30 Ağustos Zaferinin 99. Yıl dönümünü kutladığımız bugünlerde, bu zaferi Türk milletine kazandıran başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyorum… 30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun…
30 Ekim 1918 Mondoros Mütarekesi sonrası Padişah’ın ve İstanbul Hükümeti’nin teslimiyetçi tutumu karşısında tek kurtuluş yolunun Milli Mücadele olduğunu anlayan Mustafa Kemal Paşa, Türk Milletinin Ulusal Egemenliğine dayanan; kayıtsız ve şartsız bağımsız yeni bir Türk Devletini kuracak güçte olduğuna yürekten inanıyordu..
I.Dünya Harbi sonunda gerçekleşen 30 Ekim 1918 Mondoros Ateşkes Antlaşması ile Anadolu ve Trakya, her türlü işgale açık bir duruma geliyordu. Mondoros Ateşkes Antlaşması hükümleri, galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanımasının bir sonucu olarak o günde Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçti. İngilizler; Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Konya, Maraş, Samsun, Bilecik, Merzifon, Urfa ve Kars’ı işgal etmişlerdi.. 9 Mart 1919’da İngilizler Samsun’a 200 kişilik küçük askeri birlik çıkarırlarken Merzifon’a da 50 kişilik bir Müfreze göndermişlerdi..
O günde Samsun ve çevresindeki Rumlar, 17-18 Mart 1919 tarihinde Samsun’a asker çıkaran İngilizleri de arkasına alarak , yaptıkları çete baskınlarıyla kargaşa çıkararak, Mondoros Ateşkes Anlaşması’nın 7. Maddesi gereği bölgeyi İtilaf Devletlerinin işgaline açmak istemekteydiler..
O günde İngilizlerin Samsun’a asker çıkarmaları bölge halkının tepkisini çekerken, 17-18 Mart 1919 gecesi Teğmen Hamdi Bey askerleriyle birlikte dağa çıkmıştı. Teğmen Hamdi Bey’in direniş için dağa çıkması üzerine İngiliz yetkililer İstanbul hükümetinden bir an önce tedbir almasını isteyecekti..
Mondoros Mütarekesi sonrası Samsun civarında karışıklık yaratan Rum çetelerine karşı Türk direnişi İngilizlerin dikkatini çekiyordu. Nitekim o günde İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri İngiliz Calthorpe 1918 Kasım sonlarında “Samsun’da mütareke hükümlerinin henüz uygulanmamış olduğunu ve Hristiyanları toptan öldürmek için Müslüman ahalinin silahlandırıldığını” iddia ediyordu.
O günde İngiltere, Padişah Vahdettin’e bu bölgede çatışmaların durdurulması için baskıda bulundu. Padişah yöredeki karışıklıkların önlenmesi, Mondoros Ateşkes Anlaşmasına uygun olarak Padişah’a bağlı bir düzenin kurulması için Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirdi. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a atanma emri 5 Mayıs 1919’da Takvim-i Vekayi’de yayınlandı.
Bu atama kararı, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da yapacağı hamleler ve milli mücadele girişimleri için büyük bir önem taşıyordu… 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya gönderilme kararının kendisine söylenmesinin ardından Nezaretten çıkarken Mustafa Kemal Paşa: “Heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önünde geniş bir alem, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim” diyordu.
Atatürk’ün 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya atanması Türk Milletinin kurtuluşu için planlarını hayata geçirmek adına büyük bir fırsattı. Atatürk, verilen görevi severek kabul etti. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Samsun’a götürmek için Bandırma Vapuru ayarlandı. Yolculuk için bütün hazırlıklar yapıldı . Atatürk ve silah arkadaşları, 16 Mayıs 1919’da Samsun’a doğru yola çıkarken Atatürk’e verilen görev Anadolu’da düşmana karşı başlayan direnişi kontrol altına almak ve direnişe engel olmaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün ise hedefi; Anadolu’da direniş örgütlerini birleştirip Milli Mücadeleyi başlatmaktı… Atatürk’ün 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya atanması Kurtuluş Savaşının planlarını hayata geçirmesine bir fırsat olacaktı..
İngilizlerin bu şikayetleri üzerine bölgede asayişi sağlamak için 9.Ordu Müfettişi olarak görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa, Türk Kurtuluş mücadelesi planlarıyla ve mahiyetindeki 55 kişiyle 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra o dönemdeki adı “Panderme” olan yolcu gemisiyle Samsun’a doğru yola çıkar.
Fırtınalı bir Pazartesi günü Samsun sahiline demir atan, bilinen adıyla Bandırma Gemisi’ndeki Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını, ilk olarak Havuzlu İsmail’in kullandığı sandalla Kurmay Binbaşı Mahmut Ekrem Bey karşılar ve Mustafa Kemal’in yanına giden Mahmut Ekrem Bey selam verir ve “Hoş geldiniz Paşam” diyerek Mustafa Kemal’i Samsun’da ilk karşılayan kişi olur.
19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkması Türk tarihinin bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışından itibaren yürüttüğü faaliyetler tamamen milli bir Türk Devleti kurmaya yönelikti.. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ile birlikte Türk Milli Mücadelesi de liderini bulmuş oluyordu. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı büyük Büyük Zafer’e giden yolun da başlangıcı olacaktı.. 19 Mayıs 1919 Türk Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin başlangıcıdır..
Türk Kurtuluş Savaşını Türk Milleti ile birlikte başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın birincil hedefi tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmaktı.. 19 Mayıs 1919, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı bir gündür. 19 Mayıs 1919 tarihi, Türk İstiklal Harbinin hukuken, siyaseten ve bir anlamda fiilen başladığı tarihtir. 19 Mayıs 1919, Türk Milletinin kendi istiklalini kurtarmak yönünde kendi azim ve kararını ortaya koyduğu tarihtir.
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla birlikte Türk milletinin milli mücadelesi de fiilen başlıyordu. Çünkü, Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından itibaren yürüttüğü faaliyetleri tamamen milli bir Türk devleti kurmaya yönelik faaliyetlerdi..
Atatürk Nutuk’ta “19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktım. Umumi durum ve manzara Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı Devleti şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalamış. Büyük harbin uzun yıllar boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde” diye başlar ve kurtuluş çarelerini sıralar ve şöyle söyler: “Efendiler, bu durum karşısında tek bir karar vardı. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir. Öyleyse Ya istiklal Ya ölüm”. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı gün üstlendiği görevin ruhu, tam bağımsızlıktı..
22 Mayıs 2017 tarihli Sözcü Gazetesindeki köşesinde “Atatürk’ü Samsun’a Kimler, Neden Gönderdi” başlıklı makalesinde sayın Sinan Meydan; Atatürk’e verilen görevleri şöyle sıralıyordu: 1-Bölgede asayişin sağlanması, 2-Silah ve cephanenin toplanıp koruma altına alınması, 3- Şuralar varsa ve asker toplanıyorsa bunların engellenmesi, 4-Şuraların kapatılması
Görüldüğü gibi Padişah Vahdettin, Atatürk’ü Anadolu’ya bazı yazarların iddia ettiği gibi durup dururken göndermiş değildir. Damat Ferit Hükümeti, doğrudan İngilizlerin notası ve isteği doğrultusunda harekete geçmişti. Verilen görev ve yetkilerden de görüleceği gibi Atatürk’ten istenen ve beklenen Anadolu’da bir Türk direnişini başlatılması değil, tam tersine yer yer başlayan direnişlerin etkisiz hale getirilmesiydi..
Atatürk’ün Samsun’a gelişi, İngilizler tarafından tedirginlik yaratır.. Atatürk Samsun’da 6 gün kaldıktan sonra 25 Mayıs’ta Havza’ya geçer. Mustafa Kemal Atatürk, Mesudiye Oteli’nde , beraberindekiler ise Ali Osman Ağa’nın konağında ağırlanır. Atatürk, Havza’da Milli Mücadeleyi örgütlemek için uygun bir ortam bulur..
İlk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti, Havza’da kurulur. Teşkilat ilk toplantısını “Taş Mektep” şimdiki Merkez İlköğretim Okulunda yapar. İlk miting Havza’da yapılır. Mustafa Kemal Paşa’nın talimatıyla gerçekleştirilen mitingde , İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali protesto edilir.
İlk Genelge yine Havza’da yayınlanır. 28 Mayıs’ta yayınlanan Havza Genelgesi, tüm Valilik, Kolordu Komutanlık ve bağımsız mutasarrıflıklara gönderilir. Havza Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktıktan sonra ilk resmi tepkisi olması dolayısıyla tarihte büyük öneme sahiptir. Atatürk, bu genelgeyle halkın işgallere tepki göstererek milli bilincin uyandırılmasını amaçlamıştı..
İngilizler, İstanbul Hükümetine verdikleri raporda Samsun ve çevresinde Müslüman halkın Rumlara baskıda bulunduklarını ileri sürmüşlerdi. Mustafa Kemal yaptığı incelemelerde durumun İngilizlerin iddia ettiklerinin tam tersi olduğunu tespit etti, eldeki kuvvetlerden yararlanarak Samsun ve çevresindeki Rumların çalışmalarını önledi ve asayişi düzenledi..
Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan Havza’ya geçerek Yunanistan’ın Batı Anadolu’da yaptığı işgallere karşı milli bilinci uyandırmak için 28 Mayıs 1919’da bildiri hazırladı. Havza Bildirisi telgrafla Askeri Yetkililere , İdari Amirlere ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine gönderildi..
Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa, Rauf Orbay, Refet Bele ve Kazım Karabekir Paşa ile haberleşti.. Ali Fuat paşa, Rauf Orbay ve Refet Bele ile Amasya’da buluştu. 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi hazırlandı. Genelgeyi Kazım Karabekir ve Mersinli Cemal Paşalar gönderdikleri haberlerle benimsediklerini bildirdiler. Genelge askeri ve sivil makamlara şifreli olarak gönderilmişti. Amasya Genelgesi ile Milli Mücadele bir düşünce olmaktan çıkıp, eyleme dönüştürülmüştü..
23 Temmuz - 07 Ağustos1919 tarihleri arasında Erzurum Kongresi düzenlendi.. Kongreye çoğunluğu işgal altındaki Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren Kongrede alınan kararlar Türk Kurtuluş Mücadelesinde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur. Kongre’yi Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi’nin açmasının ardından Mustafa Kemal Paşa Kongre Başkanlığına seçilmiştir..
Erzurum Kongresi kararlarında: “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez.. Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine millet birlikte karşı koyacaktır. İstanbul Hükümeti, Vatanın bağımsızlığını koruyamazsa bu amaçla geçici bir hükümet kurulacaktır. Milli kuvvetleri etkili, Milli İradeyi egemen kılmak esastır.. Manda ve Himaye kabul edilemez, azınlıklara ayrıcalıklar verilemez..” deniliyordu. Erzurum Kongresinin önemi büyüktür. Erzurum Kongresi bölgesel olmakla beraber, alınan kararlar geneldir. Alınan kararlarda Vatanın bütünlüğü, bölünmezliği ilk defa vurgulandı. “Milli Sınırlar” ifadesi ilk kez kullanılmıştır.
Amasya Genelgesiyle toplanacağı duyurulan Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919’da toplanmıştır. 11 Eylül’de çalışmalarını sona erdiren Kongre şu kararları almıştır. Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmiştir. Erzurum kararları genelleştirilerek kabul edildi.. Sivas Kongresi ile Erzurum Kongre kararları ulusa mal edildi ve de bölgesel mücadeleden ulus mücadeleye geçiş sağlandı.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın en iyi bir şekilde Ankara’dan yönetileceğini düşünen ve 27 Aralık 1919 tarihinde saat 14.00’te Dikmen sırtlarına gelen Mustafa Kemal Atatürk kendisini ve Temsil Heyetini bekleyen coşku ile dolu halkına teşekkür etti.
21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı bildiri ile Meclisin 23 Nisan 1920 tarihinde toplanacağı duyurulan ve de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Meclis-i Mebusan üyelerinden oluşan 324 milletvekili ile kurulan Meclis , 115 Milletvekili ile açıldı ve adının “Türkiye Büyük Millet Meclisi” olmasına karar verildi.
Türk Milleti , 23 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisini açarken Türkiye Cumhuriyeti’nin de temelleri atılıyordu.. 23 Nisan 1920 tarihi egemenliğin Hanedandan alınarak Türk milletine devredilişinin resmen başlangıcını oluşturan bir devrimin de tarihi idi. Böyle bir devrimin, yüz yıllar boyu değil gerçekleşmesi hayal bile edilmesi asla ve asla mümkün değildi.. 23 Nisan 1920 itibarıyla ayni zamanda demokratik rejimin de temelleri atılıyordu…
TBMM’de Misakı Milli Sınırları içerisinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşünden hareketle düşmanla mücadele kararı alınır. Kurulan düzenli ordularla savaşa girilir..
10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşmasıyla Türk’ün kendi anayurdunda hür yaşama hakkına son veriliyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu antlaşmayı sert bir dille kınayarak silahlı mücadeleyi başlatacaktı.. DEVAM EDECEK..