BM Genel Sekreteri Guterres , Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni Eylül 2024 tarihindeki yaptığı açıklamasında, BM Güvenlik Konseyi’nin görüntüsüne dair İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını sonlandırmamasını şu sözlerle tanımladı:

“Güvenlik Konseyi, modası geçmiş, adil olmayan ve etkisiz bir sistemdir.”

Bence bu açıklamaları bizim hayatımızı kötü şekilde etkileyen ve bir asra yakın süregelen Kıbrıs görüşmelerini de kapsamaktadır. Bu sözleri tarihe geçen sözlerdir. BM Güvenlik Konseyi adaletli olsaydı, Kıbrıs’ta ciddi şekilde değişen şartları göze alarak, 4 Mart 1964 kararını iptal eder ve sürecin gelişmesine katkı koyardı.

Yani yarım Kıbrıs’ları ile Rum tarafını Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortaklığına bakılmaksızın Kıbrıs’ı bu kararla kilitlemişlerdir.

Şimdi soruyorum.

“Sayın Erhürman, cehennemin ucundaki New York’a gidip Guterres’le görülmesine bu konuyu da kattı mı? Bu önemli kararın artık anlamının kalmadığını ona söyledi mi?”

Şayet söylemiş olsaydı, görüşmeden sonraki açıklamalarına bunu da eklerdi.

Bence gelmiş geçmiş Cumhurbaşkanlarımızın söylediklerinden hiçbir farkı yoktur, Sayın Erhürman’ın. Sadece nüans farkı vardır.

Tufan hoca ne dedi New York dönüşünde?

“BM’nin çözüm sürecine ilgisi sürüyor. Bu toplantı sadece yararlı değil, aynı zamanda verimli bir toplantı gerçekleşti” demiştir. Sanki Guterres bu görüşmede Rumlar lehinde bir tavrı olduğunu ve Türklerin ağzına bir parmak bal çaldığını söylemiş gibi…

Bence bu toplantı tek taraflı bir toplantı olmuştu. Lakin sıçanın sidiği de denize faydalıdır derler ya, Erhürman da Guterres’le tanışıp görüşmeyi arzulamış ve bu arzusu gerçekleşmiştir.

Yani bu sözleri çok duyduk, çok işittik. Seçilmesinden bu yana Rum tarafına yapılan girişimleri olumlu sonuçlanmamış ve bunların nedenlerini dile getirmiştir herhalde.

Tufan Erhürman, Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs Türkleri’nin hayatını olumsuz yönden etkileyen kararının iptal ettirmeyi başarır mı kendisini alnından öpeyim ve yılların olumsuzluklarının hem bu karar, hem de Rumların şımarık yapısına son verebilir mi?

Hele bu kararı Güvenlik Konseyi iptal etsin ve yarım Kıbrısları ile bütün dünyayı parmağının üstünde nasıl oynattığını kavrasın da görelim o zaman Rumların tavrını ve hallerini.

Bence Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün en büyük sebeplerinden biridir 4 Mart 1964 kararı. Tufan Erhürman “nezaket ziyaretine” gideceğine bu kararın üzerinde gitmelidir. Bütün gelmiş geçmiş Cumhurbaşkanlarımız buna parmak basmışlardır. Hele referandumda Türklerden, “EVET” Rumlardan da “HAYIR” çıkmasına rağmen onların “ödül” mahiyetinde tek taraflı AB’ye alınmaları iyiden Kıbrıs sorununu kilitlemiştir.

İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw bu duruma parmak basmış ve AB’nin hatalı olduğunu telim ederek çözümün, ancak iki devlet formülünde gerçekleşebileceğini vurgulamıştır. Bakınız Jack Straw’un 29 Mart 2021 tarihinde yapmış olduğu açıklamaya.

“Yıllardır devam eden iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm arayışları bir sonuca ulaşmamıştır. Kıbrıs’ta iki devletli çözüm anlamında çalışmalar yapılması gerekmektedir. Avrupa Birliği de bölünmüş bir Kıbrıs’ı tek bir ülke gibi kabul etmesi hatalıdır. Mevcut durum, Rumların lehine olmuştur.”

Öte taraftan aynı tarihlere denk gelen bir tarihe İngiliz parlamenterlerin açıklamaları da, “KKTC fiilen devlet olmuştur” şeklinde dünya basınına yansımıştır.

İşte Guterres’in Güvenlik Konseyi’ni suçlar niteliğindeki açıklamaları bu duruma tekabül eder. Suçlar demiyelim de gerçek durumunu diyelim.

O nedenle bu yazımı Sayın Erhürman’ı uyarmak için kaleme alıyorum. Umarım Sayın Erhürman, bu süreci doğru ve etkili bir şekilde sürdürür.

Şimdilik diyeceklerim bundan ibaret. Sayın Erhürman…