Yine fanatik Rum gençliği görüşmelere çomak sokuyor. Görüşmelerden bir sonuç beklemiyoruz ama yine de Rumlar gerçek yüzlerini gösteriyorlar.

Fanatizm, her zaman toplumlara zarar verir. Bu bağlamda Rum gençliğinin ne yapması veya yapmaması düşündürücüdür.

1 Nisan, EOKA’nın kuruluş yıl dönümü nedeniyle Rum siyasiler, Rum gençliğine yürek veriyorlar yapmış oldukları beyanatlarla. Rum gençliği liderlerinden yüz bulmasalar bu eylemleri yaparlar mıydı? Yapmazlar.

Kastettiğim olay, Rum gençlerinin Yiğitler Burcunda ikamet eden Türkleri taşa tutmalarıdır. Sadece taş değildir attıkları. El yapımı patlayıcı maddeler de atmışlar.

Bir zamanlar İskan Bakanlığı’nda çalıştığım dönemlerde Türk askeri komutanlığından bana bir mesaj gelmişti. O mesaj, Ermu Caddesi’nin, Yiğitler Burcu’ndan Lokmacıya kadar olan şeridinin serbest bırakılacağı mealindeydi.

Türk Barış Kuvvetlerinden bir albayla burcun üzerinden kuşbakışı Rum tarafını ve Ermu’nun sivillere bölümünü yerinde tetkik etmeye çıkmıştık. Albayın beraberinde iki üç de asker kıyafetli erler getirmişti.

Albayın sırtında da üniforması vardı. Albay o tetkik çalışmalarımızda çok rahattı. Burcun ucuna kadar gelmiş ve birlikte o şeridi yürümüştük. Burcun tam karşısında CYTA dediğimiz Rumların Telekomünikasyon Dairesi vardı.

Telekomünikasyon Dairesinde içeride yüze yakın memur çalışıyordu. İçerdeki memurlar bizi görünce perdelerin arkasından korkuyla bizi izliyorlardı. O memurların dehşet içinde bizi izlemeleri, içlerindeki korkudan ve Türk askerinin varlığındandı. Hele bir düşünün. O burcun üstünde sadece dört askerimiz vardı ve o askerlerden ne kadar korktukları bariz bir şekilde görünüyordu.

Neticede tetkiklerimizi yapmış ve oradan uzaklaşmıştık.

1963 olaylarında Viktorya caddesi sivillere kapatılmış ve o caddeye açılan nokta kum torbaları ile mevziye dönüşmüştü.

Yiğitler Burcunu taşa tutan gençler tatmin oldular mı? Yüzleri maskeli olduğu halde bu eylemi yapmışlardı. Ondan sonra da çekip gitmişlerdi.

Rum gençleri o eylemde şu sloganları atmışlar.

-Katil Türkler…

-Kıbrıs Yunandır…

-Türkiye Kıbrıs’tan defol…

Ve dahaları.

Bence bu gençler bu eylemi kendi başlarına yapmamışlardır. Belki yukarılardan gelen bir emirle onların eylem planı hazırlanmıştı.

1963’te merhum Liderimiz Dr. Küçük ve bazı bakan ve Baş Savcı Yardımcısı Oktay Feridun Rumların başlatmış oldukları silahlı eylemi sonlandırmak için Makarios’un sarayına gitmişlerdi. Makarios’a vuku bulan durumlar aktarılmış ve kabul etmemişti. Tümü Makarios’un resmi makam arabasına binerek iddia edilen yere gitmişlerdi.

Oraya gittiklerinde bir papaz Makarios’un makam arabasına yaklaşarak kendisine yaptıklarını ve Türkleri taşa tuttuklarını söyleyince Makarios şöyle kalakalmıştı. Bu durum karşısında vaziyeti kurtarmak için papaza yüklenmişti.

“Çok ayıp ama bu yaptığınız. Türkleri taşa tutuyorsunuz. Bu hareketiniz bizleri zan altında bırakıyor.” Halbuki daha sonra teyid etmiş Dr. Küçük ve arkadaşları. Bunlara emri veren bizzat Makarios’muş. Yani inanmayın masum gibi davranışlarına. Veya Türk askerini suçlar niteliğindeki çıkışlarına. Her şey Rum Liderliğinin başının altından çıkar.

Bir taraftan Hritosilidis Rum gençlerini kışkırtıyor, öte taraftan KKTC Cumhurbaşkanını görüşmelere davet ediyor. Kıbrıs sorunu nasıl çözümlenecek?

Şu Kıbrıs meselesi bitmedi gitti. Ve bitmeyecek de. Erhürman’la Hristodulidis gibi geçmiş görüşmeciler bu tür yaklaşımları pek çok kere yaptılar ama bir netice alamadılar. Şimdiki liderler alacaklar mı? Alamayacaklar.

Bu gel-gitler diğerleri gibi sürüp gidecek ve hiçbir sonuç alamayacaklar. Ve bu tür girişimlerle zaman geçip gidecek. Yani Erhürman’ın seçimlerde Ersin Tatar’a yönelik söylediği “Beş yıl heba oldu” sözleri, kendisi için de söylenecek. Bu bir eleştiri değil, ta gerçeklerdir. Ne Tatar, ne de Erhürman, esas sorun Rumlardan kaynaklanır.