Gazi Mustafa  Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen  Türk Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasının ardından çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşunun  98. Yıl dönümünü Anavatanımız Türkiye’de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve temsilciliklerimizde  kutlarken  mutluyuz , gururluyuz.  Büyük Türk Milletinin en büyük bayramı,  29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun..
1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşına dünyanın  belli başlı  devletleri katıldı.  İtilaf Devletleri; İngiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan, İtalya, Yunanistan, ABD, Japonya , Romanya, Brezilya ve Portekiz’den oluşurken  İttifak Devletleri de Almanya, Avusturya, Macaristan, İtalya, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’dan oluşuyordu.. 4 Yıl süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti ile birlikte olan devletlerin yenilmeleri üzerine savaş kuralları gereği Osmanlı Devleti de yenik sayılmıştı.
İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti arasında 30 Ekim 1918’de Bahriye Nazırı Rauf Orbay başkanlığındaki Osmanlı Komisyonu ve İngiltere Temsilcisi Amiral Catthorp arasında  Limni Adasının  Mondoros Limanı’nda    imzalanan Mondoros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı Devleti fiilen ve hukuken sona eriyordu.  Mondoros Ateşkes Antlaşmasının  7. Maddesine göre , İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden  bir durumu  bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal edebileceklerdi. Nitekim, bu anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte işgaller  de başlayacaktı..
18 Ocak 1919’da gerçekleşen Paris Barış Konferansı; İngiltere, Fransa, İtalya, ABD ve Japonya liderliğinde 32 devletin katılımı ile gerçekleşmişti. Fransa ve İngiltere Konferans’ta  Doğu Trakya ile İzmir  çevresinin Yunanistan’a  verilmesini, sağlamışlardı.
Mondoros Ateşkes Antlaşması ile  Boğazların İngilizlerin  kontrolüne geçmesi yanında Çanakkale, Musul, Batum, Antep , Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve Kars’ı işgal ederken Fransızlar, Trakya’daki demiryolunun  önemli istasyonlarını, Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon’u işgal ettiler.  İtalyanlar ise Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e asker gönderdiler.
Yunan askerleri, İngiliz  gemilerinin ve askerlerinin korumaları altında 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgale başladılar. İzmir’in işgaline tepki olarak o günde Gazeteci Hasan Tahsin tarafından düşmana atılan ilk kurşun,Türk Kurtuluş Savaşının başlangıcı olurken  Yunanlılar üç koldan Ege bölgesini işgale başlayacaklardı..
Mondoros Ateşkes Mütarekesi’nin  Doğu Anadolu’da 6 vilayetin Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi Ermenileri harekete geçirdi. Kozan , Osmaniye, Mersin ve Adana’ya Fransızlarla birlikte Ermeni çeteleri geldiler.
Mustafa Kemal Paşa, Türk Milletinin ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız ve şartsız olarak bağımsız, yeni bir Türk devleti kuracak güçte olduğuna inanıyordu.  Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin teslimiyetçi tutumu karşısında kurtuluş yolunun Milli Mücadele  olduğunu anlamıştı. Düşman  işgallerine karşı bazı bölgelerde gösterilen direniş ve milli teşekküllerin kurulması da  Mustafa Kemal’i umutlandırmıştı..
Mustafa Kemal Paşa’nın  Anadolu’ya geçmek için fırsat aradığı günlerde  Karadeniz’deki Pontus Rum Çetelerinin bölgedeki Türklere karşı silahlı saldırıları da artmıştı. I.Dünya Savaşı’nın sonunda ortaya çıkan tablo, yeni Türk Devletinin  kuruluşuna giden yolu da açacaktı..  O günde Atatürk, yeni bir devlet kurma düşüncesinden hareketle çağdaş bir devlet kurmayı hedefliyordu.  Osmanlı Devleti’nde halk ve devlet  birbirinden ayrı idi. Atatürk’e göre halk, devletten ayrı olmamalıdır..
13 Kasım 1918’de  İstanbul’un  düşmanlar tarafından işgal edilmesinin ardından   İzmir’in 15 Mayıs 1919’da İngiltere’nin  desteğinde Yunanistan tarafından işgal edilmesi  Anavatanımız Türkiye’de ulusal bilincin  uyanmasına  ve Türk milletinin  birlik ve beraberlik içinde hareket etmesine neden olacaktı..
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının,  19 Mayıs 1919’da  Samsun’a ayak bastıkları günde  Milli Mücadele fiilen  başlar ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin de temelleri atılırken “Milli Egemenliğe dayalı kayıtsız  şartsız, bağımsız  ve egemen bir devlet istediğini dile getiriyordu.  Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’na başlarken Türk halkına milli bilincin kazandırılması için de mücadele verecekti.
19 Mayıs 1919 Türk Milleti için  önemli bir dönüm noktasıdır. Türk Kurtuluş Savaşı , Mustafa  Kemal Paşa’nın  19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak  basmasıyla başlamış olup özgürlüğe ve bağımsızlığa ilk adımın  atıldığı gündür.
Ulusuna inanarak ve  güvenerek 19 Mayıs 1919’da  dava arkadaşlarıyla  Samsun’a gelen Mustafa Kemal Paşa, 19-25 Mayıs  tarihleri arasında Samsun’da  kalır. 25 Mayıs 1919’da  Havza’ya geçen Mustafa Kemal, ilk temaslarını  Havza’da yaptı ve  29 Mayıs günü Havza  telgrafhanesinden çektiği  Genelgesinde  İzmir ve Ege’deki Yunan işgalinin uyandırdığı  tehlikelere  dikkat çekerek  milli protesto hareketlerinin ve mitinglerin  başlamasını istiyordu.   
21-22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi’nde ilk kez: “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını ve  Milletin İstiklalini  Yine Milletin Azim ve Kararı  Kurtaracaktır” deniliyordu.
Sivas ve Erzurum Kongresi öncesi Ordu Müfettişliği görevinden alınarak İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal Paşa bu gelişme üzerine  görevinden istifa edecekti..
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yer alan Erzurum Kongresi’nde  “ Ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, bölünemez.  Ulusal kuvvetleri ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır” deniliyordu.
Mustafa Kemal’in Amasya genelgesi ile yaptığı çağrı üzerine I. Dünya Savaşı’ndan sonra  işgale  uğrayan  Türk topraklarını  kurtarmak  ve Türk milletinin bağımsızlığını   sağlamak için çareler   aramak amacıyla seçilmiş  ulus temsilcilerinin  Sivas’ta bir araya gelmesiyle 4 Eylül-11 Eylül 1919 tarihleri arasında düzenlenen Sivas Kongresi’nde alınan kararlarda “ Milli sınırlar içinde  vatan bir bütündür, ayrılamaz.. Kuvvayı Milliye’yi tek kuvvet tanımak  ve milli iradeyi hakim kılmak esastır… Manda ve himaye kabul edilemez…” deniliyordu.
27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaşan Mustafa Kemal Paşa; bütün yörelerden gelen  halkın temsilcileriyle 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Milet Meclisi’ni açarak  bütün dünyaya karşı yayınlamış olduğu  beyanname ile  “Egemenliğin  kayıtsız şartsız Türk  milletine ait olduğunu”  ve “Büyük Millet Meclisi’nin üzerinde hiçbir makam bulunmadığını” ilan ettiği o günde yeni bir Türk Devleti  kuruluyordu. O günde  Büyük Millet  Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’yı Başkan seçerken  Mustafa Kemal  Atatürk’ün  önderliğinde İstiklal Savaşı da başlıyordu...
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile yeni bir Türk Devleti kurulmuştu.. Millet egemenliğine dayandığı ve demokratik bir yapıya sahip olduğu için, devletin isminin “Cumhuriyet” olması gerekiyordu. Ancak o günkü siyasi ortamın uygun olmaması  nedeniyle rejimin adı açıklanmamış, iç ve dış düşmanların  bunu bölücü amaçla  kullanmalarına meydan verilmek istenmemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, ‘Elçi’ kabul etme ve  atama, yasaları uygulatma, devleti temsil etme yetkilerine sahip olduğu halde, kendisine “Devlet Başkanı” anlamına gelen bir unvan verilmemişti. Bu nedenle devlet başkanlığı boş gibi görünüyordu…
..Büyük zaferin kazanılmasından sonra 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılarak Cumhuriyete giden yolda , en önemli engel aşılmış oldu.. Meclis tarafından  saltanatın kaldırılmasına rağmen, hala daha  Halifeyi devlet başkanı olarak görenler vardı.. Gerçekte , rejimin değişeceği ve kişisel yönetime son verileceği  daha Amasya Genelgesi’nde  ilk kez şu şekilde belirtilmişti: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı  kurtaracaktır.”
27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaşan Mustafa Kemal Paşa bütün yörelerden gelen  halkın temsilcileri 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak  bütün dünyaya karşı yayınlamış olduğu  beyanname ile  “Egemenliğin  Kayıtsız Şartsız Türk  Milletine Ait Olduğunu”  ve “Büyük Millet Meclisi’nin üzerinde hiçbir makam bulunmadığını” ilan etmiştir. Ayni gün Meclis ,Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti ve  onun önderliğinde İstiklal Savaşı başladı.
Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın  Samsun’a  ayak basmasıyla  kısa  sürede  merkezi bir nitelik kazanır. Bu süreçte arka arkaya 10 Ocak 1921’de I. İnönü Zaferi, 1 Nisan 1921’de  II. İnönü Zaferi, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında kazanılan  Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri ile  Türk yurdunun  kurtarılması yolunda önemli adımlar atıldı.
26-30 Ağustos 1922’de yapılan Başkomutanlık Meydan Muharebesinde gerçekleştirilen     Büyük Taarruz , Türk İstiklal  Harbinin son safhasıdır.  26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz sonucunda Yunan ordusu kısa sürede dağılır,  30 Ağustos’ta büyük zafer  gerçekleşir. 1 Eylül 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara , “İlk Hedefiniz Akdeniz’dir  İleri”! derken  düşmanın akıbetini de belirlemiş oluyordu.
 Türk askerleri kaçan düşmanı takip ettiler. Türk askeri her gün  bir şehri düşmandan  temizleyerek  9 Eylül 1922’de  Yunan’ı İzmir’de  denize  dökülmesinin ardından  11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması ile  Doğu Trakya da  teslim  alınıyordu.
Geriye dönüp bakacak olursak; 23 Nisan 1920’de açılan  Türkiye Büyük Millet Meclisi, 24 Nisan 1920 günü kabul ettiği ilk kararlarında  “TBMM’nin  Türk milletinin gerçek temsilcisi olduğu , TBMM’nin  üzerinde  başka bir güç tanınmadığını” belirtmiştir.   İşte bu Cumhuriyet idaresinin  başlangıcı demekti.
24 Temmuz  1923  Lozan Barış Anlaşması Türk Kurtuluş Savaşını  tamamlayan  siyasi bir zafer oldu. 27 Eylül 1923 günü Türk Basını, Mustafa Kemal Paşa’nın  Avusturya’lı bir  gazeteciye  Cumhuriyetin teşekkül edeceğine  dair verdiği beyanatının ardından , Ankara’da çıkan  Yeni Gün Gazetesi, 8 Ekim 1923 günü  “Yakında  Cumhuriyet ilan edilecek”  başlığı ile  bir  makale  yayınladı. 
13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu.  28 Ekim akşamı Mustafa Kemal Paşa  yakın arkadaşlarını  Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara  yarın Cumhuriyeti ilan  edeceğiz dedi. 29 Ekim günü Mustafa Kemal Paşa  hazırlanan  Cumhuriyet önergesini  Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdi. Meclis önergeyi kabul etti. Neticede 29 Ekim 1923 günü Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Türkiye  Cumhuriyeti’nin  ilanının ardından Mustafa Kemal Paşa oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhuriyet rejimi Türk milletine çok şeyler kazandırmıştır. Her şeyden önce  Cumhuriyet, egemenliğin bir şahsa, bir zümreye, bir sınıfa değil, millete ait olduğu  gerçeğini kazandırmıştır. “ Türkiye Cumhuriyeti’nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu” hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle  teminat altına alınmıştır..
29 Ekim 1933’te Atatürk Onuncu Yıl Nutku’nu okurken Türkiye Cumhuriyeti’nin  ilan edildiği 29 Ekim gününü en büyük bayram olarak armağan etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere; aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi, kahraman Mehmetçiklerimizi saygıyla selamlıyorum..
Büyük Türk Milleti Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah Arkadaşlarına Minnettardır..
Türkiye Cumhuriyeti  Sen  Çok Yaşa …