banner107
banner82
banner147

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE İLK KADIN ŞAİRLERİMİZ

banner27

Kıbrıs Türk Şiiri denince ilk önce şairlerden şüphesiz Urkiye Mine Balman ve Pembe Marmara akla gelir. Pembe Marmara’nın 60’lı yaşlarında vefat etmesi en verimli çağından aramızdan ayrılmasına neden olmuştur. Urkiye Mine Balman hocamız bilinen ilk kadın şairimiz. Kadın olmak, şair olmak 1940’lı yıllarda ne kadar zor, üretmek, şiir yazmak bir kadının işi olamaz, toplum tarafından kabul görmek, hiç kolay iş değildi. İşte onlar böyle zamanlarda şiir yazdılar, ürettiler. Öğretmen olmak, anne olmak, şair olmak bir çok işi birlikte yapabilmek bir kadın olarak o yıllarda çok zordu. Dünya kadınlar günün tüm fedakâr anneleri, öğretmenleri, şairleri kucaklamak kutlamak lazım.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE İLK KADIN ŞAİRLERİMİZ

banner192

Onlar şiirlerine  Kıbrıs’ın sosyal, siyasal, gelenek ve göreneklerini irdeleyerek ele aldı. Şiirlerin okunduğu zaman, sanki bizlerin Kıbrıs’ın o yıllarını yaşarmışız gibi bir duygu içerisine girdiğimizi görürüz, aslında onlar  gizli birer tarihçi gibi yazdılar.  Kıbrıs Türk şiirinde  bu şiirleri okunduğu zaman, her birinin kendi döneminin tarihsel ve sosyal yapısını çok iyi bir biçimde dile getirdiği görürüz. Kısacası onların şiiri, Kıbrıs ve Kıbrıs Türk insanın geçirdiği çeşitli evreleri bizlerin gözleri önüne sermektedir.

URKİYE MİNE BALMAN

(Lefke,1927-)

 Babası Yusuf Razi, annesi Fatma Nigar'dır. Beş kardeşin ikincisi idi. 4 yaşında Lefke'de ilkokula başladı ve 11 yaşında bitirdi. 1938'de Türk kızlarının eğitim gördü­ğü tek okul olan Lefkoşa'daki Viktorya Kız Okulu’na girdi. Bu dö­nemde önceleri ailesinin yanında, sonra ise yatılı okudu. Viktorya Kız Okulu, İngiliz müdür yönetiminde orta ve lise olmak üzere altı yıl idi. Matematik ve Türkçe dışında dersler İngilizce idi. Bu okul­dan 1944'te mezun oldu. Lise dengi olmadığı için mezunlar lise me­zunu sayılmıyordu. Bu yüzden çok istemesine rağmen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne gidemedi. Aynı yıl Lefkoşa'da Kız Öğretmen Koleji’ne girdi ve 1946'da mezun oldu.

Kız Öğretmen Koleji’nden mezuniyetinden sonra öğretmenliğe baş­ladı. Tam 38 yıl sürecek bu yeni dönem, 1946'da Pergama (Beyarmudu)'da başladı. Daha sonra Gönyeli, Larnaka, Küçük Kaymaklı, Mora(Meriç) , Gaziveren, Lefkoşa gibi köy, kasaba ve şehirlerde gö­rev yaptı. 1985 yılında 38 yıllık meslek hayatı sona erdi. Urkiye Mi­ne Balman 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar İngiliz ve Rumla­r’ın baskısı altında çok zor günler yaşadı. Bu dönemde çocuk yetiş­tirmenin önemini bildiği için kendini her şeyiyle öğrencilere ver­di, idarecilik tekliflerini geri çevirdi, Türkiye'ye veya başka bir yere göç etmeyi düşünmedi.

Öğretmenliğe başladığı yıl kendisi gibi bir öğretmen olan Hüseyin Cahit Balman ile evlendi ve iki oğlu oldu.

Kıbrıs Türk Edebiyatı’nın , ilk kadın şairlerindendir. İlk şiir kitabı “Yurduma Giden Yollar”ı  1952 yılında çıkarmıştı.  Gerçek anlamda ilk çağdaş şiir akımı olarak kabul edilen Hececi- Romantik akımını 1940- 50 yılları arasında  görebilmekteyiz. Bu dönemin en etkili şairlerinden birisi olan Urkiye Mine Balman ilk olarak okuyucunun karşısına 1940 yıllarında çıkar. Özellikle ilk antoloji ve seçki diye kabul edebileceğimiz “Çığ Seçkisi”nde (1943) şairin şiirlerini görebilmekteyiz.

Urkiye Mine Balman’ın ilk şiirleri okunduğunda Türkiye’ye duyulan özlem teması dışında tüm şiirlerinde insanı, doğayı, çevreyi seven, bu temaları şiirinin içine yerleştiren, insanlarımızın duygularına inebilen bir şair olduğunu görebilmekteyiz. Ayrıca  şiirlerini okurken o dönemin gelenek ve görenekleri, insan profili gözlerimizin önüne gelir. Bu nedenle  şiirleri halkbilimi açısından da önemlidir.

KÖY DÜĞÜNÜ

Beş gündür davul zurna kaynattı koca köyü

Kız evinde çalgıyle dikiliyor yorganlar.

Gençler coşarak okur neş'eli bir türküyü

Böyle geçip gidiyor heyecan dolu anlar.

Davulun nağmesiyle çeyiz taşınır bir, bir

Ağla gelin, yan gelin! yüreğin pare, pare

Oğlan anası evde, döğme, zerde pişirir

Varın gidin bir haber, götürün nazlı yare..

Kızlar hep çevre olmuş son akşam güneşinde

Gelin döner başında sırmalı al duvağı.

Kadınlar desti kırar, kapının eşiğinde

Sözler uğur getirsin, kopmasın gönül bağı.

Çalınır sabahlara kadar, kına gecesi

Şakır, şakır oynayan iki oyuncu kadın.

Bir köyü eğlendirir defin, debleğin sesi

Gelin niye ağlarsın kırık gibi kanadın !..

Parlıyor alınlarda şimdi gümüş şilinler

Bir uğultu duyulur bir an halk arasında.

Bu coşan fasılları gönül ta içten dinler

Gelin kına yakınır tam gece yarısında

Ötede köy kahvesi, coştu akşamdan beri

Bu ne mes'ut gecedir, dem vuruyor ağalar.

Yanık, yanık gazeller, oynak halk türküleri

Güvey mes'ut kalbinde bir sonsuz heyecan var!.

Beyaz duvaklı gelin merdivenlerden iner

Şakır, şakır saçılır ortalığa paralar.

Ellerinde buhurdan tütsü verir nineler

Ağlama nazlı gelin, arkandan ağlıyân var!.

Bu düğün heyecanı söylenecek yarın da

İşte gelinle güvey artık elele verdi,

İki hasretli mes'ut, sıcak yuvalarında

Böylece düğün bitti! onlar murada erdi.

LEFKOŞA

Bin yıllık bir tarih

Hisarlar içinde

Yağmur ancak keskin

Bin gamlı şehir Lefkoşa

Yalnızlığa terkedilmiş

Sokaklar soğuk, daracık

Zaman sığmaz olmuş

Ne doluya ne boşa

Cumbalı taş konaklar

Kerpiçten evler

Hüzünlü anılar saklar

Eski sokakların köşe başları

Panjur pencerelerde ışıklar

Ahşap bir kapı açılmış sokağa

Oturmuş sere serpe insanlar

Arka sokaklarda çocuklar

Bir oyun kurmuşlar

Top gibi sekiyor ayaklarında

Yorgun kaldırımların

Kırık taşları

Yaşamlar tüketmiş güzelliklerini

Girne kapısından öteye

Şehirler abidesi

Anma töreni ve bugün çelenkler

Renk renk çiçekler

Saf tutmuş insanlar

Saygı duruşunda

Osman Paşa caddesinden

Mehmet Akif’e

Şehrin havası değişir

Dere boyu evler

Sazlık ve yıllanmış

Eski yeni evler

Yüksek apartmanlar

Gün boyu kalabalık

Kimi bisikletli kimi yayan

Artar eksilmez motor sesleri

Kumsal park’ın gezisinde

Bir çay ocağı

Kimi insanlar yürüyüşle

Kimi alışverişle

Süslü vitrinler göz kırpar

Hele bir gece olsun da

Duy gürültüyü

Sokak lambalarının ışığı

Yakala yakalayabilirsen

Akan zamanı

Pop müzik sesleri

Rap şarkıları

Bazen burada başlar

Ötede biter

Bu efsane şehrin

Hikâyeleri

15. 02. 2009

 

PEMBE MARMARA

(Lefkoşa,1925-Lefkoşa, 1984 )

Lefkoşa Victoria Kız Lisesi ile Türk Öğretmen Koleji'ni bitirip, ilkokul öğretmenliği yaptı. Dönemin gazetelerinde, I. Demet ve II. Demet şiir seçkilerinde yayımlanan şiirleriyle parladı. Türkiye'de Yedigün dergisinde göründü. Hececi şiirlerinden çok, "Garip" etkisindeki serbest şiirle­riyle iz bırakan Pembe Marmara, biraz da Nihat Sami Banarlı'nın teşvikiyle Türkiye'de hececi şiirler yayımladı. Eski bir Lefkoşalı ai­leden gelen şair, fırtınalı bir yaşam sürdü. Bir an muzip, bir an marazi bir ruh halinin başdöndüren temposuyla yaşadı.Yüzünü gör­meden Ümit Yaşar Oğuzcan'la nişanlandı, ama buluştuktan sonra ayrıldılar. Kıbrıslı Türkler’in günlük yaşamını ve konuşma dilini başarıyla şiirleştirdi. Evlenerek Türkiye'ye yerleşti, ancak kanser olunca Kıbrıs'a döndü. 40 yıllık bir gecikmeyle hazırladığı şiir kitabı, ölümünden sonra kızkardeşi tarafından yayımlandı.

ESERİ: Merdivenler (Selma Yusuf tarafından yayımlandı, Lefkoşa, 1986).

NAYLON ŞİİR

Moda!

Naylon

Pazarlar naylon dolu

Ne ararsan hep naylon

Elbise, çanta, iskarpin

Adamın ayranı naylon

Bir muz aldım naylonmuş

Babamın parası naylon

Bana "naylon" dediler

Sevgilim de naylon olsa ne olur?

Ne düşündüğünü! anlardım.

Yavuz ama darılmaz

Kafası ve çenesi naylondur

Farkına varmadan

Farkına varmadan

Naylon şiir yazmışım

Moda!..

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.