banner875
banner885
banner878

BM kürsüsünden, “BM kararlarına uymayın” çağrısı…


Hasan KAHVECİOĞLU

Hasan KAHVECİOĞLU

Okunma 27 Eylül 2022, 12:24

TC Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda büyük bir “cesaret” örneği göstererek “uluslararası toplum”u “bir an önce KKTC’yi resmen tanımaya davet ediyorum” dedi.

Sayın Erdoğan, böylece Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki “eksen kaymasını” resmen tescil etmiş oldu.

“Geleceğimizi Avrupa’da görüyoruz” dedikten sonra, Çin-Rus ağırlıklı Şanghay Örgütü’ne tam üye olmaya çalışan Türkiye’de, Erdoğan’ın kaydırdığı “eksen”den bizim de nasibimizi alacağımız çoktan belli olmuştu…

Tesellimiz odur ki, Erdoğan’ın “çağrı”sına kimse uyacak değil…

Hatta “uluslararası kamuoyu”nda bu çıkışı kimsenin ciddiye alması da beklenmiyor…

Şu ana kadar da hiçbir devlet başkanından “destek” açıklaması gelmedi…

Ancak, “dış politika”da “davulcu öksürüğü” kadar bile etkisi beklenmeyen bu “tavır”; içeride, büyük bir “populist değer”e dönüşebilir…

Bunu “dizayn” edenlerin, seçimlerde Kıbrıs üzerinden, nemalanmayı statejilerinin merkezine yerleştirdikleri anlaşılıyor.

Nitekim Türkiye’nin “havuz medyası” Erdoğan’ın sözlerinin Kıbrıs’ta “bayram havası” yarattığı biçiminde yayınlar yaptı.

Sanırsınız ki, Kıbrıslılar sokaklara dökülüp sabahlara kadar eğlendiler, “Büyüksün Reis” diye naralar attılar…

Tabii ki bunların hiçbirisi olmadı…

Sokaktaki vatandaş, “böylesi laflara karnımız tok” modundadır…

Kıbrıslı biliyor ki, tam 39 yıldır; “KKTC sonsuza kadar yaşayacaktır” retoriği ile bu ülkede politika yapılıyor…

Ancak bu 39 yılda bir tek “ülke” bile KKTC’yi tanımadı…

Hoş; “tanısa” ne değişirdi? Bu konuda Kosova örneği var… Filistin örneği var…

“Tanıma”nın tek başına hiçbir değerinin olmadığını, hoyrat milliyetçi kesimlerin “ruhunu okşamaktan” başka bir işe yaramadığını artık herkes biliyor…

Aslında “KKTC’nin ilânı”nın Kıbrıslı Türkler’e çok pahalıya mal olduğu, dünyadan “tecrit” edilmelerine yol açtığı gün gibi ortada…

Buna ilişkin “doktora” tezlerine konu edilecek kadar bol veri bulunuyor…

Erdoğan’ın “iki devlet” tezini, 39 yıllık başarısızlıktan sonra BM kürsüsüne taşıması, peşinden giden Ersin Tatar’ın bunu “yeni politika” diye yutturmaya kalkışması “dünya kamuoyu” için hiçbir anlam ifade etmiyor…

Dünya, bu “eskimiş” tezlerin, yıllar önce rahmetli Denktaş tarafından savunulduğunu, bu yüzden “dünyaya küstüğümüzü” ama sonra “U” dönüşü yaparak masaya oturmak zorunda kaldığımızı çok iyi biliyor…

Bu konudaki tek “yenilik” Erdoğan’ın cesaretidir…

Sayın Erdoğan, “KKTC’yi asla tanımayın” diye karar almış ve dünyaya ilan etmiş bir örgütün kürsüsünde, o kuruluşun üyelerine “Bu örgütün kararlarını boş verin, gelin KKTC’yi tanıyın” diyebilme cesaretini göstermiştir.

Anımsayalım…

15 Kasım 1983’te “bağımsızlık” ilan edilmesinden tam 3 gün sonra, 18 Kasım’da, BM Güvenlik Konseyi toplanmış ve 541 sayılı kararı almıştı.

Ne diyordu BM Güvenlik Konseyi?

1) Kıbrıs Türk otoritelerinin “bağımsızlık bildirisi” 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş anlaşmalarına ve Garanti Anlaşması’na aykırıdır.

2) KKTC ilanı, yasal değildir, geçersizdir ve geri çekilmelidir. Kıbrıs’ta durumu kötüleştirici bir girişimdir.

Daha da önemlisi, aynı kararda BM Güvenlik Konseyi, tüm üye devletlere iki “çağrı” yapmaktaydı…

Birincisi; “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi…

İkincisi; Kıbrıs’ta, “Kıbrıs Cumhuriyeti” dışında herhangi bir devleti tanımamaları…

İşte bu karar, orada durdukça, BM üyesi hiçbir “devlet” KKTC’yi tanımaya cesaret edemez…

BM’nin o günkü kararına bir tek karşı oy kullanan Pakistan bile buna “cesaret” edemedi…

Türkiye’nin KKTC’yi tanıması ise, “içi seni, dışı beni yakar” gibi bir aldatmaca…

Türkiye, 1983’ten beri KKTC’yi “tanıdığını” söylüyor ama, ona “kardeş devlet” muamelesi değil, “eyelet” muamelesi yapıyor…

Düşünebiliyor musunuz?

Türk futbol takımları, Lefkoşa’da değil maç, antrenman bile yapamıyor…

Atletlerimiz Konya’da “İslam Atletizm Oyunları”nı tribünden seyrediyor…

Dünya birincisi gelen yüzücümüz Türkiye’de, Türk seyircisi önünde KKTC bayrağını açmak istediğinde yetkililer “koy cebine” diye ikaz ediyor…

Ama; Fenerbahçe ile Türkiye’nin “tanımıyorum” dediği “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin “AEK Larnaka” takımı 6 Ekim’de İstanbul’da karşılaşacak…

Kıbrıslı Türkler de tribünlerden maçı izleyecek…

Türkiye, bu “tecrit”i bile 39 yılda kırmayı başaramadı…

Erdoğan aslında dünyadan çok şey istiyor…

Hem “eşit egemenlik” talep ediyor KKTC için, hem de “uluslararası statü”…

39 yıldır “tanırım” dediği devletçiğin her türlü iç işine karışan, “tanımıyorum” dediği Kıbrıs Cumhuriyeti ile her platformda biraraya gelen Türkiye’nin; uluslararası kamuyouna “KKTC’yi tanıyın” diye çağrı yapması, hiç de “samimi” görünmüyor…

Hatta “risk”ler taşıyor…

“39 yılda sen niye tanıtmadın, sen niye tanımadın” derler adama…

Türkiye’nin yapmadığını, yapamadığını dünya niye yapsın?

Niye bir ülke, başkasından ganimetlenmiş topraklar üzerine kurulmuş, Türkiye’nin “arka bahçesi” görünümündeki bir yapıyı tanıyarak BM ile çatışmaya girsin?

AB ile, ABD ile çatışmaya girsin?

Demek ki neymiş?

Erdoğan, seçimlerde Kıbrıs’ın “kaymağını” yemeğe çok niyetliymiş…

Türkiye’nin hoyrat milliyetçileri yer mi bilemem ama, Kıbrıslı bunu yemez

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.