banner583
banner661
banner726

“Ekibim için servetimi ortaya dökeceğim”

banner476

Sahte PCR testi davası kapsamında 21 orkestra çalışanı tutuklanan sanatçı Bülent Ersoy, orkestrasının suçsuzluğunun ispatlanması için servetini ortaya dökeceğini söyledi ve “İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gideceğim" dedi

banner714
“Ekibim için servetimi ortaya dökeceğim”

banner721

Türkiye’nin ünlü sanatçısı Bülent Ersoy'un Kuzey Kıbrıs'ta vereceği konser öncesi orkestra ekibinin PCR testi sahte çıkmıştı.
Bülent Ersoy’un Nuh’un Gemisi Otel’de vereceği konser için KKTC’ye sahte PCR ile giriş yapan 21 kişilik orkestra ekibi önceki gün Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargıç karşına çıkarıldı.
Yaklaşık bir aydır, mahkemeye çıkmayı polis gözetiminde bir otelde bekleyen 21 kişilik orkestra ekibiyle ilgili mahkeme, hükümsüz tutuklu olarak cezaevine gönderilmeleri yönünde karar üretti.
Elde edilen bilgilere göre ekiple ilgili karar, 4 Ekim’de açıklanacak.
Öte yandan ekibe sahte PCR belgesi sağlayan zanlılar Yılcay Takar, Mehmet Öz ve otelin genel müdürü zanlı Süleyman Leventoğlu, 20’şer bin TL’lik teminatla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Bülent Ersoy, kendi ekibinde yer alan ve geçen günlerde Kuzey Kıbrıs'taki konser öncesi PCR testleri sahte çıkan 21 müzisyen için tutukluluk kararı verilmesine tepki gösterdi. Ersoy, orkestrasının suçsuzluğunun ispatlanması için servetini ortaya dökeceğini söyledi.
Sahte PCR testi davası kapsamında 21 orkestra çalışanı tutuklanan Bülent Ersoy, sonunda sessizliğini bozdu. Konuyu çözüme kavuşturacağını söyleyenlerin ricası üzerine şimdiye kadar sustuğunu söyleyen Ersoy, uzun bir yazılı açıklama yayınladı.
Kendisinin de mağdur olduğunu belirten 69 yaşındaki Ersoy şunları söyledi:
“Adalet herkes içindir. Adalet herkesten üstündür. Adalet karşısında herkes eşittir. Peki o zaman Kıbrıs’a benimle konser vermeye giden 21 müzisyen dostlarımın ellerine tutuşturulan sahte PCR raporu tanzim talebinde bulunup alan adı geçen otelin sayın genel müdürü Süleyman Bey’in ve bu raporları tanzim eden hatır gönül ve kazanç için sahtekârlık yapan sayın doktor hemşire ve hastanenin onayladığı resmi belgeleri tanzim ve tebliğ eden kişilerin hiç mi suçları yoktu da ada içerisinde elleri kollarını sallayarak ortalarda yüzsüzce dolaşıyorlar ve serbestler ama benim ekmek parası için hayat savaşı veren sevgili arkadaşlarımın, çocukların bugün elleri kelepçeli bir şekilde hapse atıldılar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Sayın hakim, Sayın Savcı, Sayın Bakanlar Kurulu, Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum; sizin adanızda adalet kişilere göre değişim mi gösteriyor?
Hayatım boyunca adaletsizliği hiç prim vermedim. Kendim de iki kez hapse girdim. Kimselerden de yardım dilenmedim, istemedim… Çünkü o suçlar işlemiştim. Cezasını da çekmekle mükelleftim. Bu konu ile ilgili bugüne kadar 21 arkadaşım ve dostuma mahkemelerinde ters bir reaksiyon oluşmasın adına herhangi bir şekilde zarar gelmesin diye evet sustum…
Onlara sadece telefonla müteaddid kereler bağlanarak hepsini bir odaya toplayıp kendileri ile konuşarak gerek maddi gerek manevi ilgimi alakamı, sevgimi bağlılığımı hep hissettirmeye çalıştım. Ailelerine maddeten yardım ettim. Bir Saz arkadaşımın hamile eşini yatırdığım çok ünlü bir hastanede doğumunu yaptırttım. Hatta ve hatta kendileri de teveccüh buyurup yeni doğan evlatlarının ismini Bülent koymuşlar.
Ben bütün bunları yaparken yardımlarımı şova dönüştürmeden, sağ elin verdiğini sol el görmemeli, bilmemeli terbiyesi içerisinde hareket ettim. Bu hayatım boyunca da böyle oldu. Zira ben yaptıklarımı şova dönüştürmem. Ben naçizane şovları mı sadece ve sadece sahnelerinde icra ettim ve ederim.
Yani kısacası elimin erdiği, gücümün yettiğince arkadaşlarımın hep yanlarında oldum ve olacağım da… Arkadaşlarımın mahkemelerinde bugüne kadar ters bir oluşum hasıl olmasın diye ki, bu şekilde uyarılmıştır. Sustum ama artık bugünkü o kelepçeli elleri gördükten sonra hak aramak nasıl oluyormuş göreceğiz, görüşeceğiz.
Aslında ben de bu konudan maddi ve manevi şahsım olarak son derece zarar ve ziyanını yaşadım ve yaşıyorum da… Ekibinin olmayışı nedeniyle tüm alınmış işlemi iptal etmek zorunda kaldım. Manevi acı ve ziyana gelince onun zaten karşılığı yok. Türkiye’nin en büyük avukatlarını görevlendirdim. O adı geçen otelin Genel Müdürü Sayın Süleyman beyefendi, o hastanenin doktoru ve o koskoca hastanenin yargılanmaları için gereken hukuki savaşı tüm servetim pahasına vereceğim. Ayrıca bu savaşım sadece Türkiye hudutları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hudutları içinde kalmayacak. Avrupa İnsan Hakları Yüce mahkemelerinde de bu hakkımı ve haklarımızın da son nefesime kadar mücadelesini vereceğim.”
POLAT YAĞCI: SAHTE PCR RAPORUNU KUZEY KIBRIS VATANDAŞI OTEL YÖNETİCİLERİ DÜZENLEDİ
Öte yandan yapımcı Polat Yağcı da sosyal medya hesabında yaşananlara tepki gösterdi. Yağcı, “Pandemi boyunca bir konser bile veremeyen, evlerine ekmek götüremeyen bu emekçilerin en büyük suçu ekmek parası kazanmak için sanatlarını icra etmeye Kıbrıs’a gitmeleridir. Kıbrıs’a konser vermek için giden 21 müzisyenin eline tutuşturulan sahte PCR raporu düzenleyen ‘Kuzey Kıbrıs vatandaşı’ otel yöneticileridir" dedi.
 
banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.