Önemli kutlamaların sonrasında ölüm bilançosu çok kabarık olur. Bunun diğer bir adı “çılgınların intiharı” dır. Öyle değil mi? Zengin sofraların ve masaların donatıldığı eğlence gecelerinin baş misafiri içkidir. Özellikle büyük memleketlerde içki su gibi akar gider.

İçikinin dostu elbette ki ayyaşlardır. Ayyaş olmaya gerek yok. Bazı insanlar kendilerini Don Kişot sanırlar içki içince. Bir de bütün uyarılara rağmen içkili araba kullananlar sadece kendi hayatlarını değil, başkalarının da hayatlarını tehlikeye sokarlar.

Böyle gecelerde en zor da yılbaşı veya bayramlarda göreev yapan polislerimizdir. Gerçekten önemli gün ve gecelerde görev yapmak hayli zordur. İçkiye bir de uyuşturucu eklerseniz sürücüleri hiç zaptedemezsiniz.

Müslümanların bayramları, Hristiyanların Noel yorduları kendi dinlerince önemli günlerdir. Böyle günlerde insanlar sevdikleri ile birlikte olmak isterler. Bir an evvel gidecekleri yere ulaşmak için heyecanlarını azdırırlar.

Müslüman Türkler bayram kutlamalarında büyük hazırlık yaparlar ama, o uzun yolları katederek gidecekleri yere ulaşamadan ölümü kucaklarlar.

Hani bir söz vardır...

“Tez giden, tez gider” diye anlamlı söz.

Bu ifade kamyon ve araba arkalarına yazılan yazıdır. Bir uyarı niteliğindeki bu sözler, arkadan gelen araçlara bir uyarıdır. Yani tez giden, tez gider.

Almanya’ya göç etmiş Türkler böyle günlerde adeta kervan olurlar. Yollara düşerler, valizlerine bol bol hediye koyarlar. Koca Avrupa’yı katederler ve Türkiye’ye girince hızlarını artırılar. Büyük virajlar ve viyadükler onların son duraklarını getirir.

Yıl başı gecelerinde Londra’nın Trafalgar Meydanı’ndaki havuzlara atarlar kendilerini. Aralık ayının son günü ve son gecesi Trafalgar Meydanı’ndaki şakalaşmalar, birbirlerini havuza atmaları hiç bitmez. Havuz muhabbetinden sonr o çılgın insanların başına kim bilir neler gelir...

Kışın en güzle manzaraları kartpostallara düşer. Karlar her tarafı kaplar, şömineler harlı ateşle şenlenir ve sıcacık ortamda romantik softalar kurulur ve kırmızı mumlar yakılır.

İnsan Neol’i görmek ve süslerle donatılan sokaklar ve caddeler, adeta bayram şenliklerine döner. Şayet facebook’a şöyle bir bakarsanız, şu Noel ve yeni yıl şenlikleri için insanların ne kadar para harcadıklarını görürsünüz. Esasında o süslemelere, Noel ve yeni yıla önem verenler o görüntülerden çok mutlu olurlar. Doğrusu insan böyle gecelerde yaratılan muhteşem süsleri ve Noel Babaları görmek ister. Londra, Paris, İtaya, New York ve Uzak Doğu kentleri tümden Noel’i ve Yeni yılı karşılarlar.

Bazı insanlar yenş yıla kayak merkezlerinde girmek isterler. Kayak merkezlerindeki oteller insanlarla dolar taşar. İşin ilginç yanı, insanlar mutlu olmak için kayak merkezlerine giderler de, havaya atılan fişenklerden çıkan yangında canlarından olurlar.

Nitekim bir kayak merkezinde çıkan yangında kırk kişi hayatını kaybetmiş, verilen haberlere göre.

Yeni yıl sonrasında herhalde bir ölüm ve yaralı bilançosu çıkarırlar. Henüz o bilanço, sosyal medyaya düşmedi. Düştüğü zaman, bütün bu yazdığım gerçekler ışığında tablo ortaya çıkacak.

Noel ve yeni yıl kutlamaları artık geride kaldı. Herkes işinin başına döndü. Kimisi de yasa büründü kaybettiklerinden ötürü.

Şu küçücük ülkemizde bile insanlar sokağa çıkmaya korkuyorlar. Özellikle böyle özel kutlama günlerinde çılgın gibi sağa sola savrulan sarhoşlardan zarar görmek istemezler. O nedenle yeni yılı evlerinde geçirmeyi tercih ederler.

Büyük memleketlerin televizyon haberlerini izlediğinizde ne kadar çirkin ve kabul edilmez manzarlar görürsünüz.

Yani anlayacağınız, içki, şişede durduğu gibi durmaz. İçenler aslan kesilir, o sarhoşlardan kaçanlar da kedi gibi oldukları yerde sinerler.

Yani Noel’i veya yeni yılı kutlarız ne olur yani?

Bu kutlamalara lakayt kalanlar hep kazanırlar. Bütesi dar olanların sofraları da kıt olur. Ama mutludurlar. Tarladan topladıkları papatyaları vazolarına koyarlar, evde hazırlanan basit tatlı ve yiyecekler onları tatmin eder.

Yine bir yıl sonra yeniden kutlamalar ve facialar olacak. Bu sözümü bir yere yazın, doğru olduğunu göreceksiniz. Akıllanmayanlara akıl verecek halimiz yok. İşte bal gibi de sarhoşlar ve magandalar sanki dünyayı fethedeceklermiş gibi insanların hayatlarını hiçe sayarak, tabancakalarındaki kurşunları havaya sıkarlar. O çılgınlıklarında kaç masum kişi hayatını kaybetti.

Yani içki, şişede durduğu gibi durmaz.