banner107
banner82

GEÇMİŞE ÖZLEM VE MÜZELER HAFTASI

banner27

Bugünlerde çevreme bir baktığımız zaman, ülkemin birçok konuda hep gerilere gittiğini görmekteyim. Örneğin; yollara bir sürü radar koyduk, cezaları yükselttik, değişen ne oldu ki.

banner210
GEÇMİŞE ÖZLEM VE MÜZELER HAFTASI

banner192

Kazalar azalmadı, arabalar yine son sürat gidiyor, üstleri açık istedikleri kadar yükle yüklü kamyonlar, belediye arabaları; çöpleri, taşları, çakılları yollara döke saça gidiyorlar. Hiç kimsede bunları denetlemiyor, kontrol etmiyor. Sonra vatandaş kaza yapmış. Yapmaz mı yollar şantiyeden beter, sanki de “Altın Kumsal” Lefkoşa-Mağusa yoluna taşınmış gibi yollar kum deryası. Kamyonların taşları o kadar çok atılıyor ki arabaların üstüne, arabaların kaportaları, boyalı kotlar gibi nokta nokta. Trafik günden güne rahatlayacağına kaos halini aldı. İnsanlar artık trafikten bunalmış, bıkmış durumdalar. Ne kırmızı ışıkmış, ne başkasıymış geçip gidiyorlar. Sadece trafik ışıklarına radar konulsa, belediye köşeyi dönmüştü şimdiye. Hele birde telefon konuşmaları on araba sürücüsünün dokuzu telefonda konuşur. Arabalarda hele birde atılan çöpler yok mu hele. Belediye 24 saat çalışsa yinede o çöpleri toplamaya yetişmez ama belediyede biraz kaldırımlara ağaç ekse. İki şeritli yolların arasındaki otları bir temizleyip ağaç ekse. Hele Kermiya’dan Kuzeye geçenlerin ilk gördüğü şey çöp ve ot, sonra ülkemize turist gelmez diye şikâyet ederiz. Eee bir güneye bakın birde kuzeye aradaki temizlik farkını görürsünüz.

Bunları niçin yazıyorum, çünkü her gün gördüğüm şeyleri bir çok insan görüyor, yöneticilerde görüyor ama hiç kimsenin kılı bile kımıldamıyor. Yoksa insanlar belli bir yere gelince görmeme hastalığına mı? kapılıyor, bilemiyorum.

Ülkemizde eğitim konusunda gerilemeler başlayınca, bu olaylar günden güne artmaya başladı. Özellikle 1974’den itibaren toplum ileriye gideceğine yıldan yıla hep geriye gitti. Eski dostluklar, birliktelikler, paylaşımlar hep azaldı. Üreten, çalışan insanım bu alanlardan koparılıp, memur edildi. Memuriyete alıştırıldı, zanaattan, tarımdan koparılıp, aylıkçı yapıldı. Al parayı, otur ye. Hep söyleriz “Hazarı dağ dayanmaz” dayanmadı, memleket bitti tükendi.44 yıl balık tutmayı da unutan toplum. Ağlarını çürüttü, güvelere yetirtti,  sandal delindi. Denize çıkacak ne sandal var, nede balık avlamaya yarayacak ağ.

Kendi değerlerimizin bir çoğunu unuttuk, eski olan şey eskidedir dedik, yitip gitmesine neden olduk. ama 23 Nisan 2003 yılında kapılar açılınca her şeyin aslında bir yalan olduğunu anladık. 30 yıl biz birşeye değer vermedik ama köyümüz, yurdumuz, değerlerimiz hep o tarafta kaldı, belki evlerimiz yıkıldı, yok oldu ama anılarımız, dedelerimizin mirası hala daha orda yaşıyor. Birden eski köyümüzün yaşamı, fotoğrafları, anıları, birden eski kültür değerlerimiz derleyip-toparlama düşüncesi bizde uyandı. Birden: “Bizimde bir ekinimiz”, “Bir Kıbrıs Türk Kültürümüz” olduğu birçok insanın aklına geldi.  İnsanlar herşeylerini anlatıp, paylaşma istediler ama birçok şey yitip gitmişti artık. Çünkü eskiyi bilenler birbir yitip gidiyor bu diyarlardan herşey yitip gidiyor ama bir çoğumuz hala daha düş dünyasındayız.

Hala daha bu yitip getmeleri değerlendirmiyoruz, eskiyi korumuyoruz. Kültürel değerlerimize sahip çıkamıyoruz. Trafik ve çevre kirliliği ve kaosu gibi artık bir de kültür kirlenmesi yaşıyoruz ama ne uyanan var ne koruyan. Ülkede müze olmayınca ve buna bağlı müze eğitimi de bulunmayınca. İnsanlarımız değerlerini bilmiyor çünkü değerleri koruyan ve sunan  en iyi yer müzelerdir. Dünya müzeler haftası ama bir Dünya çağında Arkeoloji müzesi yok. Çocuk müzesi, açık hava köy müzeleri, edebiyatçılar müzesi vb. müze demek kültür demektir, bilim demektir. Gelişmek değerlere sahip çıkmakla olur.

Kıbnsım

Memleketim

Dünya cennetim benim

Masmavi Akdeniz 'in

Beyaz köpükleriyle yıkanan

Zümrüt bakışlım

Güzelim...

Baharları

Kırlangıçlar uçar semalarında

Bir başka güzellik var

Her mevsiminde

Ovasında

Dağında

Bir başka güzellik...

Denizle çevrilidir etrafı

Süt mavisi denizle...

Mert insanlar yurdu Kıbrıs 'ımın

Girne 'si

Limasol'u

Baf'ı

Cennetten birer köşe

Surlarla çevrili

Köhnemiş Lefkoşa kenti bile

Başka güzel.

Ya İskele;

Hele, hele

Yeşiller yeşili Lefke...

Yenilenmiş çoğu kentlerimizin

Modernleşmiş.

Beton yığınları

Yükselmekte çoğunda;

Sözüm ona

Ülkem

Altın Çağında.

Anılarda kaldı

Eski günler

O bir hafta süren

Düğünler.

Anılarda kaldı artık

içinde yıkandığımız

iri horasan küpleri.

Kahvelerde

Lokum dolardı cepleri

Konuklarımızın.

Ne oldu bize ansızın?

Nerde eski günler?

Sevecendi,

Mertti,

Cömertti Kıbrıslım.

Geride kalmış

Çoğunun yurtları;

Mazi olmuş

Konukseverlikleri

Tertemiz dostlukları,

Bir zamanlar

Burçları

« Yeğdir Allah yeğ»

Sesleriyle çınlayan Lefkoşa

Minarelerdeki

Ezan sesiyle

Türklüğünü

Haykırırdı kentin

Adam boyuydu ekinler

Mesarya Ovasında.

Bedbereket vardı

Köylümün tarlasında.

Baflının

Limasollunun

Pekmez kaynarken avlusunda

Yedi mahalleye

Kokusu savrulurdu.

Üzüm pekmezi, ffarnıp pekmezi.

Sucuklar asılırdı

Taptaze,

Dizi, dizi.

Topak helvası,

Ekmek helvası yapılırdı

Güzelim pekmezden;

Bunlarla beslerlerdi bizi;

Pasta nedir bilmezdik

Biz küçükken.

En gözde tatlıydı

Zülbiye.

Bolca yaparlardı, Ye babam ye...

Penevetler vardı tahtadan

üzerlerine sıra sıra

Ekmekler dizilen.

Asılı dururdu tabacada

Günlerce ekşimeden,

Küflenmeden

O güzelim ekmekler.

Evlerimizde

Aşkı tahtası bulunurdu.

Anamız,

Ninemiz,

Hamur Yoğurur,

Aşkı açardı üzerinde.

Yemek vakti geldi mi

Aşkı tahtamız

Masa olur,

Sofra

Bunun üzerine kurulurdu.

Altından yanardı hamamlarımız

Bir zamanlar.

Cıvıl cıvıldı

Eskilerde hanlarımız.

Eşekler girerdi,

At gibi

Kıbrıs eşekleri;

Develer çıkardı

Sürekli,

Ağır yük taşıyan.

Baf'in, Limasol 'un Yolları

Zamk gibiydi, Yapışkan; Üzüm şırasından.

içinden yağ akan

Ünlü Bafpeyniri,

Nonut mayasından çöreği,

Tatlı sucuğu,

Köfteri,

......

Dört numara

Tüm lambaları.

Ne yağ kandilleri kaldı,

Ne de şahane

Karpuzlu lambalar.

Tarih oldu birer birer

Tek atlı, Çift atlı, Süslü arabalar.

Mersedesler geçiyor şimdi

Daracık sokaklarımızdan.

Başı dönüyor insanın,

Başı dönüyor hızdan.

Şarkılar dinlerdik bir zamanlar

Siyah plaklı,

İğneli gramofondan.

İslim büyük yenilikti;

Kurtulmuştuk

Ocaklardan,

Odundan.

Artık ülkem modernleştl.

Yıllar yıllan izledi,

Mutlu yılları

Devler yuttu;

Masallar gizledi...

Anılarda kaldı mutluluklar,

Mutsuzluk sardı bizi.

Eski sevecenlik,

Cömertlik,

Saf ve kanaatkar

İnsanları ülkemin

Şimdi bir mazi.

Hâsılı ülkem çirkinleşti.

Mahmut İslamoğlu

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.