03 Ağustos 2026 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre, Beşparmak Düşünce Grubu; BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, BM Genel Sekreterinin diyaloğun sürdürülmesine yönelik çabalarını önemsediklerini belirtirken, Kıbrıs’ta adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşının adadaki siyasi ve fiili gerçeklerin kabulüyle mümkün olabileceğini vurguladı..
..Beşparmak Düşünce Grubu; Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin, Kıbrıs meselesinde gelinen aşamanın geçmiş tecrübeleri, mevcut gerçekler ve tarafların bu konudaki pozisyon ve açıklamaları çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kıldığını belirtti..
..Grup yazılı açıklamasında, “BM Genel Sekreteri’nin diyaloğun sürdürülmesine yönelik çabalarını önemsemekle birlikte, adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşının ancak on yıllardır yaşananlar sonunda Ada’da ortaya çıkan siyasi ve fiili sürdürülebilir bir uzlaşının ancak on yıllardır yaşananlar sonunda adada ortaya çıkan siyasi ve fiili gerçeklerin kabulüyle mümkün olabileceği kanaatindedir..
..Bu çerçevede Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları olan Egemen Eşitliğinin ve Eşit Uluslararası statüsünün teyit edilmesi; Ada’daki iki devletin yan yana , karşılıklı saygı ve işbirliği içinde yaşamasına dayanan yeni bir ilişkinin kurulması gerektiğini düşünmekteyiz” ifadelerini kullandı..
..2017’de Crans Montana’da yapılan 5+1 Konferansının sonuçsuz kalmasının ardından , taraflar arasında resmi müzakereleri başlatabilecek ortak bir zeminin bulunmadığının Genel Sekreter tarafından bir çok kez dile getirildiği hatırlatılan açıklamada, “Bu durumu değiştiren somut bir gelişme ortaya çıkmamışken, Rum tarafının değişmez üstünlük arayışı nedeniyle Kıbrıs şartlarına uygunsuzluğu kanıtlanmış modellerin veya yeni diplomatik girişimler, altında yeniden gündeme getirilmesinin çözüm üretmeyeceği açıktır” denildi..
..Beşparmak Düşünce Gurubu, böyle bir yaklaşımın ancak uyuşmazlığa ve Rum tarafının haksız ve hukuksuz olarak yararlandığı mevcut statükonun sürdürülmesine hizmet edeceğini savundu..
..Açıklamada, Cumhurbaşkanının resmi müzakerelerin başlaması amacıyla ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin Genel Sekreter’in açıklamasında yer aldığı, ancak bunun “Zaman takvimli ve sonuç alıcı” öze yönelik, görüşmelerin başlatılması için vazgeçilmez bir koşul olduğunun belirtilmediği kaydedildi..
..Beşparmak Düşünce Grubu açıklamasında, “Bunun yerine, açıklamada içerik konusuna da değinilmekte. Rum lider tarafından ise ‘toplantılarda ilk kez özlü konuların da konuşulduğu iddia edilmektedir” denilerek, Cumhurbaşkanının bu konuya açıklık getirmesinin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından yararlı olacağı ifade edildi..
..Grup açıklamasında , “Her halükarda , Grubumuz, metodoloji maddeleri arasında yer alan ‘Siyasi Eşitlik’ söyleminin , artık tüketilmiş olan bir federasyon söylemi olduğunu ve halkımızın Egemen Eşit statüsünü tatmin etmekten uzak olduğunu, diğer yandan geçmiş yakınlaşmaların bizim için sakıncalı. Halkımızı Rum tarafına üstünlük sağlayacak sözde Federal bir çözüm süreci geleceğe sürükleyecek hususlar içerdiğini değerlendirmektedir” denildi. Grup , Kıbrıs Türk tarafının yeniden ucu açık ve sonucu belirsiz bir sürece sürüklenmemesi için bu hususların açıklığa kavuşturulması ;kamuoyunda ve siyasi çevrelerde dile getirilen haklı kaygıların dikkate alınması gerektiğini ifade etti..
..Açıklamada , “Genel Sekreter Guterres’in , ‘Barışı zorla dayatamayız. Barış ancak Kıbrıslılar, liderleri aracılığıyla inşa edebilirler” açıklaması önemli olmakla beraber içerdiği tanımlamalar itibarıyla yanıltıcıdır” denilerek devamla şunlar kaydedildi:
“Adada , coğrafi bir tanımlamanın ötesinde tek bir ‘milli kimlik’ olduğu varsayımına dayanan ‘Kıbrıslılar ibaresi, ‘Kıbrıs halkına yaptığı atıflarla birlikte okunduğunda Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıs gerçeklerinden ne kadar uzak olduğunu gösterir !..
Şu bir gerçek ki; Kıbrıs’ta dini ve dili, ırkı tamamen farklı iki ayrı halk vardır. Adada iki ayrı halkın, iki ayrı demokrasinin ve de iki ayrı devlet yapısının varlığının göz ardı edilemeyeceği vurgulanan açıklamada, kapsamlı çözüm için ortak zeminin bulunmadığı , mevcut şartlarda enerji , çevre, su kaynakları düzensiz göç, doğal afetler, sağlık, ticaret ve ulaşım alanlarında somut işbirliğine öncelik verilmesi gerektiği görüşü paylaşıldı..
Yine şu bir gerçek ki; Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını eşit görmeyen tutumu değişmediği sürece kapsamlı bir uzlaşıya varılmasının mümkün olmadığı vurgulanan açıklamada, “Kıbrıs Rum Yönetimi’nce adanın yeni askeri yapılanmaların bölgesel rekabetlerin ve jeopolitik hesapların parçası haline getirilmesi çabaları , yarım asrı aşan barış ve istikrar ortamını tehlikeye atmaya yöneliktir ve uzlaşı anlayışlarına hizmet etmez” deniliyordu...
Sonuç olarak; Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü , Ada’daki barışın temel güvencesidir ve bundan asla ve asla geri adım atılamaz. Türk askeri ilelebet adada kalmaya devam edecektir.
Kıbrıs Türk halkına düşen görev birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, temellerinde kahraman Mehmetçiklerimizin, Mücahit halkımızın ve Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarının canı ve kanı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır.