Yılların politikacısı Salih Coşar da bu dünyadan göçtü. Genel anlamda siyasetçilerin fotoğraflarına baktığımızda, Coşar’ın derin ve anlamlı izler bıraktığını söyleyebilirim.

88 yıllık ömründe onun yaşantısında, iyi bir aile reisliğini ve babalığını, iyi bir öğretmenliğini, bürokratlığı ve siyasetçiliğinin benliğinde şekillendiğini görebiliriz.

Bazı politikacılar için söylenen; “rüşvetçi, vurguncu, entrikacı ve dolap çevirici, çıkarcı” kelimelerini onun için kullanamazsınız.

Bazen de “memleket koktu” dediğimiz politikacılar vardır. Onun için de bu sözü kullanmak mümkün değil.

Bir dönemin insanları Salih Coşar’ın lise öğretmenliğinde buldular kendilerini. İyi bir öğretmen her zaman sevgi ve saygı ile anılırlar. Lise öğretmenliğine başladığında da hayatı şekillenmişti.

Onun ölüm haberini duyan insanlar, “O bizim çok sevdiğimiz ve çok saydığımız hocamızdı” sözlerini kullanmışlardır.

Kıbrıs Türkü’nün mücadele tarihine baktığımızda da, bir cenerasyonun bu mücadelede de izleri olduğunu söyleyebilirim. Hemen hemen lise ve ilkokul öğretmenleri bu süreci atlatmışlardır. Kıbrıs Türkünün 1950’li yıllarının gençleri, bu yıllarda artık yüksek tahsile gitmeye başlamışlardı. O dönemde Türkiye’ye eğitim için gitmek, hem kendini, hem de halkını eğitmek bir ayrıcalıktı. Tabii ki yüksek öğrenime giden o zamanın gençleri sadece öğretmenlik eğitimi görmediler. O dönemde başladı gençler doktor, mimar, mühendis, elektrik mühendisi v.s. olmaya.

Eşi Ayşe Coşar da aynı dönemde eğitimini tamamlamış, lisede hocalık yapmış ve Salih Coşar’la hayatını birleştirmiştir. Her zaman onları örnek bir çift olarak gördük. Mutlu, saygılı, sevgi ve muhabbet dolu olarak algıladık ve buna tanık olduk.

Küçücük toplumlarda siyaset yapmak hem avantajlı hem dezavantajlıdır. Yani herkes birbirini tanır. Nerdeyse herkes birbiri ile akrabadırlar. Salih Coşar’ın Nazif Borman’la birlikte ilk kez siyasete girişileri, 1981 tarihindedir. Toplumda temayüz etmiş bu iki değerli insan, siyasete girmeye karar verdiklerinde herkes onlara çok olumlu baktı ve öyle de yorumladı.

Ulusal Birlik Partisi, merhum Denktaş’ın kurduğu bir partidir. Uzun ve başarılarla dolu, toplumun ekonomik, sosyal ve siyasal yapılaşmasına büyük katkılar koyan bir parti olarak kendini Kıbrıs Türkü’ne kanıtlamıştır.

Mutlu Barış Harekatı sonrasında halkın politize olması da onların dönemlerine rastlar. Halkın tercih ettiği en önemli adaylardı onlar. Duruşları, davranışları, emekleri ve halkları ile bütünleşmeleri Coşar’la Borman’da vardı.

Bu iki değerli insan yıllarca isimlerini siyaset listelerine yazdırmayı bildiler ve başarılı da oldular.

Salih Coşar, zamanı geldi ve bakanlık koltuğuna oturdu. 1981 seçimlerinden başarılı bir şekilde çıkması, onun Eğitim Bakanı olmasını getirdi. Daha sonraki dönemlerde de Maliye Bakanı oldu. Artık devletin ekonomi direksiyonu onun ellerindeydi.

Halen görüyorsunuz… Özellikle sendikaların atıp tuttuğu, önemli ve mesajlar veren pankartlar taşıdığı bir zamanda bakanlık yapmak gerçekten çok zordu. Salih Coşar da o dönemlerden ve o çatışmaların içinden çıkan bir bakandı. Maliye dendi mi, akla ilk gelen isimdi Salih Coşar.

Zaman zaman rahmetli bacanağım Orhan Özbalıkçı ile kendisine uğradığımızda hep politika ve durum hakkında konuşur ve değerlendirmeler yapardık. Onların dahil oldukları dönemlerde, ilk tercih ettiğimiz isimlerdi Salih Coşar’la Nazif Borman. Salih Coşar’la buluşmamız, olağan bir buluşmaydı. Ayrıca ailece de görüşmemiz onu ve eşini çok mutlu ederdi. Hatta Orhan ona hocam diye hitap ederdi. Çünkü onu okutmuştu. Orhan’ın TMT’ciliği de onun öğretmenlik yıllarına rastlar. Bir de onun Erenköy’lü oluşu…

Salih Coşar gibi değerli insanları anlatmak sayfalara sığmaz. Belki bir gün onun özellerini torunlarından biri kaleme alır ve hatıralarını yayınlar.

Özetle Salih Coşar, ardında derin izler bıraktı ve bu dünyadan göçtü. Allah’tan ona gani gani rahmet, mekanının da cennet olmasını dilerim. Ayrıca bütün yakınlarına ve aile efratlarına başsağlığı ve sabırlar dilerim.