banner583
banner661

AKP’nin Kıbrıs’ta “2. seçim darbesi” giderek yaklaşıyor…


Hasan KAHVECİOĞLU

Hasan KAHVECİOĞLU

Okunma 21 Eylül 2021, 13:56

Ortam gazetesi yöneticisi olduğum yıllarda, bir UBP’li vekil bana şöyle demişti:
-UBP’ye dilediğin kadar eleştiri yapabilirsin, hatta söv, say; ama benim adımı kullanma… Doğrudan beni hedef alma…
Bu cümle; genç beynime “dank” diye yerleşmişti…
UBP’de siyasetçi olarak “istikbal” arayanların çoğu; hep kendi paçasını kurtarmanın peşinde olmuştur…
Hep “bireysel” hesaplarla siyaset yapılmıştır…
UBP’nin “demokratik”liği de hep “bireysel” hesapların “uyumu” biçiminde gelişmiştir.
O nedenle de klasik “sağ” siyasetin çağdaş “hassasiyetleri” bile hiçbir zaman UBP’de zemin bulamamıştır…
Adına “Başbakan” denilen koltuğa her oturan, “üleşme”deki mahareti kadar siyasette var olabilmiştir…
“Popülizm” ise UBP’de yıllar yılı başarının en etkin kriteri durumundaydı…
Ne zamana kadar?
Geçen Ekim ayındaki “seçim darbesi”nin arkasından yaşananlar UBP’de siyaset yapmanın anlamını da, içeriğini de değiştirdi.
Artık “üleşme” ya da “popülizm” kriterleri iç siyasetimizde bir başlarına bir anlam taşımamaya, yetersiz kalmaya başladı.
UBP’li siyasetçiden çok daha farklı “meziyetler” bekleniyor…
Bu yeni “norm”lar siyasi yaşamımıza girmeden önce; işler çok daha kolaydı…
UBP’nin “uzmanlık alanı” içindeki “üleşmek” milliyetçilik sosu ile yoğrularak güçlü bir “insansız hava aracı” gibi topluma hakim olabiliyordu…
Elektrik Dairesi’ne personel mi alınacak? Polise sivil görevli mi atanacak? 
Parti örgütlere kontenjanlar verilir, devletin elindeki tüm imkânlar partililere üleştirilirdi…
Öte yandan, böylesine küçük bir devletçiğin “boyundan büyük” başka imkânları da vardı…
Rumlardan kalan “ganimet”ler…
Uzun yıllar siyasetçi, “çalıntı Rum malları”nı yandaşlarına üleştirerek seçim desteği sağladı bu ülkede…
Yakın zamanlara kadar “Al gülüm ver gülüm” siyasetiyle UBP’de var olmak, seçmen desteği sağlamak mümkündü…
“Devlet” kadroları; UBP’nin at oynattığı “siyasi yatırım alanı” haline dönüştürülmüştü.
Ülkede “popülizm”in en başarılı uygulayıcısı kuşkusuzdur ki Derviş Eroğlu’dur. UBP tarihinin “üleştirme” şampiyonluğunu halen elinde tutmaktadır.
UBP’ye başkan olduktan sonra “Üçlü kararname”lerle “devlet”in tüm makamlarını siyasetçinin emrine ve tercihine teslim eden Eroğlu, Sayın Erdoğan’ın şimdi taşıdığı yetkileri, yıllar önce kullanmayı becerebilmiş bir siyasetçidir.
Çok uzun yıllar bu ülkenin siyasetinde “her UBP’li her işi yapabilir” felsefesi ile hareket ederek “partizanlığın” kitabını yazmıştır.
1976’da UBP’nin işbaşına gelmesinden sonra başlayan “parti devleti” süreci
Eroğlu’nun parti başkanlığına gelmesinin ardından; siyasi popülizmle beslenerek UBP’nin temel “ideolojisi” haline gelmiştir…
Onun “partizanlığı”nı ve bu konuda yerleştirdiği “mahalle siyaseti” anlayışını kopya eden UBP’li ikinci siyasetçi Ersin Tatar’dır.
Tatar; Ocak 2020’den Ekim ayındaki seçimlere kadar “devlet”e yapılan 1000’e yakın “istihdam”ı bire bir yönetmiş ve bu “avantaj”ını başka “meziyetleri”ne ekleyerek seçimlere katılmıştır.
UBP’nin öncülük ettiği bu “mahalle siyaseti” ne yazıktır ki “sol” bu ülkede hükümete geldiğinde de sürdürülmüştür…
Devlete işe almalarda, siyasal mevkilere atamalarda “parti sadakati” kriteri hiçbir değişikliğe uğramamıştır…
“Sol” ne eğitimde, ne sağlıkta, ne de devlet idaresinde reformist adımları atamayınca, UBP’nin siyasetimize armağan ettiği “üleştirme” kriterleri daha da güç kazanmıştır…
Bu kez dönüp dolaşıp UBP yeniden güç kazanmış ve “Beni tuttuğun sürece kârdasın” siyaseti ile örgütlenmede diğer partilere büyük farklar atmıştır…
Bugün; Kıbrıs’ın kuzeyinde en örgütlü parti UBP’dir… 17 bin üyesi vardır ve hemen her köyde, her sandık bölgesinde teşkilatı bulunmaktadır.
Ancak ne yazıktır ki bu UBP; AKP’nin bir “üflemesi” ile yerle yeksan olmuştur…
Kurultayını yapmaktan vazgeçmiş, adaylar “pissi kedi” gibi yerlerine oturmuş, yukarıdan gelecek yeni “talimat”ı beklemeye başlamışlardır…
Popülizmle, üleştirmeyle bugünlere gelmiş olan siyaset “biat”la sınandığında, şiddetli bir deprem geçirmiştir…
Yukarıda anlattığım ve UBP’yi bugünlere taşıyan “siyasi kriter”ler, artık bu partide siyaset yapmak için yeterli değildir…
AKP ile güçlü bir “biat” ilişkisi kuramayan siyasetçi artık UBP’de barınamaz…
UBP; şu anda “azınlık hükümeti” sayesinde, olağan dışı yetkilerle hükümetçilik yapmaktadır.
UBP yönetimi; kullanmakta olduğu bu olağandışı yetkileri, kendi seçmeninden ya da halktan almamaktadır…
Üleştirmeye, popülizme ihtiyacı azalmıştır… Bunu kendi adına yapacak AKP vardır artık…
Ankara’nın ve AKP’nin “perde önündeki” oyuncusu gibi hareket etmektedir…
Ekim ayı sonunda kurultayını yapacak ve arkasından da “genel seçimler” için “start” verilecektir…
AKP; son birkaç ayda “itibarsızlaştırdığı” UBP’yle Kıbrıs’ın kuzeyini kontrol altında tutmayı sürdürmek istemektedir…
Kısa zamanda “silikleştirdiği” güçsüz UBP’li siyasetçilerle buralarını yönetmek AKP için çocuk oyuncağı anlamına gelmektedir…
Şimdiden; tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki gibi “para” dağıtımları başlamıştır…
UBP’yi tek başına hükümete getirmenin tüm alt yapısı hazırdır…
Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki müdahaleleri yaşadıktan sonra; AKP’nin buralarda “at koşturtması”nı kolaylaştıracak olan genel seçimlerin bence hiçbir “kıymet-i harbiyesi” olmayacaktır… 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.