Geçmiş seçimlerle şimdiki seçimleri kıyasladığımda, teknolojinin daha bir egemen olduğunu görüyorum. 1976 seçimleri ve sonrasındaki seçimlerde bazı memurlar sandık sorumlusu olarak atanır ve seçim sonuçları açılıncaya kadar sorumlu oldukları sandıkların açılması ve oy sayımına kadar oradan ayrılamazlardı.

O seçimler ne kadar meşakkatliydi. Görevlilerin oy pusulasını okumaktan anası ağlardı. Hele şimdi yerel seçimlerde yine de hayli yorgunluklar ve heyecanlar olacak, ama eskilerden daha bir kolay sistem içinde.

Teknoloji dedik ya… Şimdiki bilgisayar programları, her şeyi kolaylaştırıyor. Bir haftada çıkan netice, şimdi uygulanan bilgisayar programları ile beş altı saat içinde veya daha erken sonuca ulaşmak mümkün.

Seçim döneminde hazırlanan afişler, el broşürleri, seçim kitapçıkları, adayların resimleri ve özgeçmişleri hep gözler önüne serilir. Diyeceğim şu…

Her seçim sonrasında sokaklar ve meydanlar artık seçim malzemeleri ile rezil olur. Şu meydanları kirletmek bütün partilere şamil olan bir husus. Anlayacağınız, seçim sonrasındaki seçim pisliklerini temizlemek de belediyelere düşüyor.

Genel seçimlerde karma oy kalktığına göre, adaylar çeşitli oyun oynayamayacaklar. Yani “Bir oy bana, diğerlerini başka partilere serp” alışkanlığı. Bu yeni durum, biraz da parti disiplininin ne derece uygulandığını göreceğiz. Bu sistemde adaylar parti içinde bir savaş verecekler. Sanırım bu seçimler netice açısından sürprizler yaratacak.

Bence karma oyun kalkması, hem iyi oldu, hem de kötü. Zaman zaman eş dostla konuşurken karma oyun kaldırılmasını tartışırız.

Mesela birisi der ki; “Yahu ben filan partiden aday olan dostuma oy veremeyecek miyim?” Sorusunu sorar. Öteki yanıtlar. “Arkadaş karma oy kalktığına göre, parti disiplinine uymak zorundayız. Aday listesinde sevdiklerimiz de var, sevmediklerimiz de. Hatta şaibeli aday olursa mecburen ona da oy vermiş olacağız, mühürü basmakla.”

Yani şimdi aşağı tükürsek sakalımız, yukarı tükürsek suratımız. Durum öyle değil mi?

İnsanların ideolojik farklılıkları da karma oy kalktıktan sonra kendini gösterecek.

Şu bir avuç memlekette kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz. Herkes ötekinin başında kaç tane saç teli olduğunu bilir. Özellikle kırsal yörelerde herkes birbiri ile akraba. Öyle aileler var ki, iki kardeş veya iki yeğen başka partilerden aday olmuşlar. Bütün aile kara kara düşünmeye başlar. Hatta seçim sonrasında kırgınlıklar da başlar.

Tabii ki söz seçmenindir. Seçmen, yapılan icraatlara ve beklentilere bakacak. Hangi parti gelecek vaad ediyorsa, ona meyledecek.

İktidar her zaman avantajlıdır. Esasında İktidar kanadı haklı olarak yapmış olduğu işlerle öğünürler. Muhalefet de yapacakları ile.

Oldum olası harekattan sonra yapılan Seçim ve Halk Oylaması gereğince en uzun süre tek başına iktidar olma şansını bugüne kadar sadece Ulusal Birlik Partisi yakalamıştır. Hükümet etmede tek başına iktidara sahip olma çok büyük bir avantajdır. O avantaj, o partiyi yeni başarılara götürdü. Hani derler ya “para parayı getirir” diye. Bu da ona benzer. Başarı, başarıyı getirir.

Kimse inkar edemez.

Harekat sonrasında güneyden kuzeye geçen, kuzeyden yani Türkiye’den gelen kardeşlerimizi yerleştirmek başlı başına bir dertler projesiydi ki, Ulusal Birlik Partisi alnının akıyla o işin üstesinden gelmiştir.

O günler hayli meşakkatliydi. Vatandaş iskan memurlarını sokaklarda yürütmezdi. Sorun kökten bitene ve Rum evleri tükenene kadar.

Bir konut sahibi olmak, her insanın en büyük hayalidir. O hayaller yaşar gençler. Bizim jenerasyon mutlaka ne yapar, ne eder mutlaka çocuklarına evleneceklerinde bir ev alır. Arazisi olan vatandaşlar müstakil ev yapar. Arazisi olmayan da bir daire satın alır.

Partilerin manifestosu açıklandığında vatandaş o manifestoya bakarak kararını verir. Önemli olan memleketin geleceği. Her seçimde olduğu gibi herkes bol keseden atıyor. Ama vatandaş da yapılanları unutmuyor.

Siz neylersiniz cepten atılanları. Elbet bu seçimler de bitecek ve unutulacaktır. Bize de hayırlı olmak düşer.

Kısacası seçim çalışmaları başladı, memleket hareketlendi.