Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 26 Nisan 2026’da Yunanistan’daydı. Yunanistan’a gitmesinin amacı, iki ülke arasında eğitim, bilim, nükleer ile teknoloji MICA IF/RF füzelerinin sürekli desteklenmesine ilişkindi. Ayrıca 8 yeni anlaşma daha yapmışlar. Bir de bu durumun geçmişi ile ilgili bilgi verelim.
Eylül 2021’de Paris’te 5 seneliğine Savunma ve Güvenlik Alanlarında İşbirliğine Yönelik Strateji süresiz olarak yenilendi. Yunanistan Başbakanı Miçotakis bu günü “Tarihi bir Gün” olarak niteledi.
Halen devam etmekte olan İran-İsrail ve ABD savaşları için önlem almalarına diyecek yok. Yani Ortadoğu’daki savaş Güney Kıbrıs’a da sıçrarsa bunun için bir işbirliği görüntüsü var. Şayet o savaş sürecinde, Fransa ve Yunanistan’la İngiltere’nin İran’a karşı aldığı askeri tedbirler ve tehditler nedeniyle Kuzey Kıbrıs zarar görmezse…
Rumlar şımarık bir çocuk gibi hareket etmeye devam ediyor. Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklar nedeni ile 2020 yılında Ankara ve Atina arasında ihtilaf çıkmıştı. İhtilafın nedeni, Yunanistan’la Kıbrıs Rumlarının Doğu Akdeniz’de doğal gaz konusunda kendi egoları doğrultusunda hareket etmeleri ve gerek Türkiye’yi, gerekse Kıbrıs Türklerini kaale almamalarıdır. Haliyle Türkiye dişlerini gösterecekti. “İhtilaf” dedikleri husus da budur.
Macron’un Atina’ya gidişinde birbirlerine karşı bir yerde güven tazelemeleri onları bir araya getirdi ama Macron da, Atina ile güven tazelerken halt etmiş ve şu sözleri sarf etmiş.
“Türkiye’den tehdit gelirse Yunanistan’ın yanında oluruz.”
Gerçekten Macron halt etmiş bu sözü ile. Hatta bütün NATO üyelerine de hakaret etmiştir oluyor. NATO ancak Türkiye ile ayakta durabilir. Özellikle doğu ve batıya karşı.
NATO üyeleri siyasi ahlak gereği birbirlerine saygılı olurlar. Ama Macron saygılı olmadı.
Madem Macron Yunanistan’a bu kadar güveniyor ve onu himayesine alıyor, geçmişte yaşanan önemli bir olayı anlatalım, NATO üzerine.
15 Temmuz 1974 Makarios darbesi gerçekleşince, merhum Bülent Ecevit, ilk iş olarak garantör ülke olan İngiltere’yle temasa geçti. Temas etmesinin nedeni adada kan akmamasıydı.
Bülent Ecevit İngiltere’de aradığını bulamayınca garantör ülke olarak Türkiye, adaya askeri operasyonunu başlatmıştı. Niçin? Kendi soydaşlarını kurtarmak için. Yani Girit misali bir kıyım olmaması için. Bu operasyon üzerine Yunanistan, Türkiye’yi durdurması için NATO’ya başvurmuş ama NATO oralı olmamıştı. Bunun üzerine Yunanistan da NATO’dan çekilmişti.
Yunanistan’ın çekilmesi üzerine zamanın Genel Sekreteri şöyle bir açıklama yapmıştı.
“Yunanistan’ın NATO’dan çekilmesi hiç önemli değil. Önemli olan Türkiye’nin NATO’da kalmasıdır. Çünkü Yunan askeri bir savaş esnasında sıkıda kalınca silahını bırakıp kaçar. Lakin Türk askeri öyle değil. Türk askeri ölümüne savaşır, mermisi bitince süngüsüne sarılır. Süngüsü kırılınca da yumruğunu kullanır.”
Macron bu sözü neden söyledi?
Türkiye büyük ve güçlü bir ülke olduğu için. Biraz da ironik bir durum var bu sözün arkasında.
Yunanistan zavallı bir çocuk ve onun himayeye ihtiyacı var gibi…
Bugün Türkiye’nin pozisyonuna baktığımızda, Türkiye bütün Ortadoğu’da ve Rusya-Ukrayna savaşında güvenlik ve barış için, daha fazla insanın ölmemesi için büyük uğraşlar veriyor. Türkiye her zaman barışçı olmuştur.
Fransa-Yunanistan-Güney Kıbrıs üçleminde bütün mesele, Türkiye’yi savaşın içine sokmak. Özellikle Hristodulidis’in amacı budur. Kıbrıs’taki Türk askerini adadan çıkarmak ve anlaşmalardan doğan garantörlüğü iptal ettirmek.
Türkiye bu konuda haklı olarak taviz vermiyor. O nedenle Yunanistan’la Güney Kıbrıs, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u kullanıyorlar.
Öte taraftan geçtiğimiz hafta AB zirvesi Güney Kıbrıs’ta yapıldı. Bence tümü de gövde gösterisi yapıyor. Biraz da kur yapıyorlar birbirlerine. Hani o AB ki Kıbrıs Türklerine, “Annan Planına olumlu oy veriniz, size bütün ambargoları kaldıralım, Ercan Havaalanı’da direk uçuşları başlatalım ve sizi refaha kavuşturalım” diyen bir AB. Ne ambargolar kalktı, ne de Ercan’a direk uçuşlar başladı. Üstelik yarım Kıbrıs’larıyla, Annan Planı’na “hayır” diye bir Kıbrıs’ı bünyenize aldılar. Size kim güvenir be?
Hadi canım siz de… Avrupa Birliği imiş…
Kısacası Macron halt etmiş…