Hangi sıklıkta yazarsa yazsın, bir yazı insanının eğer mümkünse zaman zaman içinin sokaklarına çekilerek susacağı bir dönemi olmalı.

19 Ekim seçiminden sonra kendimi tadilattan geçirip yazı yazarken makine gibi kullandığım beynimi yazı yazmak adına soğutma kararı aldım.

Boş durmadım.

Okumaya, gözlemlerimi, aklıma gelen fikirleri not almaya devam ettim.

Bu süre içinde yalnızca not almakla yetinmedim.

Seçim sürecinde yazdığım yazıları derlediğim “Kıbrıs dışında, Kıbrıs içimde: Uzaktan yazdığım seçim” adlı bir kitap çıkardım. Kitap yayınlamakla ilgili süreci öğrenmekle birlikte, yazmanın, kitabı yayına hazırlamaktan daha kolay olduğunu da öğrendim. Tasarımından, tedarik zincirine ve maliyetlerine kadar artık bilgi sahibiyim.

Seçim sürecinde yazılmış yazılardan oluşan kitap için Kudret Özersay’ın, Mete Tümerkan’ın, Hasan Hastürer’in, Hasan Erçakıcı’nın ve yazdıklarımı Türkiye’de takip eden CNBC’nin genel yayın yönetmeni değerli dostum Servet Yıldırım’ın kitabın giriş bölümüne ve arka kapağına yazdıkları benim için manevi bir miras niteliğindedir.

Kafamın içine girmişçesine adanın dışından yazmaktaki motivasyonumu, birbirlerinden bağımsız her biri kendine münhasır kamuoyu oluşturucuları, mutabık kalmışçasına, bu kadar net ifade edebilirlerdi. Onlara tekrar teşekkür ediyorum.

Seçim sürecinde, farklı görüşlerde olsalar da, bu vesileyle kitabın parçası olarak buluşturmak, ilk anda hedeflemediğim ama olduğu için de gurur duyduğum bir sonuç oldu.

***

Cenk Kitap

Bu süre içerisinde, not aldıklarıma ve bundan sonra yazacağım köşe yazılarının başlıklarına gelince.

Erhürman’da sürpriz yok, ama temkinli takip var.

İç siyasette göreceğimizi gördük, seçim tarihi teferruattır noktasındayız.

ABD din ya da ideoloji için değil, 40 trilyon dolar borcunu ödemek için para basma hakkının teminatını oluşturmak derdindedir.

İş yoğunluğundan fırsat buldukça ara sıra da olsa ses vererek devam edeceğim. Kıbrıs’ın dışındayım ama gitmiş değilim!

Cenk Kitap1