Her yıl Nisan ayının gelmesi ile Ermenistan dışında yaşamlarını devam ettirmek durumunda olan ve Diyaspora Ermenileri diye bilinenlerin gerçek dışı söylemlerle Türkiye’ye saldıranların Avrupa ülkelerinin halklarının büyük çoğunluğu olduğu biliniyor. Bu kervana katılan unRusya’nın önde gideni Putin Ermenilere göre sihirli sözcük olan soykırım savlarını gündeme taşımıştır. Başta ABD olmak üzere Putin’in bu açıklamasıyla Ermenilerin yanına gelmiş olması anlaşılmış olmanın ötesindedir.

Putin’in ağababalarının kaçamayan Ahıska Türklerini vagonlara doldurup Sibirya steplerine gönderdiği ve insanların donarak öldüğü unutulmamıştır. Temmuz ayı içerisinde Kıbrıs’ta müzakerelere başlanabilmesi için toplantı yapılacağı belirtiliyor. Bu uygulama gerçekleşirse yıllardır oynanmakta olan müzakere oyunun yeniden sahneleneceği anlaşılıyor. Yapılması gereken maskaralığa dönüşen bu sürecin daha fazla zaman yitirmeden var olan durumun kabul edilmesinden geçtiğini yeniden anımsatmak gerekiyor.

Veya bu konunun daha fazla uzatılmadan özellikle 04 Mart 1964 tarihli BMGK’nın aldığı 186 sayılı kararın güncellenmesi gerekmektedir. Yıllardır çözülemeyen Kıbrıs konusunun temelindeki çözümsüzlük bu karardan kaynaklanmaktadır.

Neden Yahu’nun ipi ile kuyuya inmiş olan yaş almış Amerikalı kendisini kurtarmaya çalışmaktadır. İran’a saldırmakla kendi onurunun ötesinde ülkesinin de onurunu ayaklar altına almış bulunuyor. Gelinen bu noktada yapılması gereken tarafların çatışmalara son vererek müzakerelere başlamaları gerekmektedir. Çünkü bu savaşın tek kazananı vardır o da yaş almış kişinin oğludur.

Hasta ruhlu insanların bir araya gelerek Ortadoğu’da yarattıkları cehennemden uzlaşıya gitmeleri gerekiyor mu ne…

Sevgiyle kalınız.