Rum politikacıların bir özelliği var. Uyduruk, uydurma veya kendi işlerine gelen haberleri yayarak Kıbrıs Sorunu’nu istedikleri yöne çekmek… Bir örnek şöyle: Rum Dışişleri Bakanı Kombos Kıbrıs Sorununda çok ciddi gelişmeler beklendiğini belirtmiş… Neymiş bu ciddi gelişme? Yeni bir gayri resmi konferansın başlaması ile ilgili yeni bir belgenin hazır olup olmadığının netleştirilmesi… Bunun çok ciddi bir gelişme olduğunu söyleyen Rum Dışişleri Bakanı Kombos, konuyu kendi istedikleri yöne çekmek için hazırlanmış bir oyun ile sahne aldı bu kez… Neymiş efendim? Holguin, BM Genel Sekreteri Cueller’ın talimatları ile hazırlanmış bir yol izleyecekmiş. Bunun neresi “çok ciddi gelişme?” Anlaşılır gibi değil. BM Genel Sekreteri’nin talimatlarına göre bir belge hazırlanıyormuş. İşte Rum Dışişleri Bakanı Kombos’un “ciddi gelişme” olarak açıklamasına kattığı bu.
Rumlar, sürekli istedikleri çözüme ulaşmak için BM’nin herhangi bir öneri veya çözüm arayışını “çok ciddi gelişme” olarak lanse etmekte ve bu tür görüşlerini “çok ciddi” olarak nitelendirmektedirler. O kadar… Gerçek şu ki, adada iki ayrı kökleşmiş devlet yaşamlarını sürdürmektedir. Ve çözüm iki devletli çözümdür. Rumlar istese de istemese de çözüm budur. Rumlar haberleri çarptırarak hiçbir yere varamaz. Rum Dışişleri Bakanı Kombos sadece çarpıtma politikasının bir örneğini vermiştir. O kadar…