Rumları eski İçişleri Bakanı ve deneyimli siyasetçi Michalis Papapetrou, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı ziyaretinde, yayınladığı “Siyaset Yolculuğum-Mitos’tan Gerçekçiliğe” adlı kitabını da beraberinde götürmüş ve bu konuda Cumhurbaşkanlığı makamında sohbet ederek bir de hatıra resmi çektirmişler. O resimde KKTC ve Türk bayrakları ile Atatürk resmi arka plandaydı.
O hatıra resmi Rumların tepkisine yol açtı. Yapılan açıklamalar onu gösteriyor.
Rum basınında verilen haber şöyleydi:
“Fotoğrafta Türkiye ve KKTC bayraklarının yanında Atatürk portresi de var.”
Erhürman da bu ziyeretle ilgili bir açıklama yaptı.
“Deneyimli Kıbrıslı Rum siyasetçi Sayın Michalis Papapetrou ile buluştuk. Türkçe çevirisi ‘Siyasi Yolculuğum (Mitos’tan Gerçekliğe)’ adıyla yayımlanan kitabı ile ilgili güzel bir sohbet oldu.”
Bildiğim kadarı ile Papapetrou ünlü bir hukukçudur. Hatta oğlu da İngiltere’de hukuk tahsili yapmıştır. Papapetrou’nun geniş bir hukuk bürosu vardır ve yanında pek çok hukukçu çalıştırmaktadır.
Kapılar henüz yeni açılmıştı… O günlerde Rumlar AB’ye yeni girmişlerdi. Güneyden kuzeye, kuzeyden güneye akın akın insanlar gelip gidiyorlardı. Türkler pek hevesli değillerdi terk ettikleri mallarını görmek için ama Rumlar bu konuda hevesli ve meraklıydılar.
Papapetrou o dönemlerde İçişleri Bakanlığından ayrılmış ve basına bir beyanatta bulunmuştu. Yapmış olduğu beyanatta anımsadığım kadarı ile şöyle demişti.
“Biz Türklere çok acı çektirdik. Onları on bir yıl gettolara kapattık ve yıllarca insan haklarından mahrum bıraktık.”
Papapetrou’nun bu gerçekçi açıklamaları o zaman beni çok etkilemiş ve gerçekleri dünya kamuoyunun yüzüne cesurca haykıran bu Rum siyasetçiyi takdir etmiştim. Hatta pek çok yazımda bu ifadelerini ve Rumların İtirafları adlı bir kitap yazmayı hedeflemiştim.
Papapetrou’nun bu ifadelerini bir sohbetimizde merhum Kurucu Başkan Rauf Denktaş’la da konuşmuştuk. Hatta bana, “Çok iyi bir malzeme yakalamışsın. Bu tür Rum açıklamalarını kullanmak lazım, davamız açısından. Papapetrou’nun açıklamaları yalan mı? Hepsi de doğru. Kıbrıs Türkü Rumlar tarafından on bir yıl gettolarda yaşamadı mı? Yaptıkları katliamlar ayrı” demişti.
Maalesef o kitabımı yayınlayamadım ve kütüphanemin tozlu raflarında kaldı. Mesela Rumların katlettikleri Dohni (Taşkent)teki Türklerin sıra tabutlarını ve acı çeken insanlarımızı görünce bir açılama yapan Rum eski Dışişleri Bakanı Erartu Markulli şöyle demişti:
“Biz Türklere çok acılar çektirdik. Onlara bir özür borcumuz var” demişti.
Ben de bunun yorumunu köşe yazımda yaptığımda, “Bu kadar masum insanın katledilmesi bir ömürle ödenmez. Yani onların hayatlarının bedeli bir özür olamaz” demiştim.
Çok yoktur yine bir Rum yazar ve akademisyen de açıklama yapmış ve fanatik Rumları eleştirmiştir. Ve dahaları… Keşke sağlığım buna fırsat verse ve Rum itiraflarını bir kitapta toplasam. Ama bir gün birisi o itirafları kitaplaştıracak, eminim.
Herhalde Papapetrou’nun kitabını Türkçe olarak basılmış şeklini, bulabileceğim. Doğrusu o kitabı okumak isterim.
Fanatik Rumların çılgınlıklarını yüzlerine haykıracak kaç tane cesur insan vardır Rum toplumunda?
Bakınız… Durmaksızın yıllardan beri ortada dönen “güven yaratıcı önlemler” maskaralığı iki lider tarafından görüşülüyor ama bir netice çıkmıyor. BM Genel Sekreteri Guterres’in önerilerine rağmen Rumlar hala daha başka kapı açılmasına onay vermiyorlar.
Kaldı ki geçtiğimiz hafta güneye geçen bir kardeşimiz Rumlar tarafından darbedilmiştir. Ve dahaları.
Kıbrıs sorunu nasıl çözülecek, bunu bilen veya kâhin gibi tahminde bulunan varsa bize de söylesinler.