Kıbrıs’ta İngiliz Yönetimi döneminde Rum-Yunan ikilisi, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını gerçekleştirmek adına diğer bir değişle tarihin derinliklerinden gelen Megali-İdea hayalleri çerçevesinde Enosis’i gerçekleştirmek için Rum Ortodoks Kilisesi; Yunanistan’dan Kıbrıs’a gönderilen öğretmenler ve provakatörler, Rum milliyetçi basını ve Konsoloslarını kullanırken özellikle II. Dünya Savaşı sonrası yetiştirilen Enosis ülküsünü bayrak yapan fanatik bir kuşak 1940’lı yılların 2. Yarısında bu yönde harekete geçiyordu.
Gerilere dönüp bakacak olursak; II. Dünya Savaşının 2 Eylül 1945’te sona ermesi sonrası; İngiliz Yönetiminin 1931-1945 yılları arasında yer alan siyasi faaliyetlerini kısıtlayan baskı döneminin kaldırılmasının ardından Rum Ortodoks Kilisesi; Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını gerçekleştirmek hedefiyle 15 Ocak 1950’de Kiliselerde bir hafta süreyle Enosis Plebisiti düzenlemiştir.
04 Şubat 1950’de İngiliz Valisi’ne resmen bildirilen sonuçlara göre oy kullanan 18 yaşından büyük 224700 Rum’un 215708’i diğer bir değişle %96’sı Enosis Plebisitinde ‘Evet’ demişti.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskopos’u Makarios II’nin ölümünün ardından, söz konusu Enosis Plebisiti sürecinde büyük hizmetleri olan Makarios III; 18 Ekim 1950’de Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskopos olarak seçilmişti.
O günde Rum Ortodoks Kilisesi ve Yunanistan; Enosis’e giden yolu açmak için ileride İngilizlerin adanın bağımsızlığına yol açacak girişimlerine karşı çıkılacak bir strateji belirleyerek Enosis’in gerçekleşmesine yönelik olarak self-determinasyon hakkının tanınması için BM’e başvuracaktı.
Halbuki, Kıbrıs’ın Ortadoğu’daki önemi nedeniyle İngiltere’nin adanın elden çıkarılması ve de adanın statüsünde herhangi bir değişiklik yapmak düşüncesi dahi yoktu !..
ABD ve İngiltere’nin tüm uyarılarına rağmen 15 Ocak 1950 Enosis Plebisitinin de dikkate alınarak Kıbrıs halkına self-determinasyon hakkı tanınması yönünde Yunanistan’ın 16 Ağustos 1954’te BM’e gerçekleşen başvurusu Lefkoşa’da ve Yunanistan’ın çeşitli kentlerinde büyük ve coşkulu mitinglerle kutlanmıştı..
..Halbuki Kıbrıs’ta tek halk değil; dini, dili, kültürü ve ırkı tamamen farklı iki ayrı halk vardır. Rumların günümüzde de var olan tek halk kavramı, egemenlik ve self-determinasyon hakkı istemeleri işte böyle başlıyordu..
Nitekim, 22 Ağustos 1954 tarihinde Lefkoşa’da Yunan bayrakları taşıyarak, sokaklara dökülen Rumlar, Enosis sloganlarını haykırırken; Rum Ortodoks Kiliselerinde konuşma yapan Başpiskopos Makarios: “Enosis ve sadece Enosis diyerek bu yolda önümüze çıkacak tüm engelleri aşacağız. BM bu hakkımızı reddederse ki buna ihtimal vermiyoruz, mücadelemizi yine de sürdüreceğiz. Ruhumuzda tutuşan bu ateşi, yer yüzünde söndürecek bir güç yoktur” diyordu.
Bu gelişmelerin ardından Enosis Plebisit sonuçlarını Rumların istekleri doğrultusunda Yunanistan; 1954’te BM’e taşıyarak “Kıbrıs halkı (Kıbrıs’ta tek halk varmış gibi) self-determinasyon yolu ile Enosis istiyor” diyecek kadar ileri gidecekti..
..Ne yazık ki; o günde Rum Esperini Gazetesi “Plebisit; Yunanistan’la birleşme ile eş anlamlı, yani Enosis’e denk sayılacak ve bunu 1906 yılında Girit için uygulanan yönteme uygun olarak, Kıbrıs Rum Temsilcilerinin (Milletvekillerinin) Yunan Parlamentosuna gönderilmesi izleyecektir” diye yazıyordu..
..15 Ocak 1950’de Rum Ortodoks Kilisesinin gerçekleştirmiş olduğu Enosis Plebisit sonuçları Makarios III’ün istekleri doğrultusunda 24 Eylül 1954’te ‘sözde’ Kıbrıs halkı self-determinasyon hakkını kullanarak Enosis yönündeki istekleri Yunanistan tarafından BM Genel Kuruluna taşınır. Ancak, anavatanımız Türkiye’nin, İngiltere’nin desteğindeki girişimleriyle 14 Aralık 1954’te BM’de yapılan oturumda Rum-Yunan istekleri reddedilir.
O günde siyasi komisyonda söz alan Türkiye Cumhuriyeti Temsilcisi Selim Sarper, Yunanistan’ın Enosis doğrultusunda bir politika izlemesini eleştirdikten sonra, bu adanın Türkiye için taşıdığı önemi dile getirmişti..
Geriye dönüp baktığımızda, Kıbrıs sorunu resmi olarak 1954 yılında anavatanımız Türkiye’nin gündeminde yer almaya başlamıştır. Bu tarihe kadar anavatanımız Türkiye, Kıbrıs adasını ele geçirmek isteyen Yunanistan karşısında sessiz bir politika izlemeyi uygun görmüştü !.. Bu sessizliğin nedeni de; Kıbrıs’ın İngiltere’ye ait olmasından ileri geliyordu.
Bu gelişmelerin ardından Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak, diğer bir değişle Rum-Yunan ikilisinin Enosis’i gerçekleştirmek için EOKA tedhiş örgütü 1 Nisan 1955’te, E. Albay Grivas’ın liderliğinde bombalarını patlatarak İngiliz Yönetimine ve de Kıbrıs Türk halkına karşı faaliyete geçerken “Amacımız Enosis, şimdilerde ilk hedefimiz İngilizler, daha sonra da Enosis’in doğal engeli olan Türklerdir” demişti.. DEVAM EDECEK..