Uzun bir zamandan beri süregelen Fatma Ünal isimli iş kadınının sahte üniversite diploması alması konusu nihayet karara bağlandı. Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversite’nde başlatılan soruşturma kapsamında tutuksuz yargılanan Fatma Ünal, aleyhine getirilen 16 davadan suçlu bulunarak 5 yıl hapse mahkum oldu.
Şimdiye kadar hiç bu yönde bir karar alınmamıştı. Herhalde bu karar yargıda bir ilktir. Özellikle bir kadın sanık için.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, bu davada tam 31 tanık dinlendiğini ve 80 küsur belgenin de emare olarak işlem gördüğünü açıkladı.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yargıç Füsun Cemaller, Kıdemli Yargıç Vedia B. Barkın ve Yargıç Gülay Süleyman Uğur huzurunda görülen davanın detaylarını Başkan açıkladı.
Sanığın avukatı Süleyman Özsoylular sanığı savunurken, şu savunmayı yapmıştır.
“Sanık yaşamı boyunca ilk kez mahkemeye gelmiştir. Ayrıca sicili çok temizdir. Bunlar hafifletici sebep olmalıdır.”
Başkan Füsun Cemaller’in açıklamaları ve kamu değerleri açısından çok önemliydi.
Bakınız Füsun Cemaller neler söylemiş, hukuk ve sanığın avukatının söyledikleri açısından.
“Sanık lehine hafifletici nedenler var. Sanığa ceza takdir edilirken suçun ciddiyeti, vehameti ve sanığın kişisel durumu gibi tüm faktörler değerlendirilmiştir. Sahte resmi belge düzenleme suçu, 10 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Sanık derslere girmediği halde başarılı ders girişleri yapılarak transkript oluşturulmuş, Serdal Gündüz ifadesinde ilk sahte diplomanın sanığa verildiğine dair beyanları vardır. Sanığın okulla ilgili hiçbir işlemden bilgisi yoktur. Hatta okulun bile yerini bilmemektedir. Tez de, diplomadan sonra oluşturulmuştur. Tezin, ‘Juju’ isimli iş yerine teslim edildiği kanaatine varılmıştır.”
Yargıç Füsun Cemaller ayrıca üniversite içerisinde usulsüz işler yaptırmanın ülke açısından endişe yarattığını dile getirerek, sanığın “Hakkıyla mezun olmuş kişilere” şüpheyle bakılmasına sebebiyet verdiğini belirtmiştir. Yargıcın ve yargı heyetinin bu davada konuya kamu ahlakını zedelemesi yönünde ve zan altında bırakması açısından güzel bir açıklama yapmıştır.
Kaza Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Füzul Cemallar’in en çarpıcı açıklamaları şuydu:
“Hiçbir eğitim almadan, oldukça ciddi bir eğitim gerektiren tezli yüksek lisans diploması almıştır. Bu niyetle hareket etmek ‘Toplumu kandırmaya’ yönelik bir harekettir. Mahkeme bu tür suçlara asla müsamaha etmeyecek, hoşgörülü davranmayacaktır. Ülkemiz bu suçlardan derin yara almıştır.” Bu da mahkemenin temel prensiplerinden biri olan kamu ve toplum ahlakını koruması gerektiğini gösteriyor.
Verilen bilgiye göre mesela Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi genel sekreteri ve hissedarlarından Serdal Gündüz, diploma usulsüzlüğüyle ilgili olarak 15 yıl hapis cezasına çarptırılmış.
Gerçekten bu ve buna benzer sahte diploma meseleleri, bütün üniversiteleri şaibe altında bırakıyor. Hani birisine çamur atarsınız ya, size de “kanıtla” derler, bu mesele de kanıtlamaya benzer. Fatma Ünal’ın suçu kanıtlanıp mahkum olduğuna göre, bu meselenin de defteri kapanmış olacak. Sahte diploma konusunda o günlerde bazı kişilerin de ismi ortada döndü dolaştı. Onun ötesinde mahkemeden başka bir karar çıkmadı ve yargılanmadı.
Bir memur için çok önemlidir üniversite diploması, terfi ve barem açısından. Kaldı ki özel sektörde faaliyet gösteren Fatma Ünal memuriyetle ilgisi olmadığı halde neden bu yola baş vurdu ve başını belaya soktu, hala anlamış değilim. Üniversitede öğretim görevi mi yapacaktı? Hangi akademik bilgilerle ve birikimleri ile. Yani bana tuhaf geldi özel sektörde ekmeğini kazanan bu hanımın yaptığı kabul edilmez hata.
Benim çok sevdiğim bir kasabım vardır. O kasap liseyi bitiriminde Açık Öğretim Fakültesine girdi ve derslere muntazam devam ederek diplomasını aldı. Aldı ama o diploma içindeki ukteyi gidermekten başka bir işe yaramadı. O diploma halen kasap dükkanının duvarında asılıdır. Yani üniversite mezunu kasap…
Füsun Cemaller’in parmak bastığı bir ifade vardı…
“Hakkıyla mezun olmuş kişiler.”
Geçmişte bir dostumun bana aktardığı üniversite hayatında başından geçen olay aklıma geldi.
Liseden aynı devrede mezun olduğumuz bir arkadaş bana neden ülkeye bir yıl gecikmeli geldiğini sorduğumda bana şöyle demişti.
“Yahu liseyi bitirdik ve üç yıl üniversitede mimarlık okuduk Mimar-mühendislik Fakültesinde. Ancak bir hınzır profesör bana taktı. Onun iddiasına göre bir çizimde en önemli kolonun çizgisini çizmemişim. Kendisine sorduğumda, evladım projende çizmediğin kolon, bir binanın bel kemiğidir. Böyle mühendis olamazsın. Çok dikkatli ol, insanların hayatı söz konusu, demiş ve kendisine hak vermiştim.”
Yani üniversitede okumak, hem ciddiyet ister, hem de sorumluluk.