BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bir dönemdir devam ettirdiği görev süresinin tamamlanmasına sayılı günlerin kaldığı biliniyor. Kendinden önce görev yapanların görevinin sonlanmasından önce bazı ziyaretler yapmanın yanı sıra yazılı belge bırakarak kalıcı olabilme çabası içine girerek hazırladıkları belgeler ile Kıbrıs konusunu kavrayabildiklerini ortalıklara bırakıyor. Bunlardan kayda giren bir tanesinin Annan’ın Belgesi olduğu biliniyor. Tamamen yanlı olarak hazırlanan bu belgenin Kıbrıs Türkleri için tuzaklarla dolu olduğunu yinelemek gerekiyor.

Antonio Guterres’in kendinden öncekilerden farkı olmadığı ve görev süresi boyunca benzer çaba içinde olduğu biliniyor. Geride hoş bir seda bile bırakamayanların olduğu gibi Guterres’in de benzerlerinin yolundan ayrılmadığı biliniyor. Bu nedenle tarihin kendisine ayıracağı yerde debelenecektir. Bu güne kadar kendisini göklere çıkaranlar kendisini yerden yere vurmaya başladı bile. Karşımızdaki unsurun en önde gidenleri en uçuk söylemle neden ve niçin son kez adaya geldiğini sorgulamaya başladılar. Kıbrıs konusunda 04 Mart 1964 tarihinde BMGK’nin aldığı 186 sayılı kararı görmezden gelerek tek yanlı çözümler peşinde koşmalarına gerek kalmayacaktı. Gelinen bu noktada görev süresi tamamlanmadan adayı ziyarete hazırken görüşmenin ötesinde müzakere zemininin olmadığı belirtiliyor. Guterres kayıtlara Kıbrıs konusunu çözebilmek için kişisel özel temsilci atayan BM Genel Sekreteri olarak geçecektir.

BM Genel Sekreter olarak görevinin sonuna yaklaşırken Temmuz ayı sonu ile Ağustos ayı başında son kez 5+1 formülü ile çözüm arayışına devam etmeye hazırlanırken karşımızdaki unsurun en önde gideni başta olmak üzere saldırıya geçtiler. Konunun yıllardır aynı ayarda götürülüyor olmasına karşın arpanın boyu kadar mesafenin alınamadığı biliniyor. Karşımızdakiler Barış Harekâtının 52. Yılında saldırılarının dozunu arttırarak atağa geçtiler. Nikos Hristoduludis’in eşi ile birlikte ELAM diye bilinden ırkçı faşist örgütle birlikte çalışmalar yapıyor olmaları hiç de şaşırtıcı gelmiyor. Onlar isimlerini gizlemeden çaba harcarken Bay Nikos’un parmağının arkasına saklanıyor olması çok yüzlü olmasının göstergesi oluyor.

Yaptıkları çalışmalarla iki devletli yapıya karşı olduklarını her ortamda yineliyorlar. O zaman sormak gerekiyor. Kıbrıs Türklerini çok sevdikleri için mi Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümetinden attılar. Kıbrıs Türklerine de ağır sorumluluk düşüyor. Karşımızdakilerin bugüne değin yaptıklarını yeniden dünya kamuoyuna anlatmamız gerekiyor. Yapılan kırımların hiçbir şekilde zaman aşımının olmadığı da unutulmamalıdır.

Son dönemde yapılan yurtdışı görüşmeler ilk anda boş gibi görünebilir. Unutulmamalıdır ki zaferleri uzun soluklu düşünenler kazanmıştır ve başarılarının tarihin sayfaları ile dolu olduğunun unutulmaması gerekiyor mu ne… SEVGİ İLE GÜZEL KALINIZ…