Bizim Halkın Sesi Gazetesi Gazetesi’nin 29 Nisan 2026 tarihli yayınında, havacılıkla ilgili haberini şöyle vermiştir.
“Hava trafiği riskte.”
Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası Başkanı Cem Kapısız, Halkın Sesi’ne yaptığı açıklamalar çok önemliydi.
Bakınız ne açıklama yapmış Cem Kapısız.
“Artan hava trafiği, orantılı olarak trafiğe hizmet veren personelin artması ve kullanılan ekipmanın yenilenmesi gerekmektedir. Ancak bu yenilenme yapılmamaktadır. Bölgede artan askeri faaliyetlerin de iş yükü olmaktadır. Havacılık güvenliğini sekteye uğratacak bir durum yaşanmaktadır. Bölgedeki hava trafik artışına karşı, hem Türkiye, hem de Rum Yönetimi konuyu analiz ediyor ve tedbir alıyor. Biz ise, aynı ekip sayısı ve hiç değişmeyen ekipmanla artan trafiği karşılamaya çalışıyoruz. Bu bir gaflettir. Havacılık güvenliğini tehlikeye atıyor.”
Cem Kapısız’ın parmak bastığı en önemli husus şudur.
“KKTC havalimanındaki kontrolör sayısı 80-90 olması gerekirken 38 personel ile hizmet vermekteyiz.”
Cem Kapısız’ın bu sözleri bana Bayındırlık UIaştırma ve Turizm Bakanlığı döneminde Bakanlık Müdürlüğü dönemlerimi hatırlattı. O dönemde bulunduğum görev icabı her birimin sorunlarını da yerinde görme ve inceleme durumundaydım.
Hatırladığım kadarı ile Hava Kontrolörleri, 12 saat kesintisiz görev yaparlar. Bir kahve içmeye bile zamanları olmazdı. Gözlerinden uyku akarak, bütün dikkatlerini önlerindeki monitörde görüntüleri dikkatlice izleyerek, hata yapmamaya çalışırlardı. O incelemelerimde Hava Kontrolörlerinin ne kadar zor bir iş yaptıklarına tanık olmuştum. Bu görev, hiç laçkalığa veya dikkatsizliğe gelmez.
Sivil havacılığın kendine özgü bir dili vardır. O dil ve alfabe, hatta kodlarla anlaşırlar. Yani enternasyonal bir dil.
O incelemede görevde olan arkadaşlar bana gökyüzünde binlerce uçak oluşunu, birbiri ile çarpışmadan uçuş yaptıklarını bana göstermişlerdi. Bütün havadaki uçakları kaç metre yükseklikte uçması gerektiğini yine sivil havacılık görevlileri verir.
Hatta 1974 Mutlu Barış Harekatı’nda sahip olduğumuz uçak alanlarımızın kulesinde çalışmanın zorluklarını ayrıca anlatmışlardı. 1974’ten itibaren Türk ve Rum Hava Kontrol görevlilerinin zaman zaman işbirliği yaptıklarına tanık olmuştum.
1980 Mart’ında Turizm Fuarı için Milano’ya gitmiştik. Bizim ekip Milano’da iken, bir Fin uçağı, dört kişilik mürettebatı ile Beşparmaklara çakılmış ve o kazada ölmüşlerdi. Kıbrıs’a döndüğümüzde bu kazayı araştırmıştım.
Ağır iş yükü arasında zaman zaman Türk ve Rum hava kontolörleri küçük sohbetler yaparlar, monotonluğu dağıtmak için. Rum hava kontrol memuru bizim Türk memurumuzu uyarmış.
“Arkadaş, bak bakalım. Sizin Beşparmaklarda bir uçağınız radardan kayboldu. Herhalde düşmüştür.”
Gerçekten de Fin uçağı düşmüştü.
Uçağın düşme sebebini araştırdığımda, Finli pilot, Beşparmaklar’ı aşarken yükselişe geçmemiş ve rakımı iyi ayarlayamamış, o nedenle uçak düşmüştü.
Ercan Havaalanı, Nazif Borman ve onun ekibinin görevde olduğu bir dönemde restore edilmişti. O restorasyon, gerçekten eldemdi. Merhum Sivil Havacılık Dairesi Müdürü Cafer Niyazi, ta İngiliz döneminden yetişme bir ehil elemandı. Onun döneminde yapılmıştı restorasyonlar.
Yolcu giriş ve çıkış salonundaki karo mozaikler körelmiş ve cilalanmamıştı. Bunu görünce iş bana düşmüştü. İhaleyi kazanan firma uyarılmış ve gereği yapılmıştı.
Cem Kapısızın açıklamaları hükümete uyarı niteliğindedir. O uyarıyı dikkate almaları şarttır. Aksi takdirde olası bir durumdan sorumlu olmamaları gerekir diye düşünüyorum. Hatta diğer dairelerin memur artırımında Sizil Havacılık Dairesi, en önde gelen elzem dairelerdendir. Yani Sivil Havacılık elemanı yetiştirilmesi. Bu sahada eleman yetiştirmek de pek kolay değil. Yine İngiliz dönemini örnek verecek olursak, o zamanki koloni idaresi, Yeni Sivil Havacılık memurlarını İngiltere’ye kursa gönderir ve dört dörtlük elemanlar olarak göreve başlarlardı.
Siz orada koca havaalanını görürsünüz. Ama bu birimin nasıl döndüğünü, ne zorluklarla ayakta kaldığını bilmezsiniz.
Bu gibi sektörlerin elemanları görevleri icabı, ek tahsisat alırlar. Ek tahsisatı da hak ederler bence.
Her ne ise… Şöyle Sivil Havacılık ve uçuş kulesi deyip geçmeyin. Bu görevi üstlenen elemanların isimleri altın harflerle uçuş tarihine geçmelidir.