Nihayet tedrisat dönemi bitti ve binlerce öğrenci karnelerini alarak büyük tatile başladı. Hepimiz o tatilin sevincini yaşadık. Yaz kış demeden derslerini yapan yavrularımız damla damla hayatın içine giriyorlar.

İçinde bulunduğumuz dönem, altmış yetmiş yıl öncesi döneminin dönemleri değil. Orta yaş ve üzeri anneler babalar tahmini yüzde 70 oranında eğitimlidir. Eğitimlidir derken, en azından ortaokul bitirmişler, okuma yazma öğrenmişler, yeni teknolojinin şartlarına kendilerini adapte etmişlerdir. Üniversiteli anne babalar daha bir başka bakıyorlar hayata ve çocuklarının geleceğine.

Donanımlı anne babalar, genellikle yavrularını daha mükemmel yetiştirme sevdasındadırlar. Bu bağlamda bir yerde çocuklarını yeteneklerine göre yönlendirebiliyorlar.

Karneler sahiplerine ulaşırken ve okullar tatile girerken, Eğitim Bakanlığının tatil döneminde de boş durmayacağını görüyoruz.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu yayınladığı kapanış mesajında şu mesajları vermiştir:

“Okullarımızın koridorlarında yankılanan neşeli sesler, sınıflarımızda parıldayan meraklı gözler ve her zorluğun üstesinden gelen o muazzam azim, bu yıl da en büyük gücümüz oldu. Hepiniz kocaman bir alkışı ve gönülden teşekkürü hak ediyorsunuz. Biliyoruz ki, daha yapacak çok işimiz vardır. Yaz dönemi boyunca bir yandan alt yapı ve yapısal güçlendirme çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Diğer yandan da yapay zekâ teknolojilerini eğitim süreçlerine entegre edecek stratejik adımlarımızı atacağız.”

Nazım Çavuşoğlu yeni nesillere bir de Mustafa Kemal Atatürk’ün ünlü sözünü hatırlattı.

“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder.”

Kıbrıs Türk Maarifi’nin en temel pusulası olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bu misyon doğrultusunda hedeflerinin, her daim milli değerlerine bağlı, bilim ve teknolojiyi rehber edinen, Atatürkçü düşünen aydın nesiller yetiştirmek olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu’nun verdiği mesajlar çok önemlidir. Bu mesajın içinde milli duygular ve düşünceler vardır.

Her dönemde bu ve bunun gibi verilen mesajlar, çocuklarımızın kendine olan özgüvenini artırır.

Bu fotoğrafın bir de diğer yüzü vardır. Aile ve çocuk ilişkilerinde doğru mesajlar vermek.

Her anne ve her baba, çocuklarına güven duygusunu aşılamalıdırlar. Kendi çocuğuna güvenmeyen anne babalar bilmelidirler ki, başarısız evlatlar yetiştirmeye mahkumdurlar.

Çocuğa güven duygusu nasıl aşılanmalı?

Bir çocuğun okuldaki başarısı ve bir mesleğe yönelişi kendini gösterir. Bu süreç, zor ama dikkatle uygulanması gereken bir süreçtir. Çocuk hangi mesleğe yönelirse yönelsin, anne babaların onun kararına saygı duymak ve ona destek vermek zorundadır. Bu süreçte çocuğunun gidişatına bakarak çocuğuna her zaman, “Sana son derece güveniyorum, mutlaka başaracaksın” sözlerini tekrarlamak ve vurgulamaları lazım.

Bazı cahil ve dünya görüşü olmayan anne veya baba çocuğu eve kırık notla geldiğinde; “Sen bir baltaya sap olamazsın” dediği zaman, o çocuğun bütün hayallerini ve umutlarını yok eder. Bir yerde çocuk psikolojisini anlamayan anne babalar, kendi çocuğunun hayatını karanlık yollarına terk eder demektir.

Bir çocuk üniversite çağına gelip çok büyük başarılara imza attığında ebeveyinlerin koktukları kabarır. Hatta günlük hayatlarında çocuklarının başarılarından söz ederek gururlanmasını belli eder.

Bir ailenin zengin veya fakir olması başka bir şeydir. Esas olan o ailenin dünya görüşüne ve çocuk psikolojisine sahip olmasıdır.

Şimdiki çağ, teknoloji çağıdır. Bilgisayar ve internetler bir yana cep telefonları, “Google” dan edinilen bilgiler, artık ansiklopedi çağını geride bırakmıştır. Bu da çocuğa zaman kazandırıyor. Hele şimdi bir de yapay zekâ hayatımıza girdiğine göre, yeni açılımlar gençlerin hayatına giriyor.

Velhasıl büyük tatil başladı, yeni nesiller yeni dünya ile buluşmaya doğru yol alıyorlar.