Rumların en zayıf tarafı, kendi kendilerini aldatmalarıdır. Kıbrıs gerçeklerinde yaşananlar ortada. Özellikle Rum liderliğinin yürüttüğü politika, her zaman söylediğimiz gibi eserler yağarlar, adayı patlamaya hazır bir bomba haline getirirler ama, kuzeydeki Türkiye’nin varlığı yokmuş gibi başka güçlerin militarist olanaklarını kullanarak şov yapıyorlar. Bu duruma devamlı parmak basarız ama bizim söylediklerimizi hafife alan Rum liderliğine biz değil, Rum gazeteci ve akademisyen Dr. Mavros cevap veriyor.

Geçmişte Dr. Panayiotis K. Mavros’un pek çok kitabı yayınlandı. Şu anda Politis ve Filileftheros gazetelerinde yazılar yazıyor. Son yazısında Rum Liderin siyasi duruşunu ve icraatlarını bayağı etkileyici bir şekilde Hristodulidis’i ve onun yandaşlarını korkusuzca eleştiriyor ve eleştirmeye de devam ediyor.

Onun en etkili ve güçlü mesajlar veren sözleri şunlardır:

“Güneydeki geçit törenleri caydırıcılık sağlamaz. Türkiye adaya 30 mil mesafedeyken yapılan militarist şovları, aklı başında vatandaşlar için saçmalıktan ibarettir. Olası bir çatışmada kaçacak hiçbir yerimiz olmayacak. NATO’nun en güçlü ordusunu nasıl durdurabiliriz?”

Bu gerçekten de çok korkuyorlar. Yarım Kıbrıs’ları ile dünyayı aldatan Rumların bu oyunları daha ne kadar sürecek. İleride bir savaş daha olur mu? Olması mümkün. Bu kez olursa herhalde taş taş üstünde kalmayacak.

Sık sık temas ettiğim gibi, yarım Kıbrıs’larıyla türlü haltlar çeviriyorlar. Mavros da yazısında “Olası bir savaşta Kıbrıs’ın yarısı kül olabilir” diyor.

Onlardan da böyle akıllı ve mantıklı adamlar çıkınca Hristodulidis’e “bütün Kıbrıs’ın değil, yarım Kıbrıs’ın sahibi olduğunu hatırlatırlar.” Yani bu durum da bir yalana ve olmasını arzu ettikleri ama olamayan bir gerçeğe kendilerini kaptırmalarıdır.

Mavros’un endişelerinden biri de Ortadoğu’daki savaştır. Bakınız onun için ne demiş.

“Hristodulidis silahlanma politikasıyla adayı, Ortadoğu’daki savaşların bir parçası haline getirdi.”

Mavros’un şu mantıklı görüşlerine ne dersiniz, fanatizmden uzak.

“Ne AB, ne İsrail, ne de Ege’den Meriç’e kadar kendi derdinde olan Yunanistan bizim için Türkiye’ye savaş açar. Cumhurbaşkanı Hristodulidis boş söylemlerle kendimizi kendimizi kandırmamıza yol açıyor. Caydırıcılık amacıyla düzenlediği militarizasyon şovu niteliğindeki resmigeçit töreni, Kıbrıs’ın yarısını işgal (!) eden güç, tepeden tırnağa silahlanmış halde hemen yanıbaşımızdayken, yeni silah sistemimize bir nefes mesafedeyken ve cezasız kalmış hainlerin başımıza musallat ettiği 90 milyonluk ülke yalnızca 30 mil uzağımızdayken, en uç saçmalıkları bile geride bırakıyor. Aklı başında her vatandaş bu soruyu soruyor:

“ABD’den sonra NATO’nun en güçlü ordusunu biz nasıl durdurabiliriz? Kıbrıs’ın yarısı küle dönmeden, yüzlerce insan hayatını kaybetmeden yeni silah sistemimizi kullanmaya fırsat bulabilecek miyiz? Yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bugüne kadar gördüğü en kötü Cumhurbaşkanının şatafatlı ve kucaklamalarla kurduğunu iddia ettiği ittifakların yardımımıza koşmasını mı bekleyeceğiz?”

(Bu ifadeleri bence Tufan Erhürman’la kucaklaşmalarını kaytediyor.)

Bu arada Mavros, Ursula von der Leyen’in Avrupa Birliği Parlamentosu’nda yaptığı konuşmasında Kıbrıs’tan söz bile etmeyişini bir sitem olarak dile getiriyor.

Mavros Hristodulidis’e fena taktı. Onu “turist Cumhurbaşkanı” olarak tanımlarken; “Bizim Kıbrıs’cığımız uğruna Türkiye’ye savaş ilan edeceğimize inanıyorsak, kendimizi fena halde kandırıyoruz” sözlerini kullanmıştır. Bu da Türkiye’nin gerçek gücünün gözler önünde olduğunu kabul ettiklerini gösteriyor.

Mavros ve onun gibi düşünen nice realist Rumlar vardır. Bir yerde itiraf niteliğindeki bir sözler, belki Rumların akıllarını başlarına getirir.

Esasında Hrisodulidis bu yalanlarla ve kendisini aldatmalarla güney Kıbrıs’ı bir kere daha felakete sürüklüyor. Mavros’un ifadeleri onu doğru yola getirmeyi amaçlıyor. “Gerçekleri gör” diyor bir yerde.

Bundan bir süre önce Rumların yapmış oldukları katliamlar ve kayıplarımız hakkında bazı Rum siyasiler itirafta bulunmuşlar ve “Biz Türklere çok fenalıklar yaptık. Onlara bir özür borcumuz vardır” şeklindeki sözlerle kendilerini affettirmeye çalışmışlardır.

Öyle görülüyor ki, Hristodulidis’in işi önümüzdeki Başkanlık seçimlerinde hayli zor olacak. Mavro gibi güçlü bir akademisyen ve gazeteci peşine düşmüşse…