23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun . Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. Yıl dönümünde mutluyuz, gururluyuz.
23 Nisan 1920, büyük Türk Milletinin egemenliğini ilan ettiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı gündür. Şu bir gerçek ki; Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, Mustafa Kemal Atatürk’ün imkansızı gerçekleştiren inanç, irade ve dehasının bir eseridir.
I.Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondoros Mütarekesi ve 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile büyük Türk milletinin, kendi vatanında hür yaşama hakkı elinden alınıyor ve de Türk Milletinin yüz yıllardan beri hür yaşadığı toprakların düşmana verilmesi isteniyordu. Büyük Türk milletinin bunu kabul etmesi asla ve asla mümkün değildi..
Gerilere dönüp bakacak olursak; Mustafa Kemal Atatürk, 01 Kasım-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya göndermiş olduğu telgraflarda kendisine izin verilmesi durumunda düşmanı (İngiliz ve Fransız), Anadolu’ya sokmayacağını bildirmiştir. Ancak, Ahmet İzzet Paşa, İtilaf Devletleriyle Ateş-Kes Antlaşması imzaladığını dile getirerek hiçbir şekilde düşmana karşılık verilmemesini istemiş; düşmana ateşle karşılık vermekten söz eden Mustafa Kemal Atatürk’ü görevden alarak İstanbul’a çağırmıştır..
İstanbul’a gitmeden önce Adana’da ilk direniş hazırlıklarını yapan Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile yapmış olduğu “Adana Mülakatı” sonrasında “İlk Direniş Yuvaları” Adana’da kurulmuştur. Kaynak 1 : Sinan Meydan, Atatürk’ün Unutulan Pozantı Kongresi ve Adana Merkezli Güney Direnişi, Bütün Dünya, s. 67, 1 Nisan 2015, Başkent Üniversitesi, Kültür Yayını, Ankara..
..30 Ekim 1918’de imzalanan Mondoros Mütarekesinin 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanmasından bir gün sonra Adana’ya gelerek Yıldırım Ordularını devralan Mustafa Kemal Paşa, “Savaş Müttefikler İçin Bitmiş Olabilir; Ama Bizi İlgilendiren Savaş, İstikbalimizin Savaşı Şimdi Başlıyor” sözleri ile “Milli Mücadelenin” başladığına işaret ediyordu.
“Milli Mücadele başlıklı makalesinde Yahya Aksoy: “Milli Mücadelenin başlangıcını Çanakkale savaşlarına ve düşmana ilk kurşunun atıldığı tarihlere götürenler de bulunmaktadır. Elbette ki; bunlar heyecan ve umut veren ilk kıvılcımlardır. Milli Mücadelenin parolası “Ya İstiklal Ya Ölüm” , hedefi “Tam Bağımsızlık” , güvencesi “Halkın Bağımsızlık Aşkı İle Dolu Kararlılığıdır” diyordu. Kaynak 2: Yahya Aksoy, Milli Mücadele , Bütün Dünya, Başkent Üniversitesi Kültür Yayını, s.16, sayı: 2015/10, Ekim 2015
Gerilere dönüp bakacak olursak 29 Nisan 1919’da Osmanlı Yönetiminin Mustafa Kemal Atatürk’ü; 9. Ordu Müfettişliğine ataması, Padişah Vahdettin’in icat ettiği bir görev değil, İngilizlerin, Osmanlı Saray Hükümeti’ne verdikleri 21 Nisan 1919 tarihli notasından doğmuş bir hükümet görevlendirmesiydi.
Padişah Vahdettin’e göre tek çare; ateşkes hükümlerine uymak ve İngilizlerin sözünden çıkmamaktı. İşte bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ü Anadolu’ya “Direniş Başlatsın” Diye Değil, “Direnişi Engellesin” diye göndermişlerdi.
Mustafa Kemal’e verilen resmi görev; Samsun taraflarında Rumların kendi iddialarına göre; Rumlara saldıran Türkleri yola getirmekti Anadolu’da bir takım milli teşkilatlanmaları ortadan kaldırmaktı. Mustafa Kemal’in aklındaki görev ise Türk Kurtuluş savaşını başlatmak ve ulusal sınırlar içerisinde Ulusal Egemenliğe dayalı bir devlet kurmaktır.
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basışı bağımsızlık savaşını başlatan en önemli adımlardan biriydi. Bu öyle bir bağımsızlık savaşıdır ki; Mustafa Kemal Atatürk; vatanı uğruna annesi ve kız kardeşini ardında bırakmayı bile göze almıştı.
Türkiye’de ve dünyada ilk ve tek olarak, çocuklara armağan edilen ve ‘Çocuk Bayramı’ adı verilen gün için Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Türk çocuklarına duyduğu güveni, sevgiyi ve onlardan beklentilerini şu sözlerle ifade etmiştir:
“Küçük hanımlar, küçük beyler!.. Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz” demişti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açılmıştır. 23 Nisan 1921’de çıkarılan bir kanun ile 23 Nisan “Milli Bayram” olarak kabul edilmiştir. Bu Milli Bayram Günü, 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından “Çocuk Bayramı olarak duyurulmuş ve 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanmasına Atatürk’ün himayesinde başlanmıştır..
..23 Nisan 1927’deki ilk Bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından gerçekleştirilmiş olup etkinlikler için Atatürk; arabasını çocuklara tahsis etmiş, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da “Çocuk Balosu” düzenlenerek bu bayram, Atatürk tarafından Türk Çocuklarına ve dünya çocuklarına armağan etmiştir.. Kaynak:3 https://www.demirsağlik.com.tr/blog/yasam/23_nisan_ulusal_egemenlik_ve_cocuk_bayrami_neden_kutlanir
..Atatürk’ün, Türk ve Dünya çocuklarına armağan ettiği bu bayram, seneler sonra 1954 yılında UNİCEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu” tarafından Dünya Çocuk Günü ve 1979 yılında UNESCO “Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilin ve Kültür Örgütü” tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak kabul edilmiş ve de diğer ülkelerin gündemine de gelmiştir.
Saltanatın kaldırılışını, egemenliğin tek bir kişiden alınarak halka verilişini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu simgeleyen bu bayramın adı 1983 yılında yapılan bir değişiklikle “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” Türkiye Cumhuriyetinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu Olsun…