Amerikalı yaş almış olan kişinin Venezüella Devlet Başkanına karşı giriştiği hareketin doğru bir yöntem olmadığı genel olarak kabul ediliyor. Bu saldırgan olayın sonrasında sıranın hangi ülkeye geleceği tartışılıyor. Görünen o ki sıranın Grönland’da olduğu öne çıkarılıyor. Yaş almış olan bu kişinin hareketine ilişkin tepkilerin şimdilik kaydı ile alt düzeye gerilediğini söylemek gerekiyor. İran’da yaşananlara koşut bu kişinin Savaş Bakanlığına verdiği saldırı emrinin pek dikkate alınmadığının gerekçe olarak öne sürülüyor olmasıdır. Bu kişinin kendisinin yapmış olduğu açıklamasının akıllara ziyan söylemler olarak kayıtlara geçirilmiş olmasıdır. “Beni durduracak tek şey kendi ahlakım, uluslararası hukuka gereksinmem yok”demektedir.

Yapılmış olan bu açıklamaya karşın başta BM olmak üzere AB ile diğer bölgesel kuruluşların sessizliğe bürünmüş olmasıdır. Bu sessizliğin iyiye yönelik sessizlik olarak algılanması dünya genelinde yaşanmakta olan çatışmaların nedenlerinden birisi de yaşanan sessizlik olsa gerek. Grönland NATO ÜYESİ Danimarka’ya bağlı 2 milyon 166 bin kilometre karelik yüzölçümü ile kuzey bölgesi ile Amerika’ya güney bölgesi ile de Danimarka Krallığına bağlı yukarıda da kaydettiğimiz gibi özerk bir bölgedir.

Grönland yaş almış olan kişi ve NATO üyesi iki ülkenin denetiminde sayılıyor. Danimarka Krallığının olası saldırıya karşı çıktığı belirtiliyor. Buna koşut Birleşik Amerika Devletlerinin silahlı saldırı ile ele geçiremediği yer altı zenginliği olan ülkeleri para ile satın alma yolunu seçiyor olması emperyalizmin bir oyunu olsa gerek. Bu nedenle başlatılmış olan teknik düzeydeki görüşmelerin sonucu meraka değer doğrusu.

O4 Mart 1964 tarih ve BMGK’nin 186 sayılı kararı ile Rum saldırılarını önleyebilmek üzere konuşlandırılan BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılmasının görüşmelerinden farklı bir kararın çıkması beklenmiyordu ve öyle de oldu. Süre uzatımı kabul edildi. Göreve başladıkları tarihten itibaren karşımızdaki unsurun değirmenlerine su taşımanın ötesinde bir işleve sahip olamadıkları biliniyor. Nedenine gelince bu gücün harcamalarının yüklü kısmının karşımızdaki unsur tarafından karşılanıyor olmasıdır.

Bunu neden mi yapıyorlar… Anılan kararla gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini serbestçe kullanıyor olmalarıdır. Hoca Nasreddin’in öyküsündeki gibi parayı verenin düdüğünü çalıyorlar. Alınmış olan son karardan rahatsızlık duyuyor olmaları BM’in yanlı tutumunun göstergesi oluyor.

Bu durum görme özürlü ile birlikte olanın kalktığı yerden şaşı kalkıyor olması gibi bir durumla karşı karşıya mıyız mı ne…

SEVGİ ile kalınız…