Değerli gazeteci-yayıncı dostum Reşat Akar’ın birkaç gün önce canlı yayında söyledikleri dudak uçurttu. Oldum olası bir adam da çıkıp doğruları söylüyor. Esasında Reşat Akar, doğruları alkışlar, yanlışları eleştirir.

Halen ülkemizde süregelen grevler ve okul kapatmaları, Reşat Akar’ın isyanına hedef oldu. O sözlerini bu yazımda dile getirmek için hemen kağıt kalemi elime aldım ve yakalayabildiklerimi beyaz kağıda döktüm, sırf yanlış bir şey yazmamak için.

Reşat Akar dostumun, genelde yapmakta olduğu canlı yayınları, eleştiri ağırlıklıdır. Nerdeyse memleketin dingili koptu diyeceğimiz geliyor. Bu bağlamda o da memlekette yaşanan kaosu, öğretmenlerin acımasız grevleri ve öğrencilerin öğrenim hakkını çalmaları adeta ona isyan bayrağını çektirdi.

Bakınız o sözlerine…

-Eğitim dibe vurdu.

-Doğruları söylediğim için neden bozuluyorsunuz?

-Kapı kıran bir öğretmeni görmek istemiyorum. Hatta kapı kıran öğretmene inat, çocuğumu o okuldan alır, başka okula naklederim.

-Öğretmen Koleji’nden mezun olanlar, kendilerini garantiye alırlar, sonra da grevcilere katılırlar.

-Suçlular eğitim sistemi mi, yoksa öğretmenler mi?

-Eğitim tam gün olmalıdır.

Bunların hangisi yanlış, söyleyin Allah aşkına.

Reşat Akar’ın mülakatçısı arada marketleri dolaşarak, her kesimden insanlarla mülakat yapıyor ve memleketin nabzını tutuyor.

Mülakata katılan insanların farklı görüşleri, bazı gerçekleri ortalara döküyor. Başta ülkedeki pahalılığın, insanlarımızı güneyden alış-veriş yapmaya zorlamaları…

Güney deyince aklıma kapılar geliyor. Sınır kapılarında oluşan uzun kuyruklar, insanların çilesi ve isyanları…

Henüz açılamayan yeni kapılar, bize Rumların hala aynı Rumlar olduklarını gösteriyor. Uzlaşmaz, sorun yaratıcı, elle tutulur öneri sunmayan ve devamlı suçu Türk tarafına atan Rum komşularımız…

Reşat Akar programında Kıbrıs sorununa ve 2027’de Rumların çıkaracakları doğal gaza ve paylaşıma, hatta Kıbrıs sorununun çözümüne de parmak basıyor. Bu, ayrı bir mevzu. İnşallah bu konuda orta yol bulunur. Federasyon formülünde çözümü ister görünen ama federasyonu da istemeyen Rumların cambazlıkları ve zamana oynamaları.

Zaman zaman Reşat Akar Kıbrıs sorununa da parmak basarken, ne badirelerden geçerek şimdiki duruma geldiğimize ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğüne de parmak basıyor. Parmak basarken de örnekler vererek izleyicilere yol gösteriyor.

O programında kullandığı “Neden bozuluyorsunuz?” sorusu, Reşat Akar’ın gerçekçi yaklaşımına dayanıyor. Doğru bir soru. Nasıl ya… Olumlu şeyleri destekler ve olumsuzlukları eleştirirken, “Şu gazeteci ne kadar doğru söylüyor” sorusunu sordurabiliyor.

Yeniden son zamanlardaki grevler yüzünden tedrisatı aksatan okul ve öğretmenlere dönelim.

Sırf sorunun çözümlenmesi için eleştiri yaparken, eylemlerin siyaset kokması ve bu eylemlerin dozunun kaçması, bizim de Reşat Akar gibi tepkimize neden oluyor. Herkes de bilmelidir ki, iktidar olmak, ateşten gömlek giymektir.

Her eylem doğruyu yansıtmıyor. Yahut da eylem yaparken, ucunun nere dayanacağı hesaplanmıyor. Öğrencilerin ve çocuklarımızın ne suçu vardır, derslerden mahrum edilmeye.

“Kapı kıran öğretmen istemiyorum” derken, onun her eyleme alkış tuttuğu anlamına gelmiyor, tepkileri.

Kısacası Reşat Akar dostumu bu cesur çıkışlarından ve cesur programlarından ötürü yürekten kutluyorum.

Velhasıl Reşat Akar, açtı ağzını yumdu gözünü.