banner913
banner885
banner878

İnanç Babalikki: Taşınmaz Mal Komisyonu ve KKTC

banner476

banner825
İnanç Babalikki: Taşınmaz Mal Komisyonu ve KKTC

Demokrat Parti Lefkoşa Milletvekili adayı İnanç Babalikki tarafından kaleme alınan Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
“Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Xenides-Arestis v Turkey vermiş olduğu hükümler uyarınca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, 67/2005 sayılı Taşınmaz Mal Yasası uyarınca kurulmuştur.
TMK Kuzey Kıbrıs’ta bulunan taşınmaz mallarla ilgili talepler için etkin bir iç hukuk yolu oluşturulmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.
Taşınmaz Mal Komisyonu, Kıbrıslı Türk üyeler yanında Avrupa’nın önemli hukukçularının da yer aldığı ve Avrupa Mahkemelerinin resmen tanıdığı bir hukuk yoludur. Bilindiği gibi Kıbrıslı Rumlar, çok uzun zamandan beri Kuzey Kıbrıs’taki mülkleri için hukuk mücadelesi vermektedirler. Tüm bu mücadeleleri, kendi iç hukuk yolları sonrasında Avrupa Mahkemelerine başvurmaları süreci izlenmekte ve KKTC ve Türkiye aleyhine tazminat ve iade olarak sonuçlanması hedeflenmekte idi.
Kıbrıs’taki durumu iyi analiz eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Kıbrıs Türk tarafının da hakları olduğunu görerek,  böyle bir komisyonun kurulması kararını Türkiye aracılığı ile Kuzey Kıbrıs iletmiş oldu.
Kuzey Kıbrıs’ta kurulmuş olan ve Kuzey Lefkoşa’da faaliyet yapan bu komisyon kararları ve buna uyup kararları kabul edip tazminatını alan Rumların durumlarının Avrupa nezdinde yasal bir durum oluşturacağı kabul edilmiş oldu.
Bu şekilde Kuzey Kıbrıs’ta mülk bırakıp, Uluslararası alanda hak arayan Kıbrıslı Rumların, TMK’ya müracaatları mecburi kılınmış oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, olayların yaşandığı yerlerdeki mahkemelerin, son aşamaya kadar kullanılarak, sonuçlandırılmaya çalışılmasını ve ancak bundan sonra AİHM’e müracaatları gibi bir kural uygulamaktadır. Buna da “iç hukuk yollarının tüketilmesi” denir. TMK durumunda ise, Kıbrıslı Rumların AİHM’e müracaat etmeden önce bu yolu da denemeleri ve ancak bu TMK hukuk içerisinde bir çözüm öneremez ve/veya uygulatamazsa konunun AİHM’de ele alınması sürecine girilmesi öngörülmektedir.
Kuruluşundan beri çeşitli kararlarla ve tazminat ödemeleri ile tatminkar bir iç hukuk yolu olarak çalışan TMK, son zamanlarda kaynak yetersizliği nedeniyle çalışmalarını etkin olarak sürdürememektedir. Ödenecek tazminatların Türkiye’den sağlanması nedeniyle, Türkiye de Kuzey Kıbrıs’ta bu tazminat ile menfaat elde edecek kişilerin de bu tazminat ödemesine küçük oranlarda katkı koymasını istemiş, ama Kuzey Kıbrıs yönetimleri bunu bir türlü yasallaştıramamıştır.
Basitçe anlatılması için şöyle bir örnek verebiliriz. Herhangi bir noktada eski rum malı olan bir mülkün değeri, hemen yanındaki ayni özelliklere sahip bir eski Türk malı mülkten daha azdır. Bunun nedeni de öngörülememe ve ileride bu mülke ne olacağını kesin kestirememe durumudur. Ama TMK vasıtası ile, eski Rum mülk sahibi, tazminat, iade veya takas yolları ile tatmin edilirse, b yeni durum AİHM nezdinde uluslararası kabul gören bir yeni durum yaratmış olmaktadır. Yani tazminato ödenen veya güneydeki bir Türk malı ile takasa gidilen veya eski Rum sahibine iade edilen mallar, Kuzey Kıbrısta, uluslararası alanda yasal ve geçerli yeni bir statü kazanmaktadırlar. Bunun da en basit açıklaması Kuzeydeki eski Rum Mallarının Türkleştirilmesidir. Bu şeklide iki bölgeli, iki halkın oluşturduğu, yan yana yaşama çözüm önerileri adım adım gerçekleşme yolunda yürütülmektedir.
Maraş açılımı olarak gündeme gelen konu da bu sürece de bağlı olarak, Uluslararası alanda Kıbrıslı Türklere puan kazandıracak bir durumdur. TMK marifeti ile atılacak her adım, Maraş’ın ekonomimize kazandırılması için de siyasi alanda da bize sayısız yararlar sağlayacaktır.
Maraşın eski Türk Vakıflarının malı olduğu durumu da bilhassa Evkaf ve hükümetler tarafından Uluslararası mahkemelerde çözüme kavuşturulması için acil adımlar atılmalıdır. Bunun sonuç verememesi durumunda da TMK marifeti ile Maraşın ekonomimize kazandırılması çok önemli bir kazanım olacaktır.
Taşınmaz Mal Komisyonu çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir başka durum da Maronit’lerin geri mülklerine dönme gayretleridir. Kıbrıs’ta şu anda 5000 civarında Maronitin yaşadığı bilinmektedir. Maronitler şu and yoğunlukla Güney Kıbrıs’taki Koççat köyünde yaşamaktadırlar. Ama bu kişilerin 74 öncesi, şu an Kuzey Kıbrıs toprakları içinde bulunan,  Gürpınar, Özhan, Karpaşa ve Kılıçarslan olarak isimlendirilmiş olan köylerde  yaşamakta oldukları de bilinmektedir. Nitekim KKTC yetkilileri bu köylerdeki Maronit mülklerini eşdeğere konu etmemiş ve birgün iade edilebileceği görüntüsünü vermiştir. Kuzey Kıbrısta sadece Kıbrıslı Rumların mülkleri eşdeğere konu edilmiş durumdadır. Bu nedenle Maronitlerin kendi köylerine dönme talepleri de çok dikkate alınması gereken bir durumdur. Maronitlerin bu köylere dönmeleri ile, aynen Maraş örneğinde olduğu gibi, hem ekonomik hem siyası kazançlar elde etmemiz söz konusudur. İnsan haklarını tatmin etme durumu da bu kazanımların  en önemli insani yanıdır.
Maronitlerin Kuzey Kıbrıs’taki mülklerine geri dönmeleri için bu köylerde de ciddi bir tamirat ve yeniden inşaat söz konusudur. Bu ivme de Kuzey Kıbrıs ekonomisine olumlu yansıyacaktır. Bu durumda da, Maraş örneğinde olduğu gibi, bu yeniden yapılaşma sürecinde, tüm işçilik ve malzemenin Kuzey Kıbrıs piyasalarından temin edilmesi şartı çok gereklidir. Bundan sonra buraya yerleşecek kişilerin Kuzey Kıbrıs’ta yaşamaları da zaten önemli bir ekonomik ve sosyal aktivite yaratacak, uluslararası alanda olumlu bir adım atmış olunacaktır. Daha da önemlisi Vatikandaki PAPA’nın Maronitlerin de en yüksek dini temsilcileri olması nedeniyle, Kuzey Kıbrıs, Türkiye ve Vatikan arasında esecek olumlu rüzgarların nice fırtınaları önleyecek kudrette olduğu unutulmamalıdır.
Taşınmaz Mal Komisyonu, Kıbrıslı Türkler için çok önemli bir kazanımdır. Hatta 1960’lardan beri Kıbrıslı Türkler için oluşmuş çok ender ve çok önemli bir durumdur. Son derece hassas bir şekilde hiç ihmal edilmemeli, verimli bir şekilde çalıştırılmalı, etkin sonuçlar yaratıp uygulanmalıdır.
Taşınmaz Mal Komisyonunun, gerek ekonomik olarak mağdur olmuş kişilere kayıplarını bir miktar iade edebilme yönünde, gerekse de insani açıdan çekilen acıların bir nebze hafifletilmesi açısından tam ve verimli işletilmesinin önemini görmek durumundayız. Gerek Anavatan’ın maddi katkıları ile gerekse de bundan sonra bizim yönetimlerimizin uygulamaya koyması kaçınılmaz olan bazı uygulamalar ile TMK çalıştırılmalıdır. Eşdeğer mal alan kişiler haricinde, tahsis ve benzeri yollarla mülk tutan kişilerin TMK uygulaması içinde gönüllü olarak bir miktar katkı yaparak ellerindeki malın Türkleşmesi , ellerinde böyle mülk bulunduranlar açısından hayati önem taşımaktadır. Ellerindeki malın değer artışı üzerinden küçük bir vergi ile bu uygulamalara destek olmak, zannederim ellerinde tahsis ve benzeri mal bulunduran kişiler için çok cazip olacaktır.
Sonuç olarak Kıbrıs Türk halkı, iki bölgeli, iki kesimli, iki halktan oluşan yan yana iki komşu devlet olarak yaşamaya devam edebilmek için TMK mahareti ile Kuzey Kıbrıs’taki taşınmaz malları uluslararası statüye kavuşturma gayretine tüm gücü ile destek vermelidir.
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.