Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmasa ve faaliyete geçmeseydi Kıbrıs Türkü’nin hali ne olurdu hiç düşündünüz mü? Özellikle bu soruyu yeni yetişen ve yetişmekte olan gençlere soruyorum.

TMT kurulmasaydı halimiz ne olurdu?

EOKA 1955’te faaliyete geçtiğinde, adada kalan son Osmanlı nesilleri bizler henüz derin bir uykudaydık. Osmanlı adada iken Türklerle Rumlar iç içe yaşıyorlar, yemeklerini ve kültürlerini paylaşıyorlardı. Halbuki Rumların kafasında bir fikir vardı. Onların dedikleri “idea” meğer Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması ENOSİS’ti.

Zaman içinde Rumların niyetleri belli olmuştu. Mesela Kıbrıs’a gelen ilk İngiliz Valisi Mr. Stor Larnaka limanından adaya ayak bastığında onu bir papaz ve bir grup Rum karşılamıştı. O karşılamada papaz Stor’un elini sıktığı an ileride Kıbrıs’ı Yunanistan’a verirsiniz herhalde, demişti.

Daha sonra birçok eylemler ve çıkışlar daha yapmıştı Rumlar. İngilizler adayı kendilerine kolonilerinin bir halkası olarak Kıbrıs’ı ekleyince ada tamamen İngilizleşmiş ve İngiliz kültürü yaygın hale gelmişti.

1 Nisan 1955 tarihinde EOKA faaliyete geçişi ile silahlarını önce İngilizlere, sonra da Türklere yöneltmişler ve ölüm saçmaya başlamıştı. 1955’ten 1959 tarihine kadar yüzlerce İngiliz ve Türkü öldürmüştü EOKA. Bu masum insanlar görevlerini yaparlarken canlarını verdiler.

Fanatik Rumlardan bazıları böyle geçmişti tarihe. Bu fanatiklerin en önde gelenleri Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşunda İçişleri Bakanı olan Yorgacis, ki daha sonra yine başka bir grup tarafından öldürülmüştü, Kıbrıs darbesinin sözde kahramanı Nikos Sampson, Papadopulos, Hristofyas ve dahaları…

Londra ve Zürih anlaşmaları kurulana kadar İngilizler, işsiz Türk gençlerini yardımcı polis almışlar ve dolayısı ile o gençlerimiz EOKA’nın hedefi haline gelmiş ve pek çok Türk polisi öldürülmüştü.

EOKA’nın bu faaliyetine ve silahlı eylemlerine karşı artık Kıbrıs Türkü uyanıyordu. Önce kendi inisiyatifleriyle bir grup gencimiz küçük küçük teşkilatlar kurdular ve Rum mahallelerine Rumca bildiriler dağıttılar. O bildiriler Rumların yüreklerine korku salmak içindi. Kurulan eylem grupları, Kara Çete, 9 Eylül falandı. Bunları gören Dr. Küçük VOLKAN’ı kurdu ve bu teşkilatın başına da mobilyacı Şakir’i getirdi. Volkan, daha öncekilerden daha bir etkili ve örgütlüydü. İşte o dönemde başlamıştı kadınların kara çarşafı atmaları ve Rumca olan köy isimlerinin Türkçeleştirilmesi.

Volkan’dan sonra Denktaş’la Dr. Burhan Nalbantoğlu, TC Konsoloslarından Kemal Tanrısevdi’nin evinde buluşarak o gece TMT’yi kurdular ve ilk bildirilerini yayınladılar. TMT’nin kuruluşu ile bütün heyecanlı gençler buna kaydı.

Lise öğretmenleri bu teşkilatın önemli elemanları oldular. Bir yerde Türkler artık iki düşmanla çarpışan cephedeki asker gibiydiler. Bir tarafta Rumların EOKA’sı, öte taraftan üzerinde çakı, kurşun ve silah bulunduranları asan İngiliz…

Artık Kıbrıs Türkleri örgütlenmişti. Sadece eksikleri silah ve mermileriydi. TMT’nin kuruluş tarihine denk gelen, merhum Başbakan Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun Kıbrıslı balıkçılara tekneleri ile silah taşıtmaları sağlandı. Türk mücahitleri işte böyle örgütlenerek Kıbrıs Türkü’nün hayatını korumuştur.

Emekli Albay İsmail Tansu, yazmış olduğu “ASLINDA HİÇ KİMSE UYUMUYORDU” adlı kitabında TMT’nin ve silahlanmanın tüm detaylarını anlatıyor. O kitabı herkesin okuması gerekir. Çünkü o kitap, mücadele tarihinin en önemli belgesidir.

Rumlar Türklerle kurdukları müşterek Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkmak için her yolu denediler. Sonunda 21 Aralık 1963’te başlattıkları silahlı eylemle Türkleri o Cumhuriyetten attılar ve Türkleri tam on bir yıl gettolarda yaşamaya mahkum ettiler.

Bu on bir yılda Rumlar pek çok katliam yaptılar. Yollardan masum Türkleri toplayıp meçhul yerlerde vurdular ve yine meçhul yerlere gömdüler.

TMT, tam on bir yıl cephede Rumlarla çarpıştı. Köy ve kasabalarda bin bir zorluklarla, ambargolarla, ilaçsız ve doktorsuz bir zaman geçirdiler. Ama Kıbrıs Türkü dayandı ve özgürlüğü bize bahşetti.

Denktaş’ın “Kıbrıs Girit Olmasın” adlı kitabı, bir uyarı niteliğindeydi. O nedenle halkımız mücahitler sayesinde o zor günleri atlattı, ta ki Mehmetçikle kucaklaşana kadar.

Kısacası TMT ve mücahitler olmasaydı, Kıbrıs Türkü bugün hayatta olmayacaktı.

1 Ağustos 2026, TMT’nin 68’nci kuruluş yıl dönümüdür. Her 1 Ağustos geldiğinde o zor günleri anarak TMT’nin varlığını ve kuruluşunu kutlarız.

Yani TMT kurulmasaydı ne olurdu halimiz, iyi düşünün.