banner583
banner661

HİPERTANSİYONDA YENİ BİLGİLER


Prof. Dr. Barlas Aytaçoğlu

Prof. Dr. Barlas Aytaçoğlu

Okunma 09 Eylül 2021, 17:30

Değerli okurlar,
Daha önce de hipertansiyonun ne kadar sinsi  bir hastalık olduğu konusunda yazmıştım. Pek çok kişinin hastalığının farkında bile olmadan dolayısıyla herhangi bir tedavi kullanmadığından söz etmiştim. Tedavisiz kalan hipertansiyon hastalarının hayatlarının bir noktasında hipertansiyonun komplikasyonları ile karşı karşıya kalabilecekleri konusuna değinmiştim. Çok yeni yapılan bir araştırma sonuçları bu konularla ilgili bilinenden daha endişe verici sonuçları gündeme getirmiştir. Bu yazımda bu yeni bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Medscape sitesinde  Aug 25, 2021 tarihinde yayınlanan bir yazıya göre dünya üzerinde son 30 yılda hipertansiyonu olan insan sayısı 650 milyon kişiden 1 milyar 258 milyon kişiye yükselmiş bulunmaktadır ve maalesef bu hastaların neredeyse yarısı hipertansiyondan muzdarip olduğunun farkında bile değillerdir. Imperial College’den Dr. Majid Ezzati tedavi edilmeyen ve hatta teşhis edilmeyen hipertansiyonlu kişilerin büyük bir yüzdesi ile tedavide "büyük bir boşluk" olduğunu ifade etmektedir.
Tedavide ilerlemiş ülkelerde, genel sigorta yoluyla sağlık hizmetlerine erişimin kolay olduğu ve ayrıca sağlık merkezlerinin ve sağlık çalışanlarına erişilebilirliğinin sıkıntısız olduğu ülkelerde; doktorları/sağlık çalışanlarını kılavuzlar ve eğitim yoluyla kan basıncını düzenli olarak ölçmeye teşvik etmek bu hastalığın tanınması ve tedavisinde önemli bir olumlu etken olmaktadır. Ayrıca ilaçların mevcudiyeti ve satın alınabilirliği, sigorta sistemlerince karşılanabilirliği, tedavinin kolaylaşmasına yardımcı olmaktadır. Hâl böyle olunca ne yazık ki dünya üzerinde gelişmiş ya da kolay ulaşılabilir sağlık hizmetleri olmayan ülkelerde gerek hipertansiyonun tanınmasında gerekse tedavisinde önemli boşluklar kalabilmektedir.
Bilhassa pandemi ile mücadele etmekte olan dünyada COVID-19 dışındaki hastalıklar neredeyse ikinci plana atılmış durumdadır. Hastanelere yatışlarda COVID-19 hastaları daha ön sıralara yerleşmiş diğer hastalıklardan muzdarip hastalar neredeyse ikinci plana atılmışlardır. Özellikle sağlık olanakları kısıtlı olan ülkelerde bu durum daha fazla karşımıza çıkmaktadır. Konu hipertansiyon olduğunda en önemli parametre bu hastalığın teşhisi için illa da doktara gidilmesi gerekmediğidir. İnsanın kendi sağlığına biraz düşkün olması halinde gerek bir eczanede, gerekse evlerde otomatik kan basıncı ölçen cihazlar kullanılması yoluyla kan basıncınızı ölçebilir ve arka arkaya birkaç ölçüm ciddi hipertansiyon olarak kabul edilen 140/90 mmHg basınca eşit ya da üzerinde çıkıyorsa o zaman mutlaka bir doktor yardımı için başvuruda bulunabilirsiniz. Yani aslında yüksek kan basıncı konusunda ihmâlkar olamadan kendi kendinizin doktoru olabileceğiniz bir konudur hipertansiyon. Elbette tanı konulduktan sonraki süreçte hekim tavsiyelerine şiddetle ihtiyaç vardır ve bu konuda verilecek tedavileri uygulamak ileride oluşabilecek hipertansiyon komplikasyonları açısından çok önemlidir.
Yukarıda söz ettiğim çalışmada (ki bu çalışmada Dünya Sağlık Teşkilatı da yer almıştır) 1990 yılında 30-79 yaş aralığındaki hipertansiyonlu kadın sayısı 317 milyondan 626 milyona, erkek sayısı ise 317 milyondan 652 milyona ulaşmış olarak saptandı. Daha enteresen olan bulgulardan bir tanesi ise hipertansiyon artışının gelişmiş ülkelerden ziyade düşük veya orta gelirli ülkelerle orta ve doğu Avrupa ülkelerinde daha fazla artmış olmasıydı. Bu çalışmada kadınların %41’i ve erkeklerin %51’i yüksek tansiyon hastası olduklarının farkında bile değillerdi ve herhangi bir tedavi kullanmamaktaydılar. Bu durmu Dr. Ezzati "Düşük maliyetli ilaçlarla teşhis ve tedavisi kolay olan hipertansiyonu tedavi etmeye başladıktan yaklaşık yarım yüzyıl sonra bile, dünyada yüksek tansiyonu olan birçok insanın hâlâ tedavilerini alamıyor olmaları bir halk sağlığı başarısızlığıdır." diye tanımlamaktadır. Ancak burada vurgulanması gereken en önemli faktörlerden birinin de kişilerin doktora gitme alışkanlıklarıdır. Herhangi bir yakınma yokken doktora gitmemek ve belli kontrollerden geçmemek de hipertansiyonun teşhis ve tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır.
Avustralya Üniversitesinden Dr. Clara Chow ve Dr. Tu Nguyen bu konuyla alakalı olarak "Teşhis ve tedavileri artırmak, birinci basamak veya mevcut sistemlerden yararlanmak ve/veya tüketicileri kan basıncı yönetimine dahil etmek için yeni yöntemler belirlemek için daha iyi stratejilere ihtiyacımız var." demektedirler. Buradan kişilerin kendilerinin de kendi kontrollerini yapmalarının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmakatadır.
Aynı doktorlar tıbbi model açısından bakıldığında, telemonitoring, evde tansiyon izleme, uyumu iyileştirmek için kısa mesaj hatırlatıcıları ve sağlıklı davranışları teşvik etmek için diğer dijital sağlık müdahaleleri gibi dijital dönüşümler ve/veya bir kombinasyon tedavisi ile ilk tedavi gibi daha basit tıbbi ilaç rejimlerinin kullanımı, örneğin ultra düşük dozlu dörtlü kombinasyon tedavisi içeren tek bir hap verilmesi gibi uygulamaların kan basıncı kontrolünün önündeki engelleri aşmak adına yararlı yaklaşımlar olabileceğinin altını çizmişlerdir.
Değerli okurlar yüksek kan basıncı kontrol edilmezse başta kalp yetmezliği ve damar hastalıkları olmak üzere, inme (felç), böbrek hastalıkları, görme  problemleri gibi pek çok organ hasarına yol açmaktada, beyin kanamaları ve aort damar yırtılmalarına sebep olabilmektedir. Özellikle kanama ve damar yırtılması hayati tehlikesi çok yüksek olan klinik tablolardır ve hastalar çoğunlukla bu durumlarda hastaneye dahi yetişemeden hayatlarını kaybedebilmektedirler. Hastaneye ulaşanların ise neredeyse %70 kadarı müdahale edilebilseler bile kurtulma şansı bulamamaktadırlar.
Anlatmış olduğum bu nedenler, yapılan çalışmanın  ortaya koymuş olduğu hipertansiyon vakalarının sayısal artışı yüksek kan basıncının önlenebilir bir durum iken ihmal ile ne kadar ölümcül olabileceğini göstermekte, basitçe yapılacak bir kan basıncı ölçümünün düzenli aralıklarla uygulanmasının ise nasıl hayat kurtarabileceğinin önemini vurgulamaktadır. Ailesinde yüksek tansiyon öyküsü olan ya da yaşam şartlarından dolayı stresli bir hayatı olan tüm erkeklerin 35-40 yaş üzerinde kadınların ise 40-45 yaş üzerinde mutlaka kan basıncı kontrolü yapmalarını önemle tavsiye ediyorum. Sadece bir dakika sürecek bir ölçüm işlemi geriye kalan hayatlarınızın daha konforlu geçmesine yardımcı olacağını hatırlamanızı isterim.
Sağlıklı günler diliyorum.
Panikle daha kötü oluruz, bilgiyle ve uygulamayla güçleniriz.
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.