banner107
banner82
banner147

Tekrar başlarken

banner27

Halkın Sesi’nin 14 Mart 1942 tarihindeki ilk sayısından sonra Dr. Fazıl Küçük’ün İngiliz idaresine karşı halkın memnuniyetsizliğini dile getirmesi sonrasında 21 Ocak 1943 tarihinde yayını Üç ay süreyle İngiliz hükümeti tarafından durdurulmuştu. Tekrardan yayın hayatına başladığı 21 Nisan 1943 tarihinde Dr. Fazıl Küçük tarafından yazılan yazıyı sizlerle paylaşıyoruz…

Tekrar başlarken

banner192

Yazan: Dr. M. Fadıl   KÜÇÜK

Bundan tam 3 ay evvel bir öğlen zamanı hükûmetin resmi iki yüksek memurunun  acilen beni görmek istediklerini öğrendiğim zaman fevkalâde bir durumla karşı karşıya geleceğimi tahmin eder gibi olmuştum. Acaba ne var, ne oluyor. Diye bir üzüntü kalbimi sı­kıştırıyor ve adeta serbestçe kalp atışına mani oluyordu. Hele dimağımda saniyede binbir şimşek parlıyor ve hiçbir şey düşünemez gibi ol­muştum. Nezaketle yanıma yaklaşan memurların en kü­çük hareketini takip ediyor ve bir an evvel ağızlarından çıkacak sözün ne olacağını bekliyordum. Hakikatte bir tanesi elini cebine uzatarak çıkardığı kâğıdı oku­maya başladı. O zamandır ki beni bekleyen felâketin ne olduğunu anlamıştım: Gaze­te Müsteşar Hazretlerinin emriy­le 3 ay müddetle kapatılmış bulunuyordu. Bu müthiş ve çok ağır ceza karşısında bir adım ne ileri ve ne de geri atamayarak yan tarafımda bulunan bir koltuğa yıkıldım kaldım. Acaba bir yanlışlık mı var diye yanımda bıra­kılan kâğıdı, tekrar ve tekrar okudum fakat yanılmıyordum. Artık “Halkın Sesi” susturuluyordu. Bu hadise gün­lerce asabımı tahrike devam etti. Uykularım kabahatimin ne olduğunu meydana çıkar­mak için çok geceler şafak vaktine kadar sebep aramakla geçti.

Bu acı haber, birkaç sa­at içinde Lefkoşa ve kaza­larda bir bomba gibi patladı. Telefon mütemadiyen çalışıyor ve kapımdan başları önde, müteessir çehreler yavaşça ilerliyordu. Gelenler ve telefonda konuşanlar adeta korkak ve titrek seslerle bunun bir hakikat olup olmadığını soruyor ve birçok­ları asabiyetten göz yaşları dökerek uzaklaşıyordu. He­le çok genç bir okuyucumun büyük teessürü karşısında ben de kendimi tutamayarak onunla beraber göz yaşı akıtmıştım.

Bütün bu acı manzara­lar ve unutulmayacak hatı­ralar artık “Halkın Sesi”nin bu cemaatin hakikî bir gazetesi olduğuna kanaat getir­miş ve bununla teselli bulmaya çalışmıştım. Evet on ay cemaatın dertlerini terennüm eden bu gazete bundan böyle de ayni yolda yürüye­cek, hak ve adalet için haykıracaktır.

Burada açık bir kalp, iyi bir niyetle bir kere daha tekrar edeceğim ki, biz bazı kimselerin zannettiği gibi ne İngiliz aleyhtarıyız ve ne de bunu aklımızdan geçirmişizdir. Bizim düşman olduğumuz aksak hareketlerdir. Medenî her fert için haksızlığa uğramak, yerinde olmayan bir muameleye tabi tutulmak muhakkaktır ki ruhî bir isyan uyandırır. Demek oluyor ki, bizim umdesiz (dilenerek) öksüz bir cemaatin terakki ve tealisidir (yükselme, yücelme). Haykırışlarımız bu cemaatin arasından çıkan feryatların bir aksi sedasıdır. Hak ve adalet için çetin bir savaşa atılan ve bu mefkûre uğrunda milyonlarca evladını seve seve veren demokrat bir hükümetten, biz sadık tebaaları yalnız ve yalnız yanı başımızdaki unsurlara reva görülen aynı muamelenin bize de bahşedilmesini isteriz. Çünkü biz de Rum vatandaşlarımız kadar hassas, onlar kadar zeki ve bizim fazla olarak Türk olmak gibi büyük bir meziyetimiz vardır.

Düşünülmelidir ki, biz Kıbrıs Türk’ünün millî kâbesi olan Ankara bugün İngiltere’nin sadık ve ayrılmaz bir müttefiki bulunurken, biz nasıl olur da başka bir yol tutabiliriz? Bizim rehberimiz, yolumuz; bize Anavatanın gösterdiği meşaledir. Eğer biz onun siyasetinden aykırı bir siyaset, gittiği yoldan gitmeyip de aksi bir yoldan gidecek olursak, hem ona hem de onun müttefikine karşı en büyük nankörlük ve en büyük hıyaneti işlemiş bulunacağımızı da pekâlâ biliyoruz. Böyle bir aksi hareket ise Türk halkının hiçbir ferdinden beklenemez ve beklenmemelidir de. Biz Kıbrıs Türk’ü de Anavatan kadar açık bir kalp ve iyi bir niyetle çalışıyoruz ve çalışacağız. Anavatan nasıl ki her milletin müşkül anlarında sadık bir dost gibi hareket etmekten çekinmemiştir. Biz de aynı yolun yolcularıyız. Bulanık suda balık avlamak Türk’e yaraşmaz çirkin hareketlerden biridir.

İngiliz idaresinin ilk kurulduğu günden bu ana kadar sadık bir tebaa olarak tanınan bizler, yarın da aynı sadakat ve itaati göstereceğiz. Hükümetin her emrine seve seve itaat eden Türk cemaatinin yegâne arzusu daha evvel de söylediğimiz gibi yalnız ve yalnız aynı muhit içinde yaşayan unsurların malik oldukları hayat hakkından bizim de istifade etmemizdir. Bunun için sesimizi yükseltiyoruz.

Şimdi artık ümit ederiz ki, bizlere çok görülmeyecek ve demokrat hükümetimizin bize rehber olarak terakki ve yükselme yollarına ulaşmamıza yardım edecektir. [1]

(Alıntı: Halkın Sesi Gazetesi, 21 Nisan 1943, Yıl: 2, Sayı: 253, sayfa 1)

 

[1] Halkın Sesi Gazetesi, 21 Nisan 1943, Yıl 2, Sayı: 253, sayfa 1.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.