BM Genel Sekreteri Bayan Holguin açıklama yaptı.

“Rum tarafının en büyük takıntısı, Garanti Anlaşmaları ve Türk askerinin Ada’daki varlığıdır. Kıbrıs’ın NATO’ya üye olması halinde Garanti ve İttifak Anlaşması yürürlükten kalkacak.

Holguin’in bu önerisine KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’ın açıklaması tam yerinde ve gerçeklere dayanan bir cevap oldu.

Erhürman açıklamasında şöyle dedi:

“Bayan Holguin’in önerisi kabul edilemez. Rumlar devamlı silahlanmaktadır. Kıbrıs Türk halkının içinde bulunduğu konjonktürde bunları kabul etmek mümkün değildir. Yaşananlar nedeniyle Kıbrıs Türk halkının güvenlik konusundaki hassasiyeti daha da artmıştır.”

Bravo Erhürman’a. Gerçekte verilmesi gereken cevap da budur. Erhürman’ın “yaşananlar” ifadesinin içinde; Rumların Türklere yaptığı katliamlar, kayıp Türkler, ambargolar, hareket serbestliğinde bile korkulu geçen zamanlar ve yarım Kıbrıs’larıyla bütün Kıbrıs’ın kendilerinin olduğunu sanan Rumlar vardır.

Erhürman bugüne kadar ihtiyatlı konuşmuştu. Lakin bu son cevabı somuttu.

Holguin, maalesef Rum ağzı ile konuşuyor ve Rum çıkarlarına hizmet ediyor. Yaptığı açıklamalar onu gösteriyor.

Rumların takıntısından bize ne? Tam on bir yıl Kıbrıs Türkü’ne kan kusturmasını görmeyen Bayan Holguin, artık tarafsızlığını yitirmiştir. Özellikle Zürih ve Londra Anlaşmaları gereğince Türkiye bir garantör olarak pozisyonunu korumuştur.

Holguin’e sorulması gereken bazı sorularımı şunlardır:

-Kıbrıs Cumhuriyei’nden Türkleri kim attı?

-Kıbrıs’ın bölünmesine kim sebep oldu?

-Rumlar Kıbrıs’ın tümüne sahip mi?

-Rumlar neden 15 Temmuz 1974’te birbirini vurdu?

-Yüzlerce insanımızı kim katletti?

-Annan Planı’na kim hayır dedi?

Esasında Holguin’in bu görevi yürütmesi hayli zor. Taraflı davranan bir temsilci olamaz.

Belki yarın Holguin bu görevden ayrılınca hatıralarını yazmaya başlar ve “Kıbrıs Türkleri haklıydı. Görevim icabı onlara haklısınız diyemezdim” diye yazar.

İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Strow gibi geçmişte yaşadıklarını ve Rumların AB’ye tek taraflı olarak girmesine onay vermemiz yanlıştı, dersiniz.

Keşke yazmış olduğum binlerce yazıdan seçmeler yapar ve Rumların itiraflarını bir kitapta toplarım, diyorum. Gerçek olan odur ki, bazı Rum siyasiler somut ve net olarak kendi fanatiklerinin yapmış oldukları katliamları açıkça basına açıklamışlardır.

Rumların eski İçişleri Bakanı Papapetrou’nun açık itirafları şuydu:

“Biz Rumlar, İnsan Haklarına aykırı hareket ederek Türkleri tam on bir yıl gettolarda yaşamaya mahkum ettik.”

Dohni köyünde yaşayan 75 Türk’ü toplu halde katlettikleri erkeklerin sıra sıra dizili tabutları gömülürken Rum eski Dışişleri Bakanı Markulli’nin itirafları da şöyleydi:

“Biz Türklere çok acılar yaşattık. Onlara bir özür borcumuz var.”

Bu acılar ve biden canların bedeli bir özürle biter mi?

Seksenli yaşlara gelen Eğlence’li iki azılı iki EOKA’cının itirafları da şöyleydi:

“Bizler, Larnaka’ya gitmekte olan bütün Türkleri araçtan indirir ve onları meçhul yerlerde öldürerek meçhul yerlere gömerdik. Şimdi bize sorsalar öldürdüğümüz Türklerin gömülmüş olan yerlerini gösterebilir misiniz, bu mümkün değil. Onların çukurlarını ve kör kuyudaki iskeletlerini bulamayız.”

Bir de Kayıp Otobüs belgeseli yapmıştı arkadaşlar. O kayıp Otobüs, Larnaka’dan İngiliz üslerindeki görevlerine giderken Rumlar tarafından katledilen insanlarımızı anlatıyor.

Bayan Holguin bunları mutlaka bilmelidir. Yanlı davranışlarını da bir tarafa bırakmalıdır.

Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak Kıbrıs’tan yüzlerce temsilci geldi geçti. Hatta bunun yanında kaç tane BM Genel Sekreteri eskitti?

Bunlar Kıbrıs sorununu çözebildiler mi? Çözemediler, çünkü Rum yanlısı bir tutum izlediler.

Ve dahaları…

NATO pazarlığında bile mantık yoktur. Çünkü Türkiye NATO’nun en güçlü üyesidir. Yani Rumların güvenliği de Türk askeri tarafından sağlanmaktadır.

Türk askeri 20 Temmuz’da adaya çıktığında Yunanistan, NATO’dan talepte bulunmuştu.

“Hemen NATO bu duruma müdahale etmelidir. Aksi takdirde NATO’dan çekiliriz” deyince Mr. Luns da Yunanistan’a şu yanıtı vermişti:

“Sizin NATO’dan çekilmeniz hiç önemli değil. Önemli olan Türkiye’nin NATO’dan çekilmemesidir. Çünkü Yunan askeri bir savaş esnasında silahını bırakır ve kaçar. Ancak Türk askeri ölümüne savaşır. Mermisi bittiğinde süngüsüne sarılır. Süngüsü de kırılınca yumruğunu kullanır. Türk askerinin adaya çıkışı, Garanti Anlanmalarından doğan bir hakka dayanır.”

Ve Yunanistan Nato’dan ayrılmıştı.

Yani bütün bunları neden yazıyoruz? Bunları Bayan Holguin’in ve onun gibi Rum yanlısı bir tutum izleyenlerin kulaklarına küpe olması için yazıyoruz.

NATO pazarlığında kesinlikle Türkiye’nin garanti hakları ayak oyunları ile kaldırılamaz.