banner255
banner69
banner374

Fikirler ölmez, izin silinmez

banner27

Özgürlük Mücadelesi Liderimiz Dr. Fazıl Küçük, 36. ölüm yıldönümü nedeniyle bugün törenlerle anılacak

Fikirler ölmez, izin silinmez

Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük 36. ölüm yıldönümü nedeniyle bugün törenlerle anılacak.

Dr. Fazıl Küçük Anıt’ında yer alacak ilk tören saat 10.20’de başlayacak.

Çelenklerin anıta sunulmasıyla başlayacak tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla devam edecek. Anıt özel defterinin imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından yapılacak konuşmayla tören sona erecek.

İkinci tören ise saat 11.15’te Atatürk Kültür Merkezi’nde yer alacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak törende Dr. Fazıl Küçük’ün torunu Esen Küçük bir konuşma yapacak. Tören, Haydarpaşa Ticaret Lisesi Korosu ve Haydarpaşa Ticaret Lisesi öğrencilerinin sunacağı oratoryoyla sona erecek.

Anma tören münasebetiyle tüm resmi kurum ve kuruluşlarda saat 10.28’den gece yarısı 24.00’e kadar bayraklar yarıya indirilecek.

Dr. Küçük Kimdir?

Dr. Fazıl Küçük, 14 Mart 1906’da Ortaköy’de doğdu. İlk öğrenimini ve orta öğreniminin bir kısmını Lefkoşa'da yaptı. Orta öğreniminin geriye kalan kısmını İstanbul'da Özel İstiklal Lisesi'nde tamamladı. Mezun olduktan sonra İstanbul Tıp Fakültesi'nin birinci sınıfını tamamlayıp sıra­sıyla Fransa ve İsviçre'ye gitti. Lozan Üniversitesi'nde tıp tahsilini bitirdikten sonra bir klinikte ihtisas yaparak 'dahiliye uzmanı' oldu.

1937 yılının Mayıs ayında Kıbrıs'a dönerek, Lefkoşa'da serbest doktor olarak çalışmaya başladı. Halkçı kişiliğinden ve mesleğindeki başarısından dolayı kendisini topluma çok çabuk sevdirdi. Fakir halkın ve köylülerin Lefkoşa'ya en fazla uğradığı gün olan Cuma günleri halka parasız tedavi uygu­ladı ve bunu doktorluğu bıraktığı son güne kadar sürdürdü.

Dr. Fazıl Küçük'ün aktif siyasi hayata atılması, her ne kadar adaya döndüğü 1937 yılında başlarsa da, siyasi faaliyetleri ve köşe yazarlığı 1931 yılına kadar uzanır. Henüz bir üniversite öğrencisi iken, Türk Maarifinin İngiliz müdürler tarafından yönetilmesinde ısrar eden 'Kavanin Meclisi'nin Türk üyelerine karşı çetin bir mücadeleye girdi.

Bütün siyasi hayatı boyunca, Türk okulları ile Vakıflar İdaresi'nin Türk halkına devredilmesi için İngiliz koloni idaresine karşı savaş açtı. Kıbrıs Türk halkının örgütlenmesi ve kendi meslek kuruluşlarının altında faaliyet göstermesi için yıllarca uğraştı.

1931 yılındaki Rum isyanının ardından ara verilen Belediye seçimlerini 1943 yılında ezici bir çoğunlukla 'üye' olarak kazandı ve bu görevi altı yıl aralıksız devam ettirdi.

1943 yılında kurulan ve O'nun da üyesi olduğu KATAK (Kıbrıs Adası Türk Azınlıklar Kurumu) 'dan ayrılarak 23 Nisan, 1944 tarihinde KMTHP (Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi)’ni kurdu. Bu partinin programındaki ana hedeflerden biri de Enosis'i (Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı) önlemekti. 1949 yılın­da KATAK ile KMTHP birleşerek KMTBP (Kıbrıs Milli Türk Birliği Partisi) ismi altında yeniden oluşur.

Dr. Küçük, o yıllarda devamlı olarak Türkiye'ye gider, ancak oradaki hükümetlerden beklediği yakınlığı görmez. Bunun üzerine Kıbrıs davasını Türk milletine mal edebilmek için Anadolu'yu karış karış gezer. Türk halkına, Kıbrıs'ta başlat­tığı mücadeleyi anlatabilmek için büyük şehirlerde mitingler düzenler. O'nu destekleyenler ilk önce öğrenci dernekleri, onun ardından sivil toplum örgütleri ve basın olur. Bıkma­dan, usanmadan verdiği mücadele Türkiye halkının tüm birimleri tarafından kabul görür.

Türk milletinin de desteğini arkasına aldıktan sonra, 1955 yılında kanlı terör eylemlerine başlayan EOKA örgütüne karşı Kıbrıs Türk halkının direnebilmesi için KITEMB (Kıbrıs’ın İstikbali için Türk Mukavemet Birliği) isimli örgütü kurar. Rumların tehditlerine rağmen mücadeleye devam eder ve KITEMB'nin yerine yine aynı yılın Eylül ayında VOLKAN isimli teşkilatı oluşturur. Daha sonra en büyük silahlı mücadeleyi verecek olan TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) 'nin zirvesinde bulunur.

1959 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan Zürih anlaşmasının ardından Londra'da yapılan konferansta Kıbrıs Türk halkını temsil eder ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş anlaşmasını imzalar. Bu cumhuriyetin anayasasına göre Cumhurbaşkan Muavini Türk olacaktı. Kıbrıs Türk halkı da O'nu bir kurtarıcı olarak görmekteydi ve 3 Aralık 1959 tarihinde yapılan seçimi rakipsiz olarak kazanır.

Rumların 21 Aralık, 1963 tarihinde 'Kanlı Noel' diye adlandırılan Türklere karşı silahlı saldırılarının ardından oluşturulan Genel Komite'nin başkanı olur. Bu komitenin yerine 1967 yılında 'Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi' kurulur ve onun başına da yine Dr. Fazıl Küçük geçer. Cumhurbaşkan Muavinliği ile Geçici Kıbrıs Türk Yöneti­mi görevini 18 Şubat 1973 tarihinde bırakır. Ancak kendi gazetesi olan Halkın Sesi'nde mücadelesine devam eder. Halkının ve milletinin haklarını savunmaya ve her zaman yaptığı gibi onların geleceği ve çıkarları için elinden bayrağı bırakmamaya kararlıdır. Ancak 1983 yılında hastalanır ve 15 Ocak, 1984 tarihinde tutulduğu hastalıktan kurtulamayarak Londra'da tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında hayata gözlerini yumar. "Tanrı Kıbrıs Türkünü korusun, onun yanında olsun" diyerek canından daha çok sevdiği halkına veda eder.

Naaşı Kıbrıs'a getirilerek 23 Ocak 1984 tarihinde Lefkoşa yakınlarındaki Hamitköy'de bulunan Anıt Tepe'ye gömülür. Ve.... 'Anıt Mezar' onun cenneti olur...

Dr. Küçük gerek Cumhurbaşkanı Muavini olduğu zaman gerekse daha sonra halkın içinde oldu

Dr. Küçük mücadele yıllarında dağda görev yapan mücahitleri sık sık ziyaret ederek onlara moral verirdi

Liderimiz, çalışma odasında Halkın Sesi Gazetesi çalışanlarıyla bir araya gelir onlarla görüş alışverişinde bulunurdu

Toplumu örgütledi, halkın sesi oldu

Dr. Fazıl Küçük tahsil hayatı sonrasında ülkeye dönen Dr. Fazıl Küçük 1937 yılı sonrasında her zaman toplumun içinde olarak onları örgütledi. Zaman zaman Lefkoşa’daki muayenehanesinde, zaman zaman ise köylerde halkıyla birlikte oldu. Genç yaşlı, çoluk, çocuk herkesin derdini dinledi.

Dr. Küçük göçmen olan vatandaşları Hamitköy ve Göçmenköy’de kurulan çadırlarında ziyaret edip onlara moral vermişti

Özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün kendisinin söylediği özlü sözleri şöyle:

Dr. Küçük’ün özlü sözleri

Bizler gelecek nesillere, şimdiye kadar bize emanet edilmeyen en yüksek eseri bırakmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki beşer fanidir, bırakılan eserler bakidir.

Biz eminiz ki muvaffakiyet ancak insanın herşeyinden feda ederek, aç kalarak didinmesi uğraşması ile kabildir.

Dr. Fazıl Küçük

Bu davayı kazanmak artık bizim için bir onur meselesi olmuştur. Büyük Türk

Milletinin kanını taşıyan biz yüzbin Türk ne bugün ne de yarın atıldığımız ve ant içtiğimiz bu zorlu uğraştan gerileyecek değiliz.

Dr. Fazıl Küçük

Biz benliğimizi kurtarmak hakkımızı almak için ortaya atılıyoruz. Eğer birleşir, tek bir kale haline gelirsek o zaman gelişmemiz, uğraşmamızla isteklerimizi elde edebileceğiz.

Dr. Fazıl Küçük

Biz İlhamı Şam'dan değil Atatürk'ün büyük inkılâbını yarattığı anavatan Türkiye’den alıyoruz.  Şam’dan, Suriye'den veya Mısır'dan İlham alan birkaç kişi Türk inkılabının seyrini değiştiremez. Dünya ahvalinden ibret alalım. Bizlerden esirgemen haklarımızın geri alınmasına hep beraber, el birliği kafa birliği ile atılalım. Bilmeliyiz ki haklar verilmez; ancak büyük bir gayret, çalışma ve yorulmak bilmez bir mücadele ile elde edilir.

Dr. Fazıl Küçük

Türkiye için hayatı olduğu kadar şeref ve haysiyet meselesi olan Kıbrıs davası Türkiyesiz hiçbir zaman halledilemez ve edilmeyecektir.

Dr. Fazıl Küçük

Mücadele başlarken cemaat değil aşiret idik. Aşiretlikten cemaat statüsünü kazandıktan sonradır kİ bize kıymet vermeye başladılar.

Dr. Fazıl Küçük

Eminim ki iyi niyetle işe başladığımız gün mutlak surette zafer bizimdir.

Dr. Fazıl Küçük

Hangi anlaşma yapılırsa yapılsın Kıbrıs’ta barışın devamlı olabilmesi, özgürlüğün bekçisi Türk ordusu'nun buradan ayrılmamasına bağlıdır.

Dr. Fazıl Küçük

Bugün her Türk çocuğunun gönlünde, Atatürk sevgisi mukaddes bir iman halinde yaşamaktadır.

Dr. Fazıl Küçük

Bu dava, memleket davası, gençlik davasıdır. Bizi kurtaracak milli bir mücadeledir.

Dr. Fazıl Küçük

Memleket bize, kendisine borçlu olduğumuz vazifeleri ödememizi emrediyor.

Dr. Fazıl Küçük

Dr. Küçük köy ziyaretlerinde köylüler tarafından omuzlarda taşınırdı

Dr. Küçük’ün kaleme aldığı ve Halkın Sesi Gazetesi’nde yayınladığı bir yazısı:

Ne Bekliyoruz?

Megali İdea'nın zincirlerinden dışarı çıkabilme gayretini gösteremeyenler, Kıbrıs'ın yıllardır görme­diği huzur ve sükûna tahammül edemeyip, tekrar acı günlerin doğmasına nasıl çalıştığı açıkça görülmü­yor mu? Ve ne yazık ki aklı başı yerinde olduğunu tahmin ettiğimiz 963 faciasını yaratan Makarios -Grivas desteği ile, ölen Yorgo Papandreu'nun oğlu Andrea Papandreu eline aldığı körükle sönmeye yüz tutan ateşi yeniden alevlendirmeye çalışıyor.

Tarih göstermiştir ki Ada Venedik'lerin ağır bas­kısından kurtulup, Türkler idaresinde en mutlu günlerini yaşarken Yunanistan 1821'lerde gönderdiği “Tahrikçi papazlarla”, “veli-i nimetleri” aleyhine hemcinslerini isyana çağırmış ve Türkleri adadan kovacakları hayali içine kendilerini bırakmışlar ve Kıbrıs kilisesine sığınarak orada karargâhlarını kurmuşlardı. Her ne kadar müstahak oldukları dersi almış idiyseler de, ancak kısa bir süre köşeye çekilmişler, “demir leblebiyi” yine çiğnemeye devam etmişlerse de, dişlerini kendi kendilerinin kırdığını görmüşlerdir. Yunanistan'ın yerinde oturması bir kenara, o yine uzaktan Kıbrıs kilisesinehakim durumuna geldiğinden papazları ne kadar Türkler üzerine yürütebiliyorsa onu yapıyordu.

963 günlerinde idi. Yorgo Papandreu Selanik meydanlarının birinde yaptığı konuşmada, Büyük İs­kender'in canlandığını müjdeliyor, Makarios ve Grivas'a hedef Hindistandır diyecek kadar normal bir kişinin ağzından çıkmayan hezeyanları savuruyor­du. Hiç unutmayacağım. Zamanın Birleşmiş Millet­ler Komutanı Hintli Timaya günlük toplantılarımız­dan birinde, “Yarın memleketime dönüyorum. Buradaki görevime devam edemeyeceğim. Papandreu’nun dün Selanik'teki konuşmasını işittiniz. Hindis­tan'a saldıracakmış. Memleketimi müdafaa burada ki görevden daha mukaddes değil mi?” Yine o zamanlar yaşlanmış ve yorulmuş Başbakana oğlu hocalık ediyor ve onu çok gülünç durumlara düşürüyordu.

Evet Megali İdea’nın esiri ve zebunu olan Yunanistan zaman ve zaman ruh hastaları gibi kriz içine girer ve işte o zamandır ağzından çıkanı kulağı duymayacak kadar şuurunu kaybeder.. En tehlikeli harekete girişip sonunda rezil ve perişan olmakta bir sakınca görmez.

931 isyanı ile yine Yunanistan ve papazların öncü­lük etmesi ile olmuş değil mi? Hülasa edecek olur­sak bu güne kadar Kıbrıs'ın başına gelen belâlar, felâketler Yunanistan'dan kaynaklanmış, huzursuz­luğun doğmasına sebep olmuştur. Şimdiki Başba­kan Profesörlüğe kadar yükselmiş ise de, ne yazık ki beyninin birtarafı işlememiş, diğeryarısı dumura uğrayıp kanlı maceralar peşinde koşturtuyor onu. Biz şu kadarına inanıyoruz ki Rum tarafı yıllardır aradığı huzura ancak 74'lerde girmiştir. Parti kavgalarından kurtulmuş, herkes iş ve gücüne sarılmış, ekonomisi bir düzene çıkabilmiş, hasretini çektiği rahat uyukuya kavuşmuştur.

Papandreu iktidara geldiği günden yeniden dünya barışını tehdit edecek kadar sorumsuz hareketlere başlamış ve kendi aklınca Türk Toplumunun moralini bozup, berrak suları bulandıracağına ve balıkları daha kolay avlıyabileceği inancı içine girmiştir. Şu kadarını söylemek isteriz ki, Türk tarafında her ne kadar ufak tefek çekişmeler oluyorsa da, hakikatte en ufak tehlike karşısında 955'lerin ruhu bozulmuş değildir. Tek bir vücut,  tek bir el olmanın tecrübesini geçiren Kıbrıs Türkünün kalbinde yatan inanç bütün canlılığı ile yaşadığından Papandreu'ya yapacağı­mız tavsiye, masum insanların günahına girmeme­sidir.

DR. FAZIL KÜÇÜK

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.