Rum-Yunan ikilisi Megali-İdea hayalleri çerçevesinde Enosis hayali ile yaşarken ne yazık ki, dün olduğu gibi bugün de aramızda Rumlarla ayni devlet çatısı altında yan yana yaşamayı hedefleyenler vardır!.. Neymiş efendim, dünyaya açılacaklarmış!.. Neymiş efendim, dünya ile bütünleşeceklermiş!. Neymiş efendim, gençlerin önünün açılmasını sağlayacaklarmış!.. Kıbrıs Türk halkını ezeli düşman olarak kabul eden Rumlarla birleşmeyi savunanve “Birleşik Federal Kıbrıs”hayali ile yaşayanlar başlarını ellerinin arasına koyarak bunu bir kez daha düşünmelidirler!..
Dün olduğu gibi bugün de her vesile ile Rum-Yunan ikilisi “Garanti Antlaşmaları İptal Edilmeli Türk Askeri Gitmeli” diyor. Biz de diyoruz ki; “Garanti AntlaşmalarıDaha Da Güçlendirilmelidir”. Çok açık ve net olarak kendi kendimize sormakta yarar vardır. Anavatanımız Türkiye garantör devlet olmasaydı, Kıbrıs Türk halkının akıbeti ne olacaktı?.Bunu hiç düşünmek bile istemiyoruz.. Kıbrıs Türk halkı olarak; Girit’te, Rodos’ta , diğer Adalarda ve Batı Trakya’da yaşananları unutmadık ve unutmayacağız…
Dünden bugüne Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs Türk halkına tüm yaşattıklarına rağmen ne yazık ki günümüzde hala daha Anastasiadis: “1974’ten beri çözümü engelleyen Türk tarafıdır” diyor.Anatasiadis; 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırılarını ve 11 yıl boyunca Rum-Yunan ikilisini gerçekleştirmiş oldukları toplu katliamları gözden uzak tutmaya çalışmaları yanında siyasi çözüm adına Türk tarafının verdiği tavizler nasıl unutulur?
Unutmayalım ki, GKRY lideri Hristofyas ile büyük umutlarla yıllarca sürdürdüğü görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı sayın Mehmet Ali Talat: “Daha Ne Yapayım, Gidip Kendimi Saray Önü’nde Asayım Mı ?” demek durumunda kalırken, siyasi çözüm adına verdiği tavizler yetmezmiş gibi KKTC Meclisinin bilgisi dışında verdiği toprak tavizine karşı , Rum-Yunan ikilisinin 7 Temmuz 2017 sabahının erken saatlerinde 03.30’da CransMontana Konferansını terk etmelerinin ardından KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı sayın Mustafa Akıncı: “Bu Bizim Neslin Son Denemesiydi” demek durumunda kaldığını Kıbrıs Türk halkı unutmadı ve de unutmayacaktır!.
Rum tarafında çocuklar daha ilkokul çağlarından itibaren Türk düşmanlığıile yetiştirilirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde tarihi acı gerçekleri bile çocuklarımızdan gizlemeye çalışan siyasi partiler vardır, iktidarda oldukları günlerde tarih kitaplarında var olan bazı gerçekleri kaldıranlar, Rumların gerçekleştirmiş oldukları katliamları tarih kitaplarından kaldıranlar ve okullara yeni tarih kitapları hazırlayanlar vardı!.. Ne yazık ki günümüzde hala daha Rumlarla Federal devlet çatısı altında yaşamak isteyenler vardır. Çok iyi bilinmelidir ki gelecek açısından Kıbrıs’ta yaşanan gerçekleri çocuklarımızın , torunlarımızın bilmesinde yarar vardır.
Rumlar okullarında, Rum Ortodoks Kiliselerinde Türk düşmanlığı aşılanırken, düşmanlık duyguları pompalanırken, KKTC’de yaşanan gerçeklerin dile getirilmesini istemeyen, Rum-Yunan silahlı saldırılarını dile getirmek bile istemeyen ve hala daha günümüzde Rumlarla ayni devlet çatısı altında yaşamak isteyen bir azınlık vardır!.. Kıbrıs’ta var olan gerçekleri görmezden gelen, Rum-Yunan ikilisinin Megali-İdea hayallerini görmezden gelerek yeni bir görüşme sürecine kaldığı yerden devam edilmesi yönünde mesajlar veren, Rumlarla federasyonu hedefleyen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılmasını hedeflemeyen bazı milletvekillerinin şimdilerde KKTC Meclisinde ne işi var?
Ne yazık ki dünden bugüne hala daha Rum-Yunan ikilisi ‘Birleşik Kıbrıs’ hayali ile yaşamaya devam ediyor. Kıbrıs Türk Halkı anavatanımız Türkiye’nin desteğinde bunu daha önce 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ile denedi ama ne var ki; Rum-Yunan ikilisinin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosis’eEnosis’e sıçrama tahtası olarak görmeleri nedeniyle uzun ömürlü olmayacaktı.
Gelinen noktada, Rumların federal çözüm için görüşmelere kaldığı yerden devam edelim sözlerine kanmayalım, kimse bizi aldatmasın, Rumlarla bir ortaklık devletine asla fırsat vermeyelim, aksi taktirde aldanacak Girit misali yok olmaktan kurtulamayız. Kıbrıs Türk halkına düşen görev bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmaktır..
Rumlar sağcısı ile solcusu ile dünden bugüne hala daha Enosis hayali görürken Rum-Yunan ikilisinin günümüzdeki hedefi görüşme sürecine 07 Temmuz 2017 tarihinde CransMontana’da kaldığı yerden devam etmektir. Buna asla ve asla fırsat vermemeliyiz.
2023 yılında Rum tarafında yapılması hedeflenen Başkanlık seçimlerine en büyük parti durumunda olan DİSİ’nin adayı AferofNeofitu olup 2. Büyük parti durumunda olan Komünist AKEL Partisi ise Anastasiadis’in müzakerecisi olan AndreasMavroyannis’e destek vermesi bekleniyor. Bilindiği üzere her iki aday, hem AKEL hem de DİSİ olası bir siyasi çözümde Rumların her zaman son sözü söyleme hakkının olacağı bir siyasi çözümden yanadırlar. Bunun da adına kendilerince federasyon diyorlar!..
Gerçek şu ki; Rum tarafında seçimi kazanan hangi parti olursa olsun garanti antlaşmalarının iptalinden yanadırlar, Rumlar, sağcısı ile solcusu ile Türk askeri adadan gitmeli diyor, başka bir şey demiyor. Nitekim, 30 Mayıs 2022 tarihli yerel basınımıza yansıyan açıklamasında DİSİ Başkanı Neofitu, başkan seçilmesi durumunda kendisinin de Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk askerinin adada kalmasını kabul etmeyeceğini söyleyerek, en büyük güvenlik garantisinin Avrupa sistemi olduğunu belirtmişti.
Rum liderliğinin hedeflediği olası bir siyasi çözümde ne konuşulursa konuşulsun son sözü kendilerinin söylemek istediklerini çok net olarak ifade ediyorlar. Bunun da adına federasyon diyorlar ve KKTC’de bilinen bazı kesimler de Rumlarla Federasyon hayali içinde yaşamaya devam ediyorlar.. Halbuki Rum liderliğinin federasyon anlayışı ile Türk tarafının federasyon anlayışı arasında dün olduğu gibi bugün de çookk farklar vardır. Dolayısıyla Federasyon görüşme süreci bir kez daha başlamamak üzere tarihin derinliklerine gömülmüştür.
Yine 10 Mayıs 2022 tarihli yerel yazılı basınımızda yer alan 9 Mayıs mesajında CTP, Federal Kıbrıs’ın bir bütün olarak Avrupa Birliği içerisinde yer alması gerektiğini bildirdi. Yapılan açıklamada, Avrupa Birliğinin temelini oluşturan 9 Mayıs 1950 Schuman Bildirgesi’nin yıl dönümü olup Avrupa Günü olarak kutlandığı hatırlatıldı.
“Avrupa Birliği; insan onuru, özgürlük demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi temel değerleri benimsemektedir. Özgürlük, demokrasi ve eşitlik için mücadelenin devam ettiği Kıbrıs’ta söz konusu temel değerlere olan ihtiyaç da her zamankinden daha fazladır” ifadeleri kullanılan açıklamada , toplumlar arasında devam eden siyasi soruna ve bölünmüşlüğe rağmen Güney Kıbrıs, 2004 yılında AB’ne üye olurken , Yeşil Hat’ın kuzeyinin müktesebatın dışında bırakıldığı belirtildi.
Konu açıklamada; “Kıbrıslı toplumların eşit hak ve statülerini gözeten bir federal çözümle sorunun tarihe gömülmesi ve Kıbrıs’ın bir bütün olarak birlik içerisinde yerini alması, tüm Kıbrıslıların olduğu gibi Avrupa Birliği’nin de önceliği olmalıdır!” ifadeleri kullanıldı.
Sonuç olarak; dün olduğu gibi bugün de Enosis hayali ile yaşayan Rumlarla federasyon adil ve kalıcı bir siyasi çözüm olamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna giden yolda, Mücahit halkımızın, TMT mensuplarının, kahraman Mehmetçiklerimizin canı ve kanı vardır.. Kıbrıs Türk Halkına düşen görev, Anavatanımız Türkiye’nin desteğinde bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve yüceltmek ve de tanınmasını sağlamaktır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..