BMGK’nın Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne ilişkin kararları (ve tabii bu Rumların çok istediği çözümdür) şöyle: Tek uluslararası kimlik, tek egemenlik, ve tek vatandaşlık. Kıbrıs adasında yeni kurulacak devletin adı da “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” olacak. Adını koymuşlar bile… Federal çözümde kurucu devletlerin (yani KKTC ve Kıbrıs Cumhuriyetinin) egemen eşitliği olmayacak. Bu iki devletin uluslararası hukuk çerçevesi içinde bağımsız egemen statüsü olmayacak. Komedi burada başlıyor. Pardon ama Kıbrıs Cumhuriyeti tanınmış bir devlet. Yani Rumların iki devleti mi olacak? Çözümün gerçekleşmesi için iki “yeni” devletten söz etmek gerek herhalde. Devam edelim: Bahsi geçen iki devlet güçlerini federal anayasadan alacak. ( Yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nden mi, yoksa iki kurucu devlet için hazırlanacak yeni bir anayasadan mı alacak?) İki kurucu devletin eşit statüsü olacak ve kendi iç meselelerini kendileri çözecek. Sadece eğitim, kültür ve sosyal politikalar… İki kurucu devlet güvenlik ve yasal işlemlerini kendi sınırları içinde çözecek. İki kurucu devlet birbirlerinin kontrolünde olmayacak ve güç paylaşımı federal hükümete ait olacak. Bu noktada yine insanın aklı karışıyor… Federal hükümet kimdir? Bu sorunun yanıtını lütfen bu çözümü hazırlayanlar versin…

Türk tarafının istediği çözüm egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüdür. Bu da iki bağımsız, egemen devletin konfederal bir çözüm ile anlaşmaya imza atmasıdır. Türk tarafının geçmişte önerdiği çözüm biçimini hem Rumlar, hem BM ve hem de AB kesin ve açık bir biçimde reddetmektedir. Kısacası, BM, AB ve Rumların ısrarla istediği çözüm iki kurucu devletin bağımsız, egemen olmamasıdır. Onların ısrarla istediği bağımsız, egemen olmayan iki otonom varlık ve egemenliği paylaşmaları. Bağımsız, egemen statü söz konusu olmayacak ve iki kurucu devlet Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin kontrolü altında olacak… İşte Rumlar, BM ve AB’nin ısrarla istediği tek çözüm bu… Yani açıkçası, KKTC Devleti’nin ortadan kalkması ve iki “kurucu devlet”in bağımsız, egemen statüsü olmadan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliği altında kalması… KKTC Halkı’nın böyle bir anlaşmayı kabul etmesi “biraz tuhaf“ olur herhalde…