1 Nisan 1955, EOKA’nın kuruluş yıl dönümüdür. Bu günde Rum siyasilerle yeni yetişen Rum gençliği, EOKA zihniyeti ile beslendikleri için, hala bir hayalin gölgesinde atıp tutuyorlar. Hatta bu gün için geniş boyutlu etkinlikler düzenliyorlar.

EOKA, gerçekten onların en büyük idealleriydi, geçmişte de. EOKA hayalleri nedeniyle ne kadar masum Türk yıkım yaşadılar. Düştükleri durumu görerek bu günü kutlarken, kendilerine yeni bir güç kazanmaya çalışıyorlar ayrıca.

“Birleşik Kıbrıs” hayalleri kurulurken EOKA’nın yeni gençleri Türk askerine rağmen nasıl bir “Birleşik Kıbrıs Kıbrıs” kurabilirler ki?

EOKA’nın kuruluş günü münasebetiyle Rum Meclis Başkanı Dimitriu da bulunduğu mevkinin hakkını vermek için bazı şeyler yumurtladı.

Dimitriu şöyle bir ifade kullandı.

“Kıbrıs’ımızın yeniden birleşmesine ve özgürleşmesine yol açacak bir diyaloğu yeniden başlatmalıyız. Türk askerinin ve garantilerin olmadığı bir çözümü bulmak zorundayız.”

Genel anlamda Rumlar hala akıllanmadılar. Yaşlısı, genci tümden bu hayalle yaşıyorlar. Halbuki yan yana iki devlet modelinin gerçeklemesi ile, adaya huzur gelecektir. Onların niyetleri eskiye dönüştür. Esasında Rumlar Makarios’a darbe düzenlemeleri nedeni ile biz Türklere en gerçekçi hayatı istemeden bize özgürlüğümüzü bahşetmişlerdir.

Rumlar bilmelidirler ki, kesinlikle Türkiye’nin etkin ve fiili varlığı, anlaşmalardan doğan bir haktır. Rumlar zamanında akılları ile dursalardı şimdiki bu durum olmazdı. Türkiye on bir yıllık acılarımızı ve katliamlarımızı sabırla takip ederek adaya askeri operasyon düzenlemiştir.

Gerek Yunanistan, gerekse Kıbrıs Rumları hala Büyük Ülkü olarak nitelendirdikleri Kostandinopoli rüyalarını canlı tutuyorlar. Büyük Kostantinopoli rüyaları gerçekleşebilir mi? Kesinlikle gerçekleşemez. O büyük hayalin adı “Megalo İdea”dır.

Yunanistan o hayalle Türkiye’nin topraklarını işgale kalkmış ve boyunun ölçüsünü alarak İzmir’de denize dökülmüştür. Bundan ders çıkarmayan Kıbrıs Rumları, fırsat buldukça kahramanlık nutukları atıyorlar.

Bir zamanlar merhum Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş bana “Kıbrıs Girit olmasın” adlı kitabı vermişti. O kitap, Girit Türkleri’nin bir gecede nasıl katledilerek Yunanistan’ın Girit’e çöreklenmelerini anlatıyor. Şimdiki Rum gençleri de bu hayalle beslenmektedirler. Olmayacak duaya amin demek aptallık ve egoistliktir.

Rum gençlerine bir tavsiyemiz olacak. “Çok güçlü sandığınız Yunanlılar’a ve Kıbrıs Rumlarına itibar etmeyiniz. Çünkü onlar sizi bir kez daha hayal kırıklığına düşürecekler ve Türk ordusundan bir tokat daha yemelerine vesile olacaktır.”

Azılı EOKA’cı Nikos Sampson’un hatıralalarını ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Yani artık EOKA’nin bir kere daha dirilmemek üzere toprak altına gömülmüştür.

Nikos Sampson 15 Temmuz 1974’te Yunanistan’la darbe planları kurmuşlar ve darbe sonrasında Yunanistan, Türk askerine karşı bir savaş vermeyi göz alamamıştır. Nikos Sampson, Yunanistan’ın Türk askerini durdurmaması nedeniyle Yunanistan’ı HAİN diye nitelendirmiştir.

1963’te Nikos Sampson ve diğer EOKA’cılar Küçükkaymaklı’yı yakıp yıkarken eline geçirdiği Türk bayrağını basına göstererek, Türkiye’ye bir mesaj göndermişti.

“Cesursan gel al” demişti.

Türk askeri zamanını bekledi ve cesur olduğunu dünyaya kanıtladı.

“Türk askeri cesurdur ve kendi bayrağını katillerin elinden aldı” şeklinde açıklamalar gelmişti.

Yine bir başka olayı yorumlayalım…

İki Rum genci Türk bayrağını gönderden indirmeye ve Rum bayrağını çekmeye çalışmış ve bayrak direğine tırmanması sırasında kafasına yediği kurşunlarla hayatını kaybetmişti. Rumlar hala o alçakça hareketten ötürü hayatından olan gencin matemini tutuyorlar.

Dr. Binbaşı Nihat İlhan’ın eşini ve yavrularını banyo küvetinde katlederken de sözde büyük kahramanlık gösterdiklerini sandılar.

1974’ten bu yana ne bir silahlı çatışma olmuş, ne de yollardan sokaklardan tek bir Türk kaybettirilmiştir. İşte bunun adı gerçek özgürlük ve gerçek huzurdur.

“Birleşik Kıbrıs’mış.” Hadi canım siz de. Bu fikri savunanlara da gülerim.