Kıbrıs Türk ve Rum halklarının siyasi eşitliğine ve egemenliğine dayalı olarak kurulan; 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin; 21 Aralık 1963’te Rum-Yunan ikilisinin silahlı saldırıları ile yıkılmasının ardından Kıbrıs sorunu BM Güvenlik Konseyine taşınıyordu.

Rum-Yunan ikilisinin BM Güvenlik Konseyi’nin 04 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararı; 1963-1964 yıllarındaki Kıbrıs krizinin ardından adada BM Barış Gücünün (UNFICYP) kurulmasını sağlayan ve Kıbrıs meselesinin dönüm noktalarından biri olan kritik bir karardır.

..1964 tarihinde 1116 numaralı BM Güvenlik Konseyinin toplantısında Birleşik Krallık, Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye ve Yunanistan Hükümetlerine danışılarak Kıbrıs adası üzerinde bir BM Barış Gücünün kurulması kararı verildi..

..Ayrıca Türkiye’ye yönelik olarak kararın 1. Maddesinde “Uluslararası barışı tehlikeye sokacak herhangi bir harekatın yapılmaması” istendi.
Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan arasında arabuluculuk amacıyla bir özel temsilci atanması kararı alındı. Karar tüm üye ülkelerin evet oyu ile alındı. Kaynak: 1- Mehmet Hasgüler (Şubat 2007), a.g.e , sayfa 383

BM Güvenlik Konseyi, 11 Mayıs 1984 tarihindeki 550 sayılı kararında ise durumu ‘İşgal’ olarak niteledi..

..Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 29 Temmuz 1974 tarihli 573 sayılı kararında 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının uluslararası anlaşmalar çerçevesinde yasal bir müdahale olarak değerlendirilmesi mümkündür, ancak belli bir bölgede kontrol kurulmasını sağlayan 2. Harekat, bu kapsamda değerlendirilmemektedir. Ne yazık ki uluslararası kuruluşların çoğu, oluşan durumu “Yasa Dışı İstila” olarak tanımlamaktadır. Kaynak:2- tr.wikipedia.org/wiki/kıbrıs_Harekatı

Geriye dönüp bakacak olursak Türkler ve Rumlar arasında ilk olaylar Osmanlı İmparatorluğunun adayı 1878’de, 50 yıl olmak üzere kiralama anlaşmasıyla Birleşik Krallık’a bırakmasından sonra 1920’de kiralama süresinin dolmasına 8 yıl kala başladı..

..Bu olaylar sadece siyasi kavgalar olmakla birlikte silahlı çatışmalar şeklinde olmamıştır. 1920 yılında Rumların, İngiltere’nin onayını almadan Yunanistan’a katılma Plebisiti yapmak istemesi ve Birleşik Krallık Yönetiminin buna izin vermemesi, Rumların önce Birleşik Krallık’ı adadan çıkarmaya yoğunlaşmasına sebep oldu..

..1950’lilerin sonuna kadar süren bağımsızlık hareketi, 1960 yılında uluslararası antlaşmalara dayanan bir Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşunun yolunu açtı..

..Rumlar, Birleşik Krallık’ın adadan çekilmesiyle Türklerle birlikte ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler. Uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek Türklere silahlı saldırılarda bulunmaya başladılar..

..Zürih ve Londra Antlaşması, 1 Şubat 1959 tarihinde Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan devletleri; Kıbrıs’taki Rum ve Türk halklarının arasında imzalanan bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasını onaylayan antlaşmadır. Bu noktada Türk tarafını Başpiskopos Makarios, Türk tarafını ise liderimiz Dr. Fazıl Küçük temsil etmekteydi..

..Bunu takip eden 19 Şubat 1959 tarihli Londra Antlaşması ile Kıbrıs Cumhuriyetinin bağımsız bir devlet olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulması sağlanmış oldu. Kıbrıs’taki İngiliz egemenliği, 1960 yılına kadar adanın Londra-Zürih Antlaşmaları uyarınca bağımsız bir devlet ilan edilmesine kadar sürdü..

..Antlaşma, Cumhuriyetin iki gönülsüz toplum arasında gerekli bir uzlaşma olarak görülmesine rağmen Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumları açısından 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temelini oluşturdu.

..Kıbrıs Cumhuriyetinin 1960 Anayasası uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle yalnızca 3 yıl geçerli kaldı. Kıbrıslı Rumlar, 1958’de İngilizlerin izin verdiği 1960 Antlaşmalarında ise incelemeye tabi tutulan ayrı Türk Belediyelerinin Taksim yolunda ilk aşamayı oluşturacağından korkmaktaydı. Kıbrıslı Rumlar, Enosis (Yunanistan ile Birleşme) isterken Kıbrıs Türk halkı da adanın Yunanistan ve Türkiye arasında bölünmesini diğer bir değişle adanın Taksim’ini hedeflemekteydi..

..Kıbrıs Rum halkı içindeki öfke; Kıbrıslı Türklere nüfus kayıtlarının öngördüğünden daha fazla devlet makamı verilmesi sebebiyle artmaktaydı. Nüfusun %18,3nü oluşturan Kıbrıs Türk halkına kamudaki işlerin %30’u anayasa ile tahsis edilmişti. Ek olarak; Başkan Yardımcılığı pozisyonu Türk nüfusuna ayrılmış olup; hem başkan hem de Başkan Yardımcısı önemli konular üzerinde VETO yetkisine sahipti..

..Aralık 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios; hükümetin Kıbrıslı Türk Yasa Koruyucuları tarafından engellenmesinden sonra 13 anayasa değişikliği önerdi. Bu açmazlarında Rumlar, Anayasa adı altında Kıbrıslı Türklere verilen hakların çok geniş olduğunu inanırken Akritas Planı’nı da tasarlamışlardı.

..Plan, anayasada Kıbrıslı Rumlar lehine reform yapmaya, uluslararası toplumu değişikliklerin doğruluğu konusunda ikna etmeye ve planı kabul etmemeleri durumunda birkaç gün içinde Kıbrıslı Türkleri şiddetle bastırmaya yönelikti !..

..Anayasa değişiklikleri ile Türk toplumu, hükümetteki etnik kotaları ayarlamak ve Cumhurbaşkanı ile Cumhurbaşkanı Yardımcısının VETO yetkisini iptal etmek de dahil olmak üzere, azınlık olarak konumlarından vazgeçmiş olacaktı..

..Bu değişiklikler, Türk tarafınca reddedildi ve Türk temsilcisi Hükümeti terk etti, ancak bu terk edişin protesto mu, yoksa uluslararası muhafızların zoruyla mı olduğu konusunda anlaşmazlık bulunmaktadır!...

..Neticede, 1960 yılında anayasa dağıldı ve 21 Aralık 1963’te Kıbrıs Rum Polisinin de rol oynadığı ve iki Kıbrıslı Türk’ün öldürüldüğü Kanlı Noel gibi toplumsal şiddet olayları yaşanmaya başlandı.. YARIN DEVAM EDECEK…