
Kısa süre sonra da (cuma günü) annesinin hayatını kaybettiğini anlatan acılı kadın, yaşanan ihmaller zincirine dikkat çekti, annesinin bunun kurbanı olduğunu söyledi ve acısını yaşayamadan polise giderek şikayetçi olduğunu kaydetti.
“ANNEM BANA ‘BUNU BANA YAPANLARI BUL’ DEDİ”
Mındıkoğlu, “Annem çok ağrılar çekiyordu, ‘Beni uyutun, hissetmeyeyim’ diyordu. Bu sırada bana ‘Bana bunu yapanları bul, hesap sor, sana güveniyorum’ dedi. Annemi bu sistem ve ihmaller zinciri öldürdü. Devlet hastanesinin epikriz raporunda da YDÜ’nün raporunda da yanlış kan verildiğini yazıyor. Herkes adalet önünde hesap verecek. Hukuk davası da açacağız. Kan bankasındakilerden sorumlu doktorlara kadar tüm ihmali olanların yargılanması için bu işin peşini bırakmayacağım” dedi.
 
Öte yandan Ayla Dalgalan dün Lefkoşa'da son yolculuğuna uğurlandı. Ailesinin yanında çok sayıda meslektaşının katıldığı cenaze töreninde gözyaşları sel oldu.


 
banner979
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.