KKTC Dışişleri Bakanı Sayın Tahsin Ertuğruloğlu ile gerçekleştirdiğimiz son derece kıymetli ve samimi görüşme, Kıbrıs meselesinde adadaki stratejik tabloyu ve geleceğe dönük vizyonumuzu bir kez daha net bir şekilde ortaya koydu. Yüz yüze yaptığımız bu istişarede, adadaki milli davanın ve diplomasinin merkezindeki isim olan Sayın Bakan ile adanın geleceğini ve çözüm parametrelerini detaylarıyla değerlendirme fırsatı bulduk.
Görüşmemizde Sayın Bakan’ın da kararlılıkla vurguladığı üzere; bugün adadaki mevcut durumu doğru okumak son derece hayati. Basına yansıyan son gelişmeler, Rum yönetiminin zaman kazanma taktiklerini tescilledi. Rum lider Hristodulidis, bir yandan masaya yapıcı bir diplomasi zemini sunmaktan kaçınıp diyalog girişimlerini yanıtsız bırakırken, diğer yandan mülkiyet meseleleri üzerinden “İstedik mi tutuklama yaparız” diyerek bir tehdit dili kullanıyor ve görüşme taleplerini erteliyor. "Söz çok, icraat yok" anlayışıyla diyalog zeminini zorlaştıran bu yaklaşım, Rum tarafının diplomasiyi bir çözüm değil, baskı aracı olarak gördüğünün açık bir kanıtıdır.
Rum tarafının bu samimiyetsiz ve zaman kazanmaya dönük tutumu, Birleşmiş Milletler nezdinde de artık net bir şekilde görülmektedir. BM Temsilcisi Sayın Holguín’in “Yeni bir 5+1 toplantısının başarısızlıkla sonuçlanması riskini artık göze alamayız” tespiti, BM’nin dahi ucu açık ve takvimi belirlenmemiş görüşmelerin bir sonuç vermeyeceğini kabul ettiğini gösteriyor. Tarafların eşitliğini esas almayan hiçbir masanın kurulma şansı yoktur.
Sayın Ertuğruloğlu ile bizzat yaptığımız değerlendirmenin en temel noktası da tam olarak burasıdır: Ortadaki durum açıkça gösteriyor ki, adadaki Türk varlığını azınlık konumuna düşürmeyi hedefleyen “federasyon” tezlerinin bir çözüm getirmeyeceği ortadadır. Yıllardır denenmiş ve Rum tarafının tutumu yüzünden her defasında tıkanmış olan federasyon modelleriyle zaman kaybetme dönemi kapanmıştır. Adada adil ve kalıcı bir barışın tek yolu; Kıbrıs Türkünün egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edildiği iki devletli vizyondur.
Sayın Tahsin Ertuğruloğlu, diplomatik duruşunun yanı sıra devlet adamlığı sorumluluğunu insani yaklaşımlarıyla birleştiren son derece değerli bir isim. Makamının ağırlığını, davaya olan sarsılmaz inancını ve halkına olan samimi bağını her an hissettiren Sayın Bakan; akademik çalışmalarımızı ve yazılarımızı da yakından takip ederek bizleri onurlandırmıştır. Kendisinin bu vizyoner yaklaşımı, diplomasi masasında Kıbrıs Türkünün en güçlü dayanaklarından biridir.
Bu kararlı duruşun arkasındaki en büyük güç ise Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın da vurguladığı gibi; Türkiye, Kıbrıs Türkünün egemenliğini ve adadaki haklarını hiçbir dış politika konusuyla pazarlık etmeyecek net bir devlet aklına sahiptir. Anavatan’ın garantörlüğü ile KKTC’nin kararlı duruşu birleştiğinde, zaman kazanmaya dönük hiçbir hamlenin başarıya ulaşma şansı yoktur.
Kıbrıs’ta oyalanma dönemi geride kalmıştır. Gerçeklerin, milli duruşun ve egemen iki devletli geleceğin izinde bu davayı savunmaya devam edeceğiz.